1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR, VİCDANI HÜR NESİL – II
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR, VİCDANI HÜR NESİL – II

A+A-

Her doğan insan İslam fıtratı üzerine doğar. Daha açık bir ifade ile Rabbimizin koymuş olduğu Tevhid kanunu üzere dünyaya gelir. Kâinat içindeki konumu zerre misali olan insan; kendisine yaratanı tarafından atfedilen öneme binaen, bir bakıma bütün kâinatın özü/öznesi konumundadır. Kâinattaki bütün varlıklar Rabbimizin koyduğu tevhid kanununa/sunnetullaha bağlıdır ve bu kanun üzere hiçbir değişime/dönüşüme uğramadan hayatlarını sürdürürler.

İnsan hariç, hiçbir varlığa iradi bir özellik verilmediği gibi, insan dışındaki bütün yaratılmışlar iyilik-kötülük işleme anlamında nötr durumundadır. Yüce yaratıcının evrensel kanunu üzere kâinattaki görevlerini bihakkın yerine getirirler. Bundan dolayıdır ki kâinatta, insan aklının kavramada zorlandığı müthiş bir insicam vardır. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Gökleri yedi kat üzerine yaratan O’dur. Rahman’ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü çevir bak! Bir çatlak görebilir misin?” (Mülk, 3)

İlahi kudreti anlamayan, öğrenmeyen ve inanmayan kişi, kendisini de tanıyamaz. Zira kendisi de bu ilahi kudretin ayrılmaz bir parçasıdır. Bütünü anlamayanın, parçaya nüfuz etmesi, gereğince anlaması, bilmesi mümkün değildir. O halde İlahi kudretin bilgisi ve bu bilginin bilince dönüştürülerek hayat nizamı haline getirilmesi, insan için mutlak gerekliliktir.

Kişi tarafından kulluğun ana kaideleri, akideye taalluk eden kısımları, ferdi amelleri, iradi ve deruni/ruhi/psişik yönü, sosyal yönü/ilişkileri, çevreye dair her türlü sorumlulukları iyi kavranmalıdır. Aksi halde kulluğun da, inancın da edinilen ideal, hedef ve gayelerin de anlam ve önemi kalmaz. Kulluk noktasında bilinçsizlik; insan(lığ)ı büyük bir sorumsuzluk bataklığına saplar, kaoslara sürükler, helake götürür! Bir taraftan sınır tanımaz tuğyanlar, zulümler baş gösterirken; diğer yandan mazlumluklar, mağdurluklar alır başını gider!

Kulluk bilinci, insanın iç dünyasını daimi olarak kontrol eden bir mekanizmadır. Bu mekanizma kendiliğinden kötülüğün her türlüsünü dışlar ve güzelliğin her türlüsünü de kapsar. Bu durumu kural olarak ifade edecek olursak; “efradı cami, ağyarı mani” diyebiliriz.

Kişinin fikren, irfanen ve vicdanen hür olması; fıtraten hür olmaya engel teşkil eden/edecek olan menfi etmenlerden beri olması derecesine bağlıdır. Kişiyi yaratanından gafil kılacak, O’nun emir ve yasaklarından uzak bırakacak, yaratılış gaye ve hedeflerinden saptıracak, kulluk bilinç, direnç ve azmini köreltecek eğitim/terbiye sistemi, insanın fıtratına yapılan saldırılar demektir. Bu saldırılar fikren, vicdanen ve irfanen kişiyi sinikleştirecek ve silikleştirecek, fıtratı erozyona uğratıp

insandaki erdemleri yok edecektir. Bu durumdaki insan(lar) varlıkların efdali olmaktan çıkacak, varlıkların esfeli haline gelecektir/gelmektedir.

İslam’a göre işlenen haramların her türlüsü bir bakıma insan fıtratına yapılan yıkıcı birer müdahaledir! Bundan dolayıdır ki İslam, fıtratı koruma adına belirlediği haramlardan uzak durmayı emir buyurur! Fıtratı bozucu günah/haramların bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

Allaha şirk koşmak, falcılık-kâhinlik yapmak, gaybden haber vermek. Sarhoş edici şeyler yemek, içmek. Faiz yemek. Hırsızlık etmek, gasp etmek. Zina yapmak. Anne-babaya asi olmak. Haset, kin ve gıybette bulunmak. Başkasının hakkına tecavüz ve emanete ihanet etmek. Adaleti gözetmemek, ölçü ve tartıda hile yapmak. Tevazudan kaçınıp kibirlenmek/böbürlenmek! Haddi aşmak, nefsanî heva ve heveslere kapılmak. Bu dünyaya dair uzun planlar yaparak, ahireti unutmak vs. Hazreti Ali Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Hakkınızda iki şeyden endişe ediyorum: Bunlar; heveslere uymak ve tuli amel! Heveslere uymak hakkı görmeyi, hakka uymayı önler, tuli amel ise kişiye ahireti unutturur!” (Maverdi, Edebü’d-din ve’d-dünya, s. 13)

İnsan fıtraten kulluk yapmaya meyyaldir. Hakka kul olmayan kimse batıla kul olmaya mahkûm olur. Bu kulluk ya nefsedir, ya arzu ve istekleredir! Dünya malı-zenginlik, mevki ve makam, kavim ve kabile, menfaat ve kişisel çıkarlar, şehvet/karşı cinse olan aşırı düşkünlük, sapkın fikir ve düşünceler de kulluk yapılan bazı unsurlardandır. Bunlar ve benzeri pek çok hal ve durum insanı insanlığından çıkarır, kulluğu bozar, insanda gerçek hürriyeti bırakmaz!

İmam Kuşeyri, bir cümle ile hürriyeti; “Kulun yaratılmışlara köle olmaması, maddeler âlemindeki herhangi bir gücün onun üzerinde etkisinin bulunmaması.” şeklinde ifade eder. (TDV, İslam Ansiklopedisi, Hürriyet Maddesi)

İnsanın hür olması fıtratın aslındandır. Zira insana doğuştan verilen hisler, duygular, yetiler, anlayış ve kavrayış, kişiyi Rabbine yöneltici özelliklere sahiptir. Önemli olan, insanların bu hasletlerini doğruya yöneltmesi, doğru mecraya sevk etmesidir. Bunları kullanma sürecinde, izlenilen yol-yordam, yapılan tercih, kişiyi ya Rabbine kulluğa veya tuğyana götürür.

Gelen ilk vahiyle okumanın emredilmesi, okumanın yol haritasının çizilmesi, yaratılışın amaç ve gayesinin belirginleştirilmesi, kişinin kendi hak ve haddinin beyan edilmesi, elbette ki insan için önemli yol işaretleridir. Bu işaretlere uyulduğu oranda insan insaniliğini korur/koruyacak ve ihmal/ihlal ettiği oranda ise insan, isaniliğini yitirir/yitirecektir.

O halde; fikir, vicdan ve irfan meselesi insan için varlık ve yokluk mesabesinde önem arz etmektedir. Kişiyi Yahudi, Hıristiyan, Mecusi yapan veya başka herhangi bir batıl hayat tarzına

yönelten etmenler, başta aile ve sosyal çevre ortamı olmak üzere aldığı eğitim sistemi ile alakalıdır. Günümüzde özellikle çağdaş eğitim adına gerçekleştirilen bütün faaliyetler, insanı fıtri yapısından alıkoyma, insanı denileştirme, basitleştirme, gerçek gaye ve hedeflerinden saptırmalardan ibarettir. Allah’ın ölçülerini kale almadan yapılan her türlü faaliyet, tercih, insanın asil yapısına konulan bir patlayıcı gibidir. İnsanı olgunlaştırmaz, geliştirmez, ilerletmez. Tam aksine insanı bozar, dağıtır, iğfal eder, batıla ve helake sürükler.

Günümüzde komünizm, sosyalizm, feminizm, konformizm, sofizm, hümanizm, kapitalizm, laisizm, düalizm; insan hayatına dair her türlü beşeri ölçüler, kıstaslar, hayat sistemi vazeden sınırlamalar, sınıflamalar ilahi ahkama hadsiz müdahale girişimleridir. Bütün bunlar insan(lığ)ın idam fermanlarıdır. Evet, Efendimizin buyurduğu gibi tüm bu beşeri müdahaleler fıtratı bozmakta ve insanı değersizleştirmektedirler. Ondan dolayıdır ki hadisi şerifte Yahudi, Hıristiyan, Mecusi yapar ama (Allah bilir) “Müslüman yapar” ibaresi bulunmamaktadır. Zira doğuş hali, İslami haldir!

Çağdaş toplumlarda eğitimin resmi/örgün ve bir de zorunlu hale getirilmesi, bütün vatandaşların aynı tornadan/kalıptan geçirilmesi gaye ve anlamına gelmektedir. Ve bu torna fıtratı hiçbir şekilde göz önünde bulundurmamakta, tamamen sekülerist ve makyavelist bir gaye edin(dir)mektedir. Böyle dünyacı, çıkarcı, faydacı, fırsatçı bir eğitim formatı ile yetişen nesil; elbette ki ilahi adaletten, merhametten, şefkatten, her türlü insani erdemden uzak kalacaktır.

İnsani erdemlerden yoksun bir şekilde yetiş(tiril)en birey; kendi kişisel çıkar, hırs ve rahatının, nefsanî heva ve heveslerinin kölesi/sadist olacaktır ki bunun dolayı sağlıklı fikir, vicdan ve irfandan söz etmek, boşluğa kürek sallamaktan öte hiç bir anlam taşımayacaktır.

Şayet fikri, irfanı ve vicdanı hür nesil yetiştirmek istiyorsak; eğitimi kesinlikle her türlü fıtrattan uzaklaştırıcı (yerli olsun, yabancı olsun) beşeri… izmlerden arındırmak zorundayız. Günümüzde bütün dünyada eğitilmiş insanların edinmiş oldukları her türlü beşeri kutsallar adına (vatan, millet, devlet, bayrak, ulus…) dünyayı kaosa sürüklemeleri, yeryüzünün pek çok yerinde nice zulüm, işkence ve katliamların başını alıp gitmesi, yaşanan/işlenen bunca kin ve düşmanlıklar, büyük ölçüde verilen eğitimin ilahi kıstaslardan uzak olmasından kaynaklanmaktadır.

Eğer fikren, vicdanen ve irfanen hür bir nesil yetiştirilmesi isteniyorsa; başta eğitim olmak üzere bütün faaliyetlerde fıtri/ilahi hususlar mutlaka dikkatı-nazara alınmalıdır. Kâinatın Malikine emanet olalım. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum