1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. Ğ A L İ B U N…
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

Ğ A L İ B U N…

A+A-

    

            “Galibiyet” ve ”mağlubiyet” kavramları tarih boyunca insanoğlunun hayatında ki en önemli kavramlardandırlar. İnsanlar fert veya toplum olsun fark etmez, fıtri olarak daima galibiyet peşinde koşarlar. Eğer gayelerinde galibiyet yoksa o zaman kendileri mağlubiyeti tatmak durumunda kalacaklardır. Mağlubiyet ise, insanoğlu için esfelliktir, ehvenliktir. Hiçbir kişi veya topluluk, mağlubiyeti asla istemez. Ama kişinin/topluluğun takındığı bazı tavırlar, sergilediği bazı davranışlar, işlediği bazı hareketlerdir ki, kişiyi veya topluluğu mağlup olmak zorunda bırakabilmektedir.

            Galibiyet, kurallara ve ideallere sahip olmayı gerektirir. Mağlubiyet ise kuralsız ve idealsizlikle beraber gelir. Kişi veya toplumun bağlı olduğu kurallar-kaideler ne kadar sağlam ise ve taşımış olduğu ideal ne kadar ulvi ise, o kişi veya topluluğun galip olma oranı da aynı derecede yüksek olur. Elbette ki uyulduğu iddia edilen kurallar ve sahip olunduğu iddia edilen ideal sözde kalmamalı, özde sahip olunmalıdır. Kurallar ve idealler gerçekten hayata yön vermeli, hayata hâkim olmalıdır. Sözde kurallara ve ideallere sahip olunarak kişi veya topluluklar galibiyeti sağlayamazlar, ciddi bir varlık gösteremezler. Bu tür insanlar, bu halleri devam ettiği sürece daima edilgen, daima sönük kalmak durumunda kalırlar. Hükmedemezler, başkaları tarafından kendi(leri)ne hükmedilir(ler)! Bu istemsiz durum, ümmet olarak asırlardır yaşaya geldiğimiz çok acı ama gerçeğin ta kendisidir…

Galibiyet kavram olarak da, yaşayış olarak da ümmet olarak çoktandır hayatımızın ve hatta zihnimizin dışına çıkmış bir kavram haline gelmiştir. Mağlubiyet, ne yazık ki an be an yaşaya geldiğimiz, iliklerimize kadar tatmakta olduğumuz bir olgu olmuştur. Bu hal üzere olduğumuz sürece kendi kendimizle muazzam çelişkileri, gelgitleri yaşamaya devam edeceğiz demektir. Niçin bu çelişkileri yaşadığımızı Allah(cc)’ın Mecid kitabında buyurduğu ölçülerle kıyasladığımız zaman, daha da net olarak görebileceğiz:  

“(Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah'ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o müminlere, müjde!” (Tevbe, 12) 

Bu ayette belirtilen ölçülere ne kadar bağlıyız? Samimiyetle bu özellikleri ne kadar üzerimizde taşımaktayız? Eğer bu ayetin buyurduğu vasıfları üzerimizde gereği üzere taşımazsak, galip olmamız mümkün değildir. Hâşâ mümkün olursa(!); Qur-an kendisi ile çakışır, çelişir duruma düşecek demektir!

             “Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter.” (Fetih Suresi, 28)

Hidayet ve hak din ile diğer bütün dinlere üstün olunmaktadır! Bu hak üzere oluşa da bizzat Âlemlerin Rabbi kendisini şahid tutmaktadır. Bu hidayet ve hakkaniyette herhangi bir eğrilik, herhangi bir çelişki olamaz, olmamalıdır! Yani ayeti kerimelerde buyurduğu vasıflarla tam namlıyla vasıflananlar bu galibiyeti tatmaktadırlar/tadacaklardır! Qur-an’ın ölçülerine tam bir teslimiyet ile teslim olanlardır o üstün galip gelenler!

Evet, Allah(cc)’ın dini elbette ki bütün beşeri-cahili dinlerden üstündür. Bu dine gerçekten, gereği üzere mensup olanlar da diğer dinlere mensup olanlardan üstündürler. Hem de hayatın her yönüyle onlardan üstündürler. Elbette ki Allah(cc)’ta buna şahidlik etmektedir. Ekonomide, teknolojide, kültürde, ilimde, edebiyatta, sanatta, insan ilişkilerinde, iffette, nezakette, temizlikte, edepte, hayâda, takvada…

  Ne yazık ki günümüz gerçeğine baktığımızda bu gerçek bambaşka bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Yani Müslümanlar, bu gün üstün değillerdir. Tam tersine ehven düşmüşlerdir, düşkün kalmışlarıdır. Öyleyse Müslümanlar olarak bunun nedeninin, niçinini, nasılını iyi araştırıp öğrenmek ve hal çarelerine odaklanarak, isabetli bir sonuca bağlamak zorundayız.

Rabbimiz müminleri nasıl vasıflandırmaktadır? Rabbimiz ümmeti nasıl izah etmektedir? Rabbimiz Müslümanlar arasındaki bağları, ilişkileri ne tür ölçülere bağlamaktadır. Ümmet olmanın, mümin olmanın gerekleri, şartları nelerdir? Müminin sorumlulukları, yetkileri, hakları nelerdir? Müminlerin kişilik özellikleri nasıl sıralanmaktadır? Müslümanlar birbirlerine karşı net tür hak ve sorumluluklara sahiptirler? Evet, bu soru zincirini elbette ki daha da uzatabiliriz, ama gerek duymuyoruz.

Allah(cc) kimleri galip etmektedir? Kulak verelim!

“Ve hiç şüphesiz; bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır.” (Saffat, 173)

 “Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “Şüphesiz Arz’a salih kullarım varisçi olacaktır” diye yazdık.” (Enbiya, 105)

“Allah’ı, sakın elçilerine verdiği sözden dönen sanma. Gerçekten Allah azizdir, intikam sahibidir.”(İbrahim, 47)

“De ki: “Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz.” (Taha, 135)

“Allah, takva sahiplerini (inanarak ve inançlarını uygulayarak) zafere ulaşmaları dolayısıyla kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz ve onlar (hiç bir şekilde) hüzne kapılmayacaklardır.” (Zümer, 61)

“Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.” (Saff , 9)

“Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah’ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılâba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.” (Şuar, 227)

Rabbim bu ve diğer bütün ayeti Celileleri gereği üzere anlamamızı, inanmamızı ve de yaşamamızı müyesser kılsın inşallah.

                                                                                                                                                                                                                        

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.