1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Fıtrat ve akıl hakem olabilir mi?
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Fıtrat ve akıl hakem olabilir mi?

A+A-

dunyabulteni


Din kendini insanın fıtrat ve aklında referans arıyor. Başka bir deyişle, dinin temel varsayımına göre insanın fıtratı temiz, aklıselim ise dini tasdik eder. Bu böyle olmakla beraber ortada cevabı aranması gereken bir soru var. Akıl ve fıtrat dinin üzerinde hakem olabilir veya dini kritik edebilir mi?

Konuya “akıl ve fıtrat” yönünden de bakabiliriz. Bir örnek verelim:

Bir hadise göre “Bir kadın kocasının vücudunun her yerini irin ve yara kaplasa ve kadın o irinleri yalasa dahi kocasının hakkını eda edemez.” Bu söz -ki çok ağır bir hüküm cümlesidir- hadis kaynaklarında yer alır. Şu var ki bu söz okuyan veya işiten birine refleksif olarak itici gelir. Söz fıtraten iticidir. İnsan ister istemez sorar :” Resulullah böyle bir şeyi der mi?’ Sözün hadis olup olmadığını tabii ki senede bakıp anlayacağız, ama varsayalım ki sened açısından hadis sınavdan geçti. Hadisçilere göre senedle iş bitmez, sened kritiği yanında “metin kritiği” de yapmalı. Peki metnin kritiğini neye göre yapacağız? Kriterlerden biri sözün fıtraten bize itici gelmesidir. Allah’ın Elçisi (s.a.)’ne izafe edilen söze bakıyoruz, “mevzu-uydurma.” Söze, ilk duyduğumuzda fıtraten itiraz ettik. “Bir kadının kocasının her yanından kan ve irini yalamasını” fıtrat reddetti. Efendimiz’in ağzından böylesine itici, tiksindirici ve haksız bir söz çıkamaz deriz. Muhaddisler bu yüzden sened kritiği yanında metin kritiğini şart koşmuş, bu meyanda fıtrata aykırı gelen rivayetlerin mevzu olacağını söylemişlerdir.

Aklında kriter olabildiği yerler vardır. Bu olaya sahih bir hadis üzerinden örnek vermeye çalışalım:

Bir hadise göre, Efendimiz buyuruyor ki “Üç şeyde uğursuzluk vardır: Kadında, evde ve atta”. Peki, bu söz bize makul geldi mi? Burada fıtrat açısından bir sorun yok. Ancak bu kez akıl sözün doğruluğuna karşı geldi. Evde, kadında ve atta neden uğursuzluk olsun? Hem uğur nedir, uğursuzluk nedir? Felsefi ve kelami olarak düşündüğümüz zaman bu hükmün bir manası yok. Bir sahabe, Efendimiz’in vefatından epey sonra bu hadisi duyunca, Hz. Aişe’ye gidiyor. “Bu söz bir hadis mi?” diye soruyor. Hz.Aişe hadisi kimin rivayet ettiğini soruyor. “Ebu Hureyre!” cevabını alınca, Hz. Aişe, şöyle duyor: “Efendimiz böyle bir hadis söyledi, ben de oradaydım fakat hadisin aslı şudur: Efendimiz buyurdu ki “Cahiliye Arapları şuna inanıyorlardı (o sırada Ebu Hureyre girdi). Üç şeyde uğursuzluk vardır; kadında, atta ve evde” . Ebu Hureyre hadisin ikinci kısmını aldı, birinci kısmını duymadı diyor. Buna maktu’ yani kesik hadis denir, onu duymuş Ebu Hureyre. Haber ve bilgi doğru ama eksik. Hadis’in aslı şudur: “Cahiliye Arapları üç şeyde uğursuz olduğuna inanırlardı: Kadında, evde ve atta.” Tabi ki bu inancın sahih bir temeli yoktur.

Bizi ilgilendiren soru şudur. Biz bu sözün hadis olamayacağına nasıl kanaat getirdik? Akılla!

Yukarıda değindiğimiz üzere, muhaddisler bir hadisin Efendimiz’e ait olup olmadığını tespit etmek için iki yöntem kullanıyorlar: Bir senet kritiği bir de metin kritiği. Senet kritiğine göre söyleyenin yalancı mı, cahil mi, günahkar mı, unutkan mı vb. olduğuna bakılır. Ama bununla da yetinilmez. Hadis senet açısından sahih ise bu sefer metin kritiği yaparlar. Burada akıl ve fıtrat birlikteliği söz konusudur. Varsayalım ki Allah’ın Resulü şöyle buyurdu: 2x2 5 eder. Muhaddise göre, bütün raviler sapasağlam olsa dahi hiç tereddüt etmeden bu sözün mevzu-uydurma olduğunu söyler. Çünkü matematiğin apaçık bilgisine aykırıdır. 2x2 4 eder. Bu açıdan teslis batıldır, çünkü 3 ayrı 1 3 eder, 1 etmez; 1 3 değildir, 3 de 1 değildir. Varsayım ki bir hadiste de Efendimiz buyurdu ki parça bütünden büyüktür. Hiç düşünmeden bu söz atılır. Çünkü apaçık mantık kurallarına göre parça bütünden küçüktür. Varsayalım ki Efendimiz buyurdu ki “Beyaz horoz kesip yiyen, cennete gider.” Bu söz apaçık uydurmadır. Şam pazarında bir horozcu düşünün akşama kadar horoz satmaya çalışıyor, ama işler kesat horozlar elinde kalmış. Aklına şöyle bir fikir geliyor, hadis uydursam horozları satarım ve birden bağırmaya başlıyor “Efendimiz, beyaz horoz kesen ve yiyen cennete gidecektir dedi, diyor, anında horozların tamamını satıyor.

Abbasilerin orta zamanından sonra maalesef metin kritiği ihmal edildi. Çünkü iktidarda etkili olan Mutezile “Ehl-i eser” yani muhaddisler üzerine baskı kurunca ve hadislere karşı yoğun propaganda başlayınca, Hadis ehli “Şimdi metin kritiği yapmak zamanı değildir, senet sağlamsa yeter” deyip senet üzerine kapandılar, metin kritiğini terkettiler. Sened üzerine kapanma bugüne kadar geldi, metin kritiği yapılmayan sözler hadis diye kitaplara girdi.

Büyük fakihler hadis kritiğine dikkat ettiler. Mesela Ebu Hanife müçtehit olmayan sahabenin hadisini fıkıhta kullanmadığı için Buhari onu hiç sevmez. Ondan illa da söz etmek icap ederse ‘racülün minen nas’ der. Yani “İnsanlardan biri, bir adam!” der. Ebu Hanife’nin usulü sağlam. Düşüncesi şu: Hadisi alan sahabe müçtehitse, doğru anlamıştır. Mesela Hz. Aişe, Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah bin Mes’ud gibi, bu zatlar müçtehittir. Ebu Hureyre müçtehit olmadığı için Ebu Hanife onun rivayetlerini kullanmaz. Bu sözü sahih kabul etmediği için değil, ilk ravi olan sahabe fıkıhta referans olacak formasyonda olmadığı için.

Bu çerçevede Efendimiz “Müftü hangi fetvayı verirse versin, sen yine de kalbine sor!” buyurmuştur. Kalb, selim akıl ve temiz fıtratın yatağıdır. Akıl kalbin nuru, fıtrat yani vicdan doğru hüküm veren adil hakem ve hakimdir.

Belirtme gerekir ki akıl ve fıtratın kriter olarak kullanılması hadisler, kelam konuları, sufi menkıbe ve öğretiler ile içtihatlar için söz konusudur. Kur’an için söz konusu değildir. Çünkü Kur’an “Kendisinde şüphe olmayan bir kitaptır” (2/Bakara, 2). Akıl ve fıtratı kriter olarak kullanacağımız alan tefsir, yorum, tevil ve okuma biçimleridir. Hz. Peygamber (s.a.) ilk tebliğe başladığında Kubeys dağının eteğinde topladığı insanların akıl ve fıtratlarına hitap etti. Sonraki yazıda bu olayı anlatmaya çalışacağız.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum