1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. FİLİSTİN SORUNUNA FARKLI BİR BAKIŞ
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

FİLİSTİN SORUNUNA FARKLI BİR BAKIŞ

A+A-

Küresel emperyalist güçlerin yönlendirilmesiyle kurdurulan Siyonist İsrail devleti tüm acımasızlığı ve gücüyle tekrar sahneye çıkmış durumda. Önüne gelen ne varsa yok edip geçmekte. Kadın, çoluk çocuk kim varsa hepsini katletmekte sakat bırakmaktadır. Bunu engelleyebilecek hiçbir güç şu an için ne yazık ki devreye girmiş değil. Küçücük beyni, azıcık nüfusu ve bir karış toprağı ile; akıllı geçinen, devasa genişlikteki topraklarda yaşayan milyonlarca yiğit ve yüz binlerce fedai barındıran İslam dünyası ise olaylarda etkili rol oynayamayacak durumda. Sokaklara çıkıp haklı tepkimizi gösterdik. Elimizden gelen maddi yardımı da yaptık, belki de dualarımızda Filistinli kardeşlerimizi de unutmadık. Gönül rahatlığıyla yaşantımıza kaldığımız yerden devam edebiliriz(!).

Göründüğü kadarıyla İsrail’in bu sefer amaçladığı şeyler çok farklı. Tüm dünyanın gözü önünde pervasızca bu kadar ilerleyebilmesinin çeşitli sebepleri olabilir. Başta halkı Müslüman olan ülke liderlerinin kendileriyle olan gizli ve olumlu ilişkileri, Filistin halkının kendi içlerinde birliği sağlayamamaları, Hamas hükümetinin şu ana kadar sürdürdüğü kararlı ve İsrail’in işgaline karşı sergilediği dik duruş, bu işgalci gücün hareketlerine meşruiyet ve hız vermiştir. Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) çerçevesinde Filistin, Kürdistan, Kafkaslar, Afganistan, Hindistan ve Afrika eksenli ele alınan çok boyutlu ve uzun vadeli stratejiler günden güne uygulamaya konulmaktadır. Sahnelen oyun çok iyi irdelendiği vakit ortaya çok net bir tablo çıkmaktadır. Küresel emperyalizmin elde edeceği tek şey enerji ve güç, temel amaç haline gelmiş durumda. Bu uğurda kendi masum vatandaşını bile yok etmekten çekinmeyen bir anlayışla karşı karşıyayız. 11 Eylül 2001 ABD, 11 Mart 2004  İspanya ve 7 Temmuz 2005 tarihinde İngiltere de meydana gelen saldırıların gerçek faillerinin kimler olduğunu bilmeyen kalmadı. Tüm bu ses getirici eylemlerin tek amacı, başta ABD olmak üzere tüm sömürgeci güçlerin yukarıda saydığım yerlerde koloniler oluşturmaları, rahatlıkla soykırım yapmaları ve sömürüyü haklı gerekçelere bağlama isteğidir.         Şu ana kadar bu güçlerin eylemlerine dur diyebilecek onları bertaraf edecek herhangi uluslararası bir organizasyon ortaya çıkmadı. Ellerindeki olağanüstü teknik güç ve para kaynakları böyle bir gücün ortaya çıkmasını engellemektedir. Tüm enerji kaynaklarının ve iletişim kanallarının denetimini ellerinde bulunduran bu şer odakları, karşılarına çıkabilecek her gücü anında bastırmak ve yok etmekte sınır tanımazlar.

Hamas iktidarının İsrail ile ilişkilerinde ilkelerinden taviz vermemesi ve dik duruşu,  bu güçlerin onaylamadığı ve benimsemediği bir durumdu. O halde yapılması gereken neyse yapılmalıydı. Öncelikle hükümeti tanımamaları, para kaynaklarına el koymaları, ambargoya maruz bırakılmaları, geçiş kapılarının kapatılması ve son olarak soykırım…

