1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Filistin’e Bariyer Siyaseti
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Filistin’e Bariyer Siyaseti

A+A-

 

Batı dünyası, Siyonist yahudilerin sistematik bir şekilde Filistin’i ve Kudüs’ü işgal etmesi için Filistin topraklarına kara sınırı olan ülkelerle ilgili bariyer siyaseti izledi.

 

Dünya haritasını elinize alıp açın ve Filistin topraklarıyla kara sınırı olan ülkelerin tarihine ve siyasetlerine ve Batının izlediği stratejilere bakın, Filistin topraklarının Siyonist rejim için güvenlik bariyerleriyle kuşatıldığını görürsünüz.

Filistin’in en önemli komşularından biri güneybatısındaki Mısır’dır. Camp David anlaşmasını imzalayan Enver Sedat, Hüsnü Mübarek ve Sisi. Elli yıla varan bir süredir Mısır, Siyonistlere tehlike oluşturmayacak ve Filistinlileri destekten mahrum bırakacak Batı destekli yöneticilerin elinde. Siyonistler Filistinlilere her ne zaman saldırdıysa, Mısır da kapılarını kapatarak, Filistinlilerin önünü keserek Siyonistlerin onları imha etmesine destek verdi. Bırakın dünya müslümanlarından Filistine savaşmak için gidenlere yol vermesini, Filistine gönderilecek insani yardımlara bile izin vermedi. Yani Filistin, güneyden Mısır eliyle kuşatıldı, bir bariyer oluşturuldu.

Mısır’a Batı tarafından yüklenen misyonu değiştireceği anlaşılan Muhammed Mursi, yine Batı desteğiyle yapılan bir darbe sonucu 2012’de halkın oyuyla geldiği cumhurbaşkanlığı makamından demir parmaklıklar arkasına alındı. Amerika, Mısır bariyerinin kaldırılmasına içerideki adamlarının eliyle izin vermedi.

Filistin’in güneydoğu komşusu olan Ürdün de Mısır’ın benzeri bir misyonu yıllardır uygulamakta, Siyonist rejim için tehlikeleri önlemektedir. Bu iki ülke yöneticileri, Filistinlilere başarı kazandıracak mali, siyasi ve silahlı bir yardımı yapmamakla ve dışarıdan gelen yardımları da engellemekle görevlidirler. Filistin, güneyden bu iki ülke tarafından oluşturulan bariyerle kuşatılmıştır.

Filistin’in kuzeyinde yer alan ülkelerden biri Lübnan. Yıllarca iç savaşa ve işgale maruz bırakılmış ve kendi topraklarını savunabilecek bir ordudan bile mahrum bırakılmıştır. Yani Lübnan’ın, Siyonist rejimi tehdit edebilecek bir duruma gelmesine izin verilmemiştir. Buna rağmen İran İslam Devriminden sonra Lübnan’da Hizbullah diye bir güç çıktı ve Araplar içinde Siyonist rejime karşı en başarılı savaşları verdi. Ancak Hizbullah resmi bir ordu değil ve sürekli terör örgütü suçlamasıyla imha edilmek istenmiştir.

Filistin’in kuzeydeki ikinci komşusu Suriye'dir. Bu ülke, Siyonist rejime karşı ciddi bir hamle gerçekleştirememiş olsa da Hizbullah’a ve İran’a verdiği destekle Siyonist rejimin başını her zaman ağrıtmış ve onun için tehlike olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle Arap Baharı sürecinde fırsatı kollayıp Suriye’yi Afganistan gibi bitmek bilmeyen bir iç savaşın içine sürükleyip viran ettiler, Siyonist rejim için tehlike olmaktan çıkardılar. Suriye viran edilmeseydi, Hizbullah prestij kaybı yaşamasaydı, Amerika Kudüs ile ilgili kararını bu kadar rahat alamayabilirdi. Artık Suriye’de savaş bitse bile, bu ülke siyonist rejime cephe açacak gücü kendinde bulamayacaktır.

Günün birinde İslam ülkelerinden biri veya birkaçı Filistinlilerin yardımına gitmek istese, Siyonist rejimden önce Filistin topraklarını kuşatan bariyerlerle karşılaşacak. Filistin’i kuşatan bu dört ülkeden biri veya birkaçı izin vermediği sürece hiç bir İslam ülkesinin ordusu Filistin topraklarına giremeyecektir. Aynı şekilde dünya müslümanlarından oluşacak gönüllü savaşçılar da Kudüs ve Filistinlilerin yardımına gidemeyecektir, yardım ulaştıramayacaktır bariyer ülkeler izin vermedikçe.

Amerika ve Batı dünyası, Siyonist rejimin güvenliği için Filistin topraklarını kuşatan ülkeler ile ilgili yarım asrı aşan bir süredir bariyer politikasını izlemekte ve bugün semeresini almaktadır. Gazze savaşında birçok İslam ülkesi Gazze’ye bu bariyer yüzünden insani yardımları Siyonist rejim üzerinden göndermek zorunda kaldı. Tabi öte taraftan da Siyonist rejim Filistin topraklarını içeriden öyle bir şekilde işgal etti ki, Filistinlilerin sıkıştırıldığı bölgelerle Mısır hariç, diğer üç ülkenin kara bağlantısını kesti.

Malezya Savunma Bakanı Hishamuddin Tun Hüseyin, ‘Malezya Silahlı Kuvvetlerinin Kudüs konusunda görev almaya her zaman hazır olduğunu söyledi. Eğer görevden kasıt, Siyonist rejimle savaşmaksa, Malezya ordusu önce Mısır ile savaşmak zorunda kalacak.

Bu durum, Filistin topraklarına komşu Arap ülkelerindeki siyasi dengelerin değişmesinin önemini göstermektedir. Bu değişim de o ülkelerdeki halkların baskısı ve diğer İslam ülkelerinin desteğiyle mümkün olabilir.

Birgün İslam ülkelerinin orduları Filistin’e doğru yürüyecekse, adı geçen dört ülkeden en az birisinin topraklarını bu yürüyüşe açması gerekiyor.

Bu gerçek, dünya müslümanlarına ve İslam ülkelerine Filistin topraklarını kuşatan ülkelerle ilgili uzun vadeli bir siyaset üretmesini telkin ediyor, uzun vadeli bir strateji

üretmesi ve icra etmesini salık veriyor. Yine bu gerçek, Suriye’deki iç savaşı destekleyen ülkelerin yanlış yaptığını gösteriyor.

Filistin’e komşu dört ülkenin viran edilmeden, iç savaşa sürüklenmeden siyasi yapısının ıslah edilmesi, Batının güdümünden çıkarılması ve güçlendirilmesi gerekiyor. Filistin’i kuşatan bariyerler açılmadan diğer İslam ülkelerinin eli kolu bağlı kalacağını, Siyonist rejime müdahale etmek isteseler bile Siyonist rejim ve Batılılardan önce Filistin’i kuşatan rejimlerin oluşturduğu bariyerlere takılacaklarını Tel Aviv ve Washington iyi biliyor.

Onlar bildiğini yaptı ve yapıyor, bizim de yapmamız gerekenleri bilmemiz ve icra etmemiz gerekiyor. Bunu başarabilmemiz için de bütün İslam ülkeleri yöneticilerinin Kudüs’ün fatihi Salahaddin-i Eyyubi’nin, ‘dostlarıyla uğraşanlar, düşmanları yenemez’ sözüne kulak vermesi, dost ve düşmanı tanıması gerekiyor.

 

 

 

              

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum