1. YAZARLAR

  2. Memet Ali Erçan

  3. Gayp ve Peygamberlik
Memet Ali Erçan

Memet Ali Erçan

Yazarın Tüm Yazıları >

Gayp ve Peygamberlik

A+A-

    Diğer yazıda gaybın kısa çerçevesini ve Allah’ın dışında kimsenin gaybı bilmediğine, melekler, cinlerin ve Hz. Muhammet’ten önce gelen peygamberlerin de gaybı bilmediklerine değindik.  Bugün gayb konusunda bizi ilgilendiren en büyük konu “Gayb ve Peygamberlik” konusundur.

 

     Bugün Müslümanlar gayb konusunda peygambere nasıl bakıyor? Son peygamber gayb konusunda diğer peygamberlerle aynı konumda mı, yoksa onlardan farklı bir konumda mı? Bu soruların cevapları ayetlerde bulunmaktadır. Cevapları ayetlerde aramadan önce mevcut peygamber tasavvuruna bakmakta yarar var.

 

     Mevcut peygamber tasavvurunun gaybı bilgileri çok fazla. Tasavvurda ahir zamanda ümmetiyle ilgili birçok gaybı bilgi veriyor. Ümmetinin ahir zamanda yetmiş iki fırkaya ayrılacağını söylüyor. Tabi bunu yaparken Şii ve Sünni ayrımı yapmıyor. İkisine bir kota vermiş, yetmiş üç olma olasılığı yok.  Fırkaların sağ ve sola ayrılanlar mı, cemaatler mi, mezhepler mi, partiler mi yâda sadece bir ülkenin içindekiler mi olduğu kısmı da yok. Bunların içinde bir tanesi hak yoldaymış diğerleri batıl.

      İkinci peygamber tasavvuru ölümünden asırlar sonra gerçekleşen birçok büyük savaşın sonuçları hakkında bilgi verendir. Kimin nereyi fethedeceğini bildiği ve fethi yapan Müslüman komutanlara övgüler yardırmış. Ayrıca fetihten önce ve sonrasında nöbet tutan askerleri de ihmal etmemiş. Birçok büyük sıkıntıda sahabeleri savaşlara göndermiş, beyaz elbiselerle yardıma gelmişler, savaş kazanıldıktan sonra sahabeler birden kaybolmuşlar.

 

         Mevcut tasavvurun güncel bir boyutu da var. İç sorunların çabuk hal edilmesi için sanal âlemin imkânlarını biliyor, twitterlerin çoğaltılmasını istiyor. Rüyalara giriyor, stratejiler veriyor.  Müslümanları katleden silahlı örgütler hakkında da bilgi veriyor, onlara siyah bayraklılar diyor. Kıyametin alametleri içerisinde saydığı siyah bayraklıları, Müslümanların başına musallat olan bela olarak değerlendiriyor. Teknolojik her gelişmeye kapalı yorum yapıyor, Müslümanların elinde o teknolojik imkanlar varsa sorun görmüyor. Ellerin de yoksa o teknolojiyi ve ilerlemeyi kıyametin alameti sayıyor. Bu tasavvuru  mübarek geceler ile seçim tercihleri  gibi birçok şeyde görmek de mümkün.

 

 

      Mevcut tasavvur Kur’an dışında oluşturulmuş. Tasavvurun  Kur’ani  hiçbir yanı olmamasına rağmen beklenen itirazlar çok düşük seviyededir. Konuyla ilgili yazılanlar ve söylenilenler ise çok az. Eğer konunun üzerinde durulsa ve konu ayetler eşliğinde aydınlatılmaya çalışılırsa bu tasavvur değişecek, olması gereken ortaya çıkacak. Bu sefer de çok kişi konumundan olacak, birçoğunun da menfaatleri elden gidecek.

 

     Kur’an’daki birçok ayet bu tür bir tasavvurları şiddetle red etmiş. Maide süresinin 109 ayeti mealen:  Allah peygamberleri tek tek çağıracak, sizden sonra davetinize ne derece uyuldu diye soracak, peygamberler, hiçbir bilgimiz yok, her şeyi hakkıyla bilen sensin diyecekler, diyor. Bu ayette Hz. Muhammed istisna demiyor. Demek ki Hz. Muhammed de kendinden sonra ümmetinin davetine ne derece uyduğunu bilmiyor.  Buna yetmiş iki fırka meselesi dahil yukarıda bahsettiğimiz bir çok konu hakkında bilgi verecek yetkide olmadığını ayet açık açık belirtiyor.

 

  “De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz? (Enam/50), Muhammed'e Rabbinden bir mucize indirilse ya! Diyorlar. De ki: Gayb ancak Allah'ındır. Bekleyin (bakalım) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim,”(Yunus/20). Bu iki ayette durumu açıkça gösterilen ve başka ayetlerde sadece uyarıcı olduğunu söyleyen bir peygambere karşı, çağımızda neden Kur’ani olmayan gaybı bir tasavvur çiziliyor?

 

   Toplumda din konusunda inandırıcılığını yitirenler yeni bir peygamber tasavvuruyla konumlarını yenilemenin peşinden koşarlar. Kendi amaçlarına ulaşmak için ayet uyduramazlar. Çünkü Kur’an’da her şey açık ve nettir. Fakat peygamber beşerdir ve onun söyledikleri insan kaynaklıdır. Söyledikleri nesilden nesile insanların eliyle gelmiş. İnsanlar söylediklerini kayıt altına alıp sonraki nesillere aktarmışlar. Bunda dolayı onun söylemediği bir şeyi söylemiş gibi yapmak ilahi bir delil gerektirmiyor. Dinleyenler de çoğunlukla delil istemedikleri gibi Kur’an’a ters mi değimli sorusunu sormadıklarından peygamber üzerinden kişisel amaçlarına ulaşmak isteyenler, söylemlerini peygamber söylemiş gibi insanlara anlatırlar.

 

      Peygamberin söylemediği ve yetkisi olmayan bir şeyde peygamberi şahit göstermek ona iftira atmaktır. Bu tür eylemlerde bulunanlar da genelde toplumda din konusunda az çok ehil görülenlerdir. Sıradan insanların yapamayacağı iftiraları peygambere atarak, yeni bir şey bulmadıklarını bilmelerine rağmen ısrarla söylediklerinin doğru olduğunu kanıtlamaya çalışırlar. Bu tür söylemleri olanlar kolay kolay ikna olacak tipler değildir. Bunlara her türlü gayb ile ilgili bilginin anahtarı yanlıca Allah’tadır diyerek onlardan uzaklaşmak gerek. Daha sonra bunların sapkınlıklarını ve ihtiraslarına peygamberi alet ettiklerini topluma deşifre etmek gerek. Oluşturdukları peygamber tasavvurunu ayetlerle çürütmek gerek. Sessiz kalmak ve umursamamak onların iftiralarına ortak olmaktır.

 

      Kuşkusuz Kur’an dışında oluşturulan peygamber tasavvurları her dönem mevcut olmuştur. Halifeler döneminde bir soğan satıcısı bile soğanlarını satmak için peygamberi şahit göstermiştir: “Peygamberden duydum, Basra’dan gelen şeyhin soğanlarından bir tane alan kendine cennetten bir karış toprak almıştır” diyerek soğanlarını satmaya çalışmış. Soğan satıcısından, ordu komutanına, devlet liderinden, tarikat şeyhine kadar tarih boyunca peygamber üzerinden kendilerine menfaat sağlamaya çalışanlar olmuş. Günümüzde de bunlardan eksik kalanlar az değil. Bunların önüne geçmenin iki yolu var: Birincisi, Kur’an’da gayb konusunu az çok bilmek gerek. İkincisi, söyledikleri her hadisin delilini sormak gerek, ayetlerle hadislerin çelişip çelişmediğini araştırmak gerek. Aksi taktirde bu tür insanların anlatığı peygamber peygamberimiz olmaktan çıkar. Böyle bir peygamber de bizlere fayda vermez, sadece menfaatleri için hadis uyduranlara fayda verir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.