Uluslararası cinayet şebekelerinin arzu ettiği, rakiplerini iyice çileden çıkarmak, öfkelendirmek ve en sonunda kanlı arenaya çekip cellatlarını göreve çağırarak milyonlarca masumun kanını akıtmaktır. Ebu Gureyb ve Guantanamo benzeri işkencehaneleri çoğaltarak daha fazla mazlumu buralara tıkmaktır. Böylece karşılarında mücadele edebilecek onurlu ve gözüpek yiğitleri bırakmayacaklardır. Devlet şeklinde organize olmuş bu güçlerle mücadele etmek yine onlar gibi organize olmuş devletlerin gücüyle mümkün olabilmektedir. Canını ve malını İslami davaya adamış fertler ve camialar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, ne kadar iyi organize olmuş olurlarsa olsunlar yine de düzenli ordular ve güçlerle  mücadele etmede yetersiz kalırlar. Duygularımızdan ve inancımızdan gelen yiğitlik cesaret ve fedakârlık ruhu mücadelemizde somut başarıyı elde etmede tek başına  çoğu zaman yeterli olmuyor. Kur’an da Enfal Süresi 60. Ayeti kerimesinde; “Onlara karşı elinizden geldiği kadar gerek Allah'ın gerekse özünüzün düşmanlarını ve bunlar dışında Allah'ın bildiği, fakat sizin bilmediğiniz gizli düşmanlarınızı yıldırıp caydıracak savaş gücü ve atlı savaş birlikleri hazırlayınız.” diye buyuruyor Yüce Allah. O halde karşımızda bizlere zulmeden bizleri çeşitli hileler ve entrikalarla yok etmeye çalışan bu zalim ve gaddar güçlerle mücadele edecek teknik ve bilgi birikimini elde etmemiz gerektiğine inanıyorum. Çoğu zaman öfkelenerek ve mücadelenin vermiş olduğu refleksle ortaya atılıp zalim güçlere haykırmanın gerekliği olabilir. Ama elde edilecek sonuç zalimin zulmünü bitirmeye yetmeyecekse, mazlumun özgürlüğünü ve adaletini sağlamayacaksa ne işe yarar. Bizim olan değerlerin zor ve hile ile başkalarının eline geçtiği bir dönemde olanlara seyirci kalmak veya çaresizce beklemek zilletini üzerimizden atmak için öncelikle yaşadığımız coğrafyada gasp edilmiş değerlerimizi ve güçlerimizi ele geçirmemiz önceliklerimiz içerisinde yer almalıdır.

Yapılan zulme seyirci kalınmaması, zulme uğrayan mazlumların ve güçsüzlerin yanında saf tutulması gerekliliği elzemdir. Bu zulme seyirci kalan sözüm ona uluslar arası insan hakları beyannamelerine imza atan devletlerin, derhal üzerlerine düşen görevi yerine getirmeleri lazım. İsrail terör devletinin ve ağabeyliğine soyunan ABD’nin özelde Ortadoğu genelde tüm dünyadaki temsilcilikleri ve büroları derhal kapatılmalı görevlileri sınır dışı edilmelidir. Bu güçlerin askeri ve siyasi üslerinin denetimi arttırılmalı gerekirse kapatılmalıdır. Tüm uluslar arası sözleşme ve antlaşmaları askıya alınmalıdır. Mal alım satımı durdurulmalıdır.  Çeşitli uluslardan müteşekkil bir heyetin BM şemsiyesi altında Filistin’e giderek yapılan zülmü durdurmaları gerekir. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) öncülüğünde başlatılacak bu yaptırımlar yapılan zulmü kısmen durdurabilir.

 

Sorumluluk sahibi inanan her bireyin üzerine düşen görev neyse yerine getirmeli.  Bize vaat edilmiş o güne düşünce teknik ve bilgi birikimi bakımından hazır olmalıyız. İmam Ahmed, Semure b. Cundeb (ra)’dan rivayet ettiğine göre;  Rasulullah( sav) güneş tutulduğu gün uzun bir hutbe vermiş. O hutbede Deccal’dan bahsetmiş ve şöyle demiştir: “O, Kudüs’te müslümanları kuşatma altına alır. Müslümanlar bu durumda çok sarsıntı geçirirler. Sonra Allah ve Ordusu O’nu yok ederler hatta duvardaki taş veya ağacın gövdesi çağırarak şöyle der: “Ey Mü’min! Ey Müslüman! Burada kafir bir Yahudi var gel de onu öldür.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.