1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Genç Kızın Nixon'a Cevabı
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Genç Kızın Nixon'a Cevabı

A+A-

Genç kız: Vietnam Savaşını neden durdurmuyorsunuz?

Nixon: Kaç yaşındasın sen?

Genç Kız: On dokuz... Evet neden? Gücünüz mü yok?

Nixon: Hayır gücüm var, kullanıyorum da. Ben de bitirmek istiyorum ayrıca.

Genç Kız: Sistem mi engelliyor gücünüzü kullanmanızı?

Nixon: Sistem A! Evet... sistem var tabi. onu anlamaya, kontrol etmeye, onunla birlikte olmaya çalışıyorum.

Genç Kız: Sistemden vahşi bir hayvandan söz eder gibi konuşuyorsunuz.

Nixonun (Vietnam Savaşı dönemindeki ABD başkanı) sistemi anlamaya, onu kontrol etmeye ve onunla birlikte olmaya çalışması sadece bir temenni idi. Süregelen tarih, Nixson ve benzeri özlemleri taşıyanları hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor. Çünkü sistem dedikleri metafizik kategoride şeytanın Allaha isyan etmesi ile başlayan bir süreçtir. Maddi/Fiziki kategoride de Hz. Ademin asi ve kardeş katili (Brakuj) Kabil tarafından temsil olunarak ayakları arza indirilir. Artık sisteme, kaosun yıkıcı, ifsad edici ve karartıcı özelliği siner. Onu kozmik yapısından koparmaya başlar. Kabil artık şeytanın temsilcisi ve kaotik sistemin kurucusu olarak insanlık tarihine ifsadı, şiddeti, savaşı ve kanı bulaştırarak kötü bir başlangıç vücuda getirir. Artık Allaha dayanan ve tarihin sonunda da mutlaka galip olacak ve sonsuza dek üstün kalacak olan iyilik (hayr), sistemi ile beraber tarihe bir parazit olarak bulaşan ve tarihin sonunda da mutlaka ama mutlaka mağlup olacak olan ve sonsuza dek temsilcileri Cehennemde tutsak kalacak olan kötülük (şer) sistemi, Nixon un sistem diye adlandırdığı şey de tarihin bir başka yüzü olarak belirdi. Artık tarih iyiliğe tabi olan sistemle , kötülüğe şartlanarak, şeytan kulesini yükseltmeye çalışan sistem taraftarlarının savaş alanı haline gelir. Mazlumlarla zalimlerin, zayıf bırakılanlarla müstekbirlerin, yoksullarla mütreflerin, inananlarla kafirlerin, bilenlerle cahillerin çelişkisi, çatışması ve savaşı, tarih boyunca en belirleyici gerçek olur. Hz. Nuhun Sümerlere, Hz. Yunusun Asurlulara, Hz. İbrahimin Nemrutlara (Babil), Hz Yusufun ve Hz Musa nın Mısır Firavunlarına, Hz İsa nın Roma Krallarına, Zerdüştün İran Hükümdarlarına bu kutlu peygamberlik geleneğinin son ve tamamlayıcısı olan peygamberimiz Hz Muhammedin de Bizans, Sasani ve benzeri zulüm sistemlerine karşı vermiş olduğu mücadele, aslında tarihin en belirgin öznesidir. Peygamberler ve onların tarafında yer alan büyük kahramanlar,  inanmış ve insanlaşmış kitleler hep, bu en yırtıcı ve gemlenemeyen hayvan karakterli sistemle başları belada olarak savaşmış durmuşlardır. O gün yapılan savaş bu güne taşınmış ve bu gün de daha yoğun bir şekilde devam etmekte.

Gelinen tarihsel aşamada, Tevratta tanımlandığı üzere Leviathan (Denizden çıkan canavar), yani devlet/sistem, artık insanlığı vahşi pençesine almış. Yunanlı ahlakçı filozof Sokrates in deyimi ile balta delinin eline verilmiş. Kuranı  Kerim de mal, servet, imkan ve zenginlik olarak tanımlanan devlet, yani sadece nesne, meta ve eşya olan devlet, artık Nixon gibilerini Vietnam ve benzeri savaşlara sürükleyen sistem, artık şeytanların, kötü ruhların, hayvani ve delirmiş ruhların içine sindiği putlara dönüştürülerek, askeri karargah ve garnizonlarda, yargı, yasama, yürütme ve mahkeme salonlarında, parlemanto kürsülerinde, üniversite, akademi, okul ve düşünce kuruluşlarında, medya plazalarında, sivil, ticari, sportif ve sanatsal alanlarda, hemem hemen hayatın tüm yatay ve dikey hiyerarşik düzeninde...Tapınmaya sunulmuş ve milyonların kötü kaderinde başat rol oynayan devlet ya da sistemi tartışılması bile yasak olan, onun meşruiyetini tartışanları suçlu ve hain ilan eden, sadece kendisine kul,köle, kurban adanması istenen bir mabud, bir sanem, bir put... Evet sahte bir tanrı... İşte sisteme( Devlete) biçilen tarihsel rol.

Bu günkü dünyada bundan başka bir manzara görene aşkolsun. Ben şahsen göremiyorum. Yoksa bu günkü devletler arası dengeleri, politik oyunları, tüm dünyada oturtulmak istenen canavarca ve hayvanca denklemleri, tutuşturulan savaşları , istimlak edilen vatanları, sömürülen kitleleri, hayatlarına, inançlarına, eğitimlerine, kültürlerine, tarihlerine , örflerine, folklorlarına, sanat ve edebiyatlarına, kalkınma, ilerleme ve çabalarına, servet, mal ve zenginlik kaynaklarına konulan ipoteği nasıl açıklayabiliriz. Hergün insanlığın, ve yüce Allahın bize bir hediyesi olan tabiatın tahribatına, kıyımına şahit oluyoroz. Her gün yüzbinlercesinin ölümüne hastalanmasına, yoksullaşmasına sebep olan bir sistemin verdiği acılarla yatıp kalkıyor, bir bütün insanlık. Silah tüccarları birer canavara dönüşmüş. Her gün savaş tamtamları çalınıyor. İhtiyaca binaen yeni savaş araçları icad ediliyor ve insanlık kobay olarak kullanılıyor. Ölü bedenlerimiz üzerinde yeni icad olmuş silahların ve araçların reklamlerı yapılıyor.

Genç kızın Nixona verdiği cevabı bir bütün insanlık cephesi olarak hepimiz tekrarlıyoruz. Ey dünya egemenleri! sisteminizi izah ettiğinizde sanki vahşi bir yaratığı anlatır gibi konuşuyorsunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.