1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Fazlası gerek...
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Fazlası gerek...

A+A-

Türkiye'nin bir süredir özellikle bölgede yaşadığı dış politika sıkışıklığı ortada.

Bu, bir yalnızlaşma halinin de ötesinde, kimi bölge güçleriyle örneğin İsrail'le, örneğin Rusya'ya ilişkilerin kopukluğu ve yokluğu raddesine ulaşmış bir durumdu.

Rusya'yla yaşanan endişeli gerginlik Türkiye'nin IŞİD kaynaklı Kilis'i vuran saldırılara hava kuvvetleriyle yoluyla yanıt vermesini, “çözüm bulmasını” bile engeller hale gelmişti. Endişe, Suriye hava sahasında girecek bir Türk askeri uçağının Rusya tarafından düşürülme ihtimaliydi.

Kim ne derse desin, son bir yıl içinde, geleneksel Kuzey riski ve tehdidi Türk siyaseti için yeniden istikrar bozucu bir sorun kalemi olmaya yüz tutmuştu.

Ayrıca hiç bir ülke içe kapalı yaşamıyor. Türkiye için, Rusya'yla ilişkilerdeki kopuş, ekonomik açıdan da önemli bedelleri olan bir durumdu. Nitekim turizm ve inşaat sektörü başta olmak başka pek çok sektörü yalayıp geçti bu kriz. Ölçülebilir bedel, yıllık 11 milyar doların üzerinde bir kayıpla ifade ediliyor.

Bu açılardan Erdoğan'ın Putin'e gönderdiği mektup, ilişkilerin normalleştirilmesi ve eski rayına oturma istikametinde atılmış önemli adımdır. Ciddi ve gerekli bir düzeltme hamlesidir.

İsrail'le ilişkilerin Mavi Marmara hadisesi sonrası bozulması da, Türkiye'nin bu konudaki tüm haklılığına rağmen, pek çok faturayla geri döndü.

ABD'yle ilişkilerin bu krizden etkilenmediğini kim söyleyebilir? Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası pozisyonlarında İsrail işbirliği ve desteğine zaman zaman duyduğu ihtiyaç, İsrail lobisinden gelen karşı dalgaların altını özellikle çizmek gerek.

İsrail'le anlaşmaya varılması, mevcut bölge koşullarında Türkiye için olumludur, yalnızlığını kısmen de olsa da giderecek bir gelişmedir. Ayrıca gerek ihracat, gerek turizm gerek enerji sektörü açısından Türkiye için önemli bir ekonomik girdi olacak bir kapının açılmıştır.

Bu tür diplomasi hamlelerinin, dış politika revizyonlarının işlevsel önemi açık...

Ancak revizyon söz konusu olduğunda daha fazlasına ihtiyaç olduğu da ortada.

Din-siyaset ilişkisi, mezhep farklılıkları ve gerginlikleri, Filistin meselesi, Kürtlerin özgül ağırlığı yaşadığımız bölgeyi çok katmanlı, çok eksenli çatışmaların sıcak merkezi haline getirmiş bulunuyor.

Körfez ülkelerinden İran'a, Rusya'dan ABD'ye kadar bölge güçleri ve uluslararası arası güçlerin etkinliği, Türkiye'nin güneyinde Suriye'de yoğunlaşmış durumda. Bu güçlerin beklenti ve çıkarları hareket halinde bu Doğu kütlesine endeksli. Bu kütle içinde yer alan güçler, (selefi radikaller dışında) Şiiler, Nusayriler, Araplar, Kürtler temasta oldukları, ilişki kurdukları, kullandıkları, ayrıca onların desteğini arayan yerel gruplar. Suriye rejiminin geleceği ve sınırların değişme ihtimali, hem bu grupların, hem bu güçlerin beklentilerini besliyor.

Türkiye açısından da benzer bir tablo var. Sıkışıklık ve konsantrasyon itibariyle bakıldığında Ankara'nın temel meselesi de özellikle Kürt faktörü üzerinden Suriye, hatta Suriye'nin kuzeyi. Türkiye, bir kaç gün önce cumhurbaşkanının açıkladığı üzere, 200.000 askerin seferber edildiği, 1 yıl içinde 700 güvenlik görevlisinin öldüğü, 8000 PKK'lının öldürüldüğü, yaralandığı ya da yakalandığı, kimi kentlerin yıkıntıya döndüğü bir savaşın içinde bulunuyor. Ankara bu savaşın bir ayağını Suriye'nin Kuzey bölgesi olarak görüyor. Dolayısıyla tehdit algısı temel olarak buraya yönelik. Diğer bir ifadeyle PYD'nin varlığını PKK'nın Kuzey Suriye'de devletleşme, özerkleşme riski ve toprak bütünlüğüne yönelik büyük bir tehdit olarak tanımlıyor.

Bölgedeki siyasi denkleme ve ittifaklara bu açıdan bakıldığında Türkiye yalnız durumda...

Dış politikada revizyon, önce bu yalnızlığı gidermek, denklemi Türkiye'nin lehine çevirmek demek...

Bu ise Türkiye'nin gerek ülkedeki gerek bölgedeki Kürt meselesine bakışını masaya yatırmasