1. YAZARLAR

  2. Murat BELGE

  3. Gelecek belirsizliği
Murat BELGE

Murat BELGE

Taraf Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gelecek belirsizliği

A+A-

2014’ün sonuna çok bir süre kalmadı diyebiliriz. Tayyip Erdoğan yapmak istediği bir şeyi daha yaparak --ya da “olmak” istediği bir şeyi daha “olarak”-- Çankaya’ya ulaştı. Ancak onun bu başarısının partisi için --ve ister istemez kendisi için-- engebesiz bir gelecek yolu açtığını sanmıyorum. Tersine, şimdiye kadar denetim altında tutulabilmiş rekabetlerin, içsel çatışma kaynaklarının harekete geçeceği kanısındayım.

Şüphesiz yanılıyor olabilirim. Erdoğan bugüne kadar işletmeyi başardığı parti disiplinini Cumhurbaşkanlığı konumunda da sürdürebilir --olmayacak bir şey değil. Ancak, bu durumda da AKP’nin Türkiye’nin geleceğini olumlu yönde etkileyecek dönüşümler gerçekleştirme takatinin sonuna geldiğini düşünüyorum. “Muhafazakâr demokrat”, bir süreden beri, “demokrat olmayan muhafazakâr” sinyalleri veriyor. Erdoğan’ın seçim kampanyasında vurgulanan hedefler de genellikle “güç” kavramı çevresinde istiflenin şeylerdi. Bu zaten muhafazakârlığın pek fazla şaşmayan bir işareti.

Bu noktada CHP içinde de bir “kıpırtı” başladı. Eğer “iktidar”da bir yıpranma, bir tıkanma belirtileri görülüyorsa, insanların gözlerini muhalefete çevirmeleri ve orada neler olduğunu anlamaya çalışmaları normaldir.

Öte yandan, CHP’nin taze bir seçim yenilgisi var (başka türlü nasıl adlandırılır, bilmiyorum). Bu da parti içinde “hesap sorma” hareketi başlatabilecek bir olaydır, başlatması normaldir.

Ama bu “kıpırtı”yı, “muhalefet”i, “hareket”i, her neyse onu başlatanlar, CHP’de “daha Atatürkçü” olarak bilinen kanadı oluşturanlar. Dolayısıyla bunlarda CHP’nin kendi ölçüleri içinde “muhafazakârları”. Bu kesim şimdi parti yönetimini “seçim kazanamamak” gibi bir kusurdan ötürü (kazanamayan bir aday seçmek vb.) suçluyor ve bir yönetim değişikliği istiyor, ama adayı onlar seçtiğinde CHP’nin “oy potansiyeli”nin yükseleceği varsayımı bir hayli şüpheli. “Daha Atatürkçü” diye nitelenebilecek bir aday muhtemelen bulur, seçerlerdi, ama bu “daha Atatürkçü” adayın İhsanoğlu’ndan “daha fazla oy” alması hiç muhtemel değildi.

Cumhurbaşkanı seçimi kampanyasında Türkiye için “demokratik bir gelecek” çerçevesi çizen sözleri yalnız Selahattin Demirtaş söyledi. En az oyu alan olmasına rağmen, bu söylemiyle partisine de çok şey kazandırdı. “Demokratik bir gelecek” sinyali veren tutum, klasik “Atatürkçü” bir monizm değil, Demirtaş’ın söyleminde gördüğümüz türden bir çoğulculuktur. Ama şimdi CHP’den yükselen muhalefet sözlerinde bundan bir eser yok.

CHP, Türkiye’nin tek-parti geleneğinin ruhuna her zaman sadık bir parti olarak, içinde farklı kanatlar barındırır. Bu seçim deneyiminden sonra, “yenilikçi” denen kanadın bayrak açması ve “Demirtaş’ın söylemiyle kampanya yapacak bir aday yerine niçin İhsanoğlu gibi muhafazakâr birini seçtiniz” diye hesap sorması beklenirdi. Ama öyle olmadı ve parti gene Atatürkçülük yarışında.

Bu da, zaten, Türkiye’nin bir numaralı sorunu: iktidar şöyle, böyle orası tamam --alternatifi ne?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.