1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Gelecek kaygısı…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Gelecek kaygısı…

A+A-

Sorun yazmak, yazanı da okuyanı da yorar. Ne var ki Türkiye'de iç siyaset analizi, siyasi toplumsal analizler sorun merkezli olur. Zira bu ülke genelikle değişimi konuşmak yerine direnci konuşmak zorunda kalır.

Bunu doğuran sadece değişime direcin gücü ya da direnen yapıların kuvveti değildir. Onların yarattığı ters, kesin, alabora edici siyasi hortumlar da değildir, sadece...

Gerek devlet gerekse toplum düzeyinde geleceğe ilişkin bitmek bilmez bir kaygı hali de bu durumu besler...

Endişe arttıkça sorun merkezli algı artar, dahası sorun odakları beslenir...

Bu açıdan bakıldığından Türkiye'nin sorunlarının ardında iki büyük mesele yatar...

Bu meseleler geleceğe ilişkin kaygılardan beslendikleri kadar geleceğe ilişkin kaygıyı da beslerler ve fasit bir daire oluştururlar...

Bunlardan biri devlete, diğeri topluma ilişkindir...

Önce devlete ilişkin olana değinelim...

Aşırı merkeziyetçi ve müdahaleci bir yapı, rant dağıtımı üzerine kurulu tekelimsi bir yapılanma, siyasi yetki-siyasi sorumluluk mekanizmasındaki çarpıklık, yani askeri vesayet sistemi devlete ilişkin bildik yapısal sorunlar arasında yer alır...

Bu sorunlarla kavrulan bir devletin bir hakemlik kuruluşu olmaktan çok, taraflar arasında bir taraf olması, üstelik kendi çıkarını, kendisini işletenlerin çıkarını kollayan bir taraf olması şaşırtıcı değildir.

Zira adeta milletler arasında, kendi başına bir "millet", cemaatler arasında bir cemaat vardır ortada...

Böyle bir devlet anlayışının, otoriter yöntemlere başvurmadan toplumu ve toplumsal değişimi yönetmesi beklenemeyeceği gibi, sorun çözmekten çok sorun üretmesi kaçınılmazdır.

Gelecek endişesini gideren kerim devlet hissedileceği gibi, aynı zamanda, belki çok daha fazla bu endişeyi besleyen bir devlet anlayışıdır...

Ancak, günümüzün sorunları sadece devlet yapısına ilişkin meselelerden değil, aynı zamanda çeşitli toplumsal kesimlerin kendi aralarında meydana gelen gerginliklerden de kaynaklanıyor.

Zira biz her şeyden önce entegrasyon sürecini tamamlamamış, dış dünyayı hâlâ cemaatler olarak ve cemaatler halinde algılayan, dolayısıyla gizli açık, laik dini, etnik, siyasi, ekonomik cemaatlerden oluşan toplumuz...

Son dönemlerde bir ölçüde azalsa da hâlâ toplumsal gruplar ve çeşitli kesimler arasındaki toplumsal iletişim kopukluklarından muzdaribiz...

Şüphe yok ki bu durum toplumsal ve yapısal bir zaaf oluşturur.

Ancak asıl sorun bu zaafın çeşitli girdiler ve değişim baskısı karşısında kalmasıdır. Toplumun bu çerçevede zaman zaman ciddi toplumsal bütünleşme krizlerinin ocağına düşmesidir.

Örneğin dünyada ve Türkiye'de bireysel haklar ve toplumsal taleplerin mayasında meydana gelen değişiklikler bu girdilerden, dolayısıyla baskı unsurlarından birisidir...

Nitekim izole ve türdeş birey anlayışı üzerine kurulu muzafazakar ve cumhuriyetçi siyasi değerler, toplumsal kimliklerin farklılaşmasına ve farklılıklarıyla eşitlenme taleplerine cevap veremezler. Ve sorun artar... Kürt kimliği, laik kimlik, İslami kimlik sadece devlet karşısında bir durum ya da sorun yaratmakla kalmazlar. Aynı zamanda birbirleri için sorun olmaya başlarlar...

Onlar da gelecek kaygısından beslendikleri kadar gelecek kaygısını beslerler...

Gelecek kaygısı ve toplumsal komşuya güvensizlik temelde siyaset adına bir siyasetsizliğe, siyasete yönelik güvensizliğe işaret eder...

Bu sorun büyüyor ve büyüyecek…

Güvensizlik kaygısını hafife almayın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.