1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. Filler ile Şahinlerin Savaşı
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Filler ile Şahinlerin Savaşı

A+A-

Doksan yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt sorununun çözümü için bu zamanki dönem kadar olumlu bir dönem yaşanmamıştı. Devlet doksan yıllık baskıcı ve inkâr politikalarının günahıyla yüzleşmek üzere idi. Kürtlerin varlığı ve dili meşruiyet kazanmıştı. Anadilde eğitim, demokratik özerklik ve insanca yaşam adım adım gerçekleşecekti. Olumlu politikalar AKP’nin önünü açıp onu güçlendiriyordu. Son süreçte ise Ilımlı bir politika izlediğine inandığımız Başbakan Erdoğan bile gerçekleştirdiği reformlarla gözü ilerisini göremeyecek kadar kendince kararlı hareket etmektedir. Genelkurmay başta olmak üzere yargı ve diğer bürokraside gerçekleştirdiği yeniliklerle dünyayı feth edecek yanılgısı’na düşmüş durumdadır. Silahlı kuvvetlere yapılan her saldırıda daha çok öfkelenen ve sert demeçler veren bir başbakan profiliyle karşılaşıyoruz. Zamanla yaptığı yanlışları doğru gören bir anlayışa düştüğünün farkına varamamaktadır. Yıllardır denenmiş klasik metodlara başvurarak kendi sonunu hazırladığını maalesef görememektedir. Kuşkusuz bu durum en çok rakiplerini ve düşmanlarını sevindirmektedir.

Savaşların gezegenimizde yol açtığı tahribat, doğal dengenin bozulması, küresel ısınma, canlı türlerin yok olması, insanların birbirlerini acımadan öldürmeleri gerçeği ile karşı karşıyayız. Barışın, kardeşliğin, adaletin rafa kaldırılacağı bir zaman diliminin içerisine girmekteyiz. Başarının ele geçirilen kelle sayısına göre değerlendirileceği bir sürece itilmekteyiz. Demokratik açılım, Kürt kimliğinin tanınması, kültürel asimilasyonun sona erdirilmesi gibi söylemlerin yavaş yavaş hayatın gerçekleri haline geldiği bir dönemde havanın birdenbire tersten esmesi herkesi şaşırtmış durumdadır.

Savaş tamtamları yükselmeye başladı tekrar. Bir taraftan devasa teknolojik gücüyle havadan ve karadan hırsla öfkeyle saldıran Ortadoğu’nun en görkemli ordusu; diğer yandan Kürdistan coğrafyasının ezilmiş, sömürülmüş ve asimile edilmiş mustazaf halkın temsilcileri sloganıyla yola çıkan piyade birliklerinin kapışması. Fil ile Şahin’in çatışması. Fil hırçınlaştıkça saldırmakta, önüne geleni ezip geçmektedir. Şahin ise pusuda bekliyor. Fil’in şaşkınlığından faydalanıp hamleler yapmaktadır. Fil’in sırtına konur kimi zaman, bazen sırtından inip kafasına konmakta, bazen de ayaklarına hamleler yapmaktadır. Bu hamleler sürüp gidiyor. Fil o hantal ve ağır gövdesiyle hafif ve hızlı olan şahin’i bir türlü yenememektedir.

Tarih boyunca düzenli orduların, halk desteğine sahip küçük gerilla birliklerine karşı başarılı oldukları çok az görülmüştür. Hele bu gerilla birliklerinin halk tabanları varsa, halkın yoğun teveccühüne mazhar olmuş ve onların desteğini arkalarına almışlarsa siz istediğiniz kadar lazer güdümlü füzelerle, gece görüş desteği olan hava araçlarıyla saldırın sonuç almanız çok güçtür.

Kürt halkı Hz Ömer döneminden itibaren İslam dinini benimsemişlerdir. Mezopotamya'nın kadim halkı olan Kürtler, Zerdüştlükten sonra İslamiyeti kendi rızaları ile kabul etmişlerdir. İslamiyeti seçtikten sonra diğer kavimlere yaklaşımları din kardeşliği ekseninde olmuştur. Türklerin Müslümanlığı seçmelerinden sonra aralarındaki ilişkiler gittikçe artmıştır. Türklerin Orta Asya dan kuraklık, iç çatışmalar vb. sebeplerden göç etmeleri üzerine, Mezopotamya bölgesinin demografik yapısı gittikçe heterojen bir yapıya bürünmüştür. Selçuklu Devleti ile Kürt Mervani Devletinin işbirliği ve dayanışmasıyla “Roma Reş” devleti yenilgiye uğratılmış ve imparatorları Romen Diyojen Kürtler tarafından esir alınmıştır.

Türkler ile Kürtlerin kardeşliği daha sonraki yüzyıllarda da devam edecek ve hiçbir dönemde ciddi bir iç çatışma yaşanmayacaktır. Haçlı istilasını bastıran geri püskürten başta Kürt Eyyübi Devleti olmak üzere, diğer Anadolu Türk beylikleri idi. Osmanlı döneminde de Kürtlerin bu civanperverliği devam etmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde yaşanan Çaldıran Savaşının kahramanları yine Kürtlerdi. Kendilerine yakın olan sünni Osmanlılarla beraber farklı gördükleri alevi Safevi Türk Devletini bozguna uğratacaklarıdır. İdris-i Bitlisi’nin desteği ile sadece alevi Türklerle yetinmeyen Osmanlı Ordusu Dersimdeki Alevi Kürtleri de kılıçtan geçireceklerdir. Osmanlı Devletinin doğudaki sınırının sigortası olmuşlarıdır.

Fransız İhtilâlı’ndan sonra Osmanlıya bağlı diğer tüm uluslar ulusçuluk akımlarına kapılıp isyan etmişlerdir. Kürtlerin böyle bir çıkışı hiç olmamıştır. İmparatorluğa bağlı, kendi aralarında özerk, feodal ilişkileri güçlü bir sistemle ayakta kalmışlardır. Kurtuluş savaşında Osmanlıyı arkadan hançerlemeyen tek farklı ulus olarak Kürtleri görmekteyiz. Batıdaki uluslar(Sırplar, Yunanlılar vb.) çoktan bağımsızlıklarını ilan edeceklerdir. Ermeniler ve Araplar her an fırsat kollayacaklardır. Kürtler ise Halifeye bağlı, İslam ümmetinin bağımsızlığı ve özgürlüğü için Türklerle omuz omuza kurtuluş mücadelesini başlatacaklardır. Çanakkale’de Selahaddinin torunları olduklarını ispatladılar. Antep, Urfa ve Maraş’ta destanlar yazdılar. Sarıkamış’ta Türk kardeşleri ile beraber beyaz ölüme yakalandılar. Yemen’de Sina’da ihanetin acısını yüreklerinde hissettiler.

Kendilerini farklı görmediler. İslam inancını öylesine içlerine sindirmişlerdi ki, kendilerinden üstün(!) müslüman bir ırkın kendilerine ihanet edeceklerini hesaplayamadılar. Üstünlüğün takvada olduğuna inanmışlardı. Ama bu düşüncelerinin ne kadar anlamsız olduğunu gün geçtikçe daha iyi görmeye başlamışlardı. Ama; atı alan üsküdarı çoktan geçmişti. İslami semboller yavaş yavaş terk edilip yasaklanıyor, değer yargıları ayaklar altına alınıyordu. Karşı çıkanlar dar ağaçlarında sallandırılıyordu. Ağrı, Koçgiri, Zilan vb. onlarca katliam gerçekleşti. Sahip oldukları ne varsa ellerinden alınıyordu. Kendilerinden gördükleri, omuz omuza mücadele verdikleri kardeşleri(!) tarafından ihanete uğratılmalarını bir türlü anlayamadılar. İnançlarıyla dalga geçiliyordu. Bunun yanında Allah’ın bir ayeti olan dilleri yasaklanıyordu. Kendileri yok sayılıyordu. Kürt diye bir halkın olmadığı herkesin zihnine yerleştirilmeye çalışılıyordu. Kürt ve Kürtçe, bilinmeyen ve tanınmayan bir halk ve dil haline gelmişti. İmparatorluğa ihanet eden tüm uluslar bağımsızlıklarını elde edip devletlerine kavuşurken, İmparatorluğun asli unsuru olan ve sadakatle mücadele eden biz Kürtlere acı, gözyaşı, katliam ve asimilasyon politikalarına boyun eğmek düşmüştü.

Yüzyıllara dayanan kardeşlik birkaç yıl içerisinde katliamlara dönüştü. Yasaklanan bir dil ve öğretilemeyen bir din olgusuyla karşı karşıya kaldık. Dilimizi kullanamadığımız için dinimizi öğrenemedik. Öğrenemediğimiz için batıl hurafelere dalıp bunu din olarak algıladık. Sahte şeyhlere ve cahil ağalara boyun eğer hale geldik. Ölüm coğrafyasında önümüze uzattıkları bir dilim lokmaya muhtaç hale geldik. Böyle bir anlayışın içerisinde ihaneti bir geçim kaynağı olarak gördük. Kimimiz acı çeke çeke öldük. Kimimiz verilenleri bir lütuf olarak görüp el etek öpme yarışına girdik. Kimimiz ise her şeyi elinin tersiyle itip direniş yolunu tercih ettik. Seksen yılda insanoğlunun başına gelebilecek en korkunç deneyimleri yaşadık. Kimse bunun için ciddi bir direniş gösteremedi. Dünya üç maymunları oynadı. Görmedik, duymadık, bilmiyoruz.

Ama biz gördük, duyduk ve biliyoruz. Kimin dost kimin düşman olduğunu anlayabiliyoruz. Artık yeter diyoruz. Bir defa verilen yaşam hakkımızı elimizden almayın, dilimize, dinimize, onurumuza ve diğer kutsallarımıza saygı gösterin. Onlarca yıl bu halk öldürüldü, soykırıma uğratıldı ama ne siz bizleri öldürmekle başarılı oldunuz ne de biz ölmekle bittik. Devleti yönetenlere başta başbakan olmak üzere çağrımızı yineliyoruz. Korkuyu öfkeyi ve intikam duygularını bir tarafa bırakın. Ölmek ve öldürmekle ancak düşmanlarınızı sevindirirsiniz. Kürtler ve Türklerin kardeşliğini bitirecek politikalar üretmeyin. Bunların tamamı denendi. Ama sonuç alınmadı. Tarih kardeşler arası savaşı başlatanları ve katliamlara girişenleri affetmeyecektir. Tarihe barışın öncüsü olarak adınızı yazdırın. Gelin geçmişinizle hesaplaşın. Akan kan dursun. Daha fazla kan akıtılmakla bu sorunun çözülemeyeceğini görün ve anlatın. Barış için atılan adımların birileri tarafından engellenmesini görün ve o kişileri ortaya çıkarın. Mezopotamya'nın ve Anadolu’nun birer mezbahaya dönüşmesini engelleyin. Henüz vakit varken…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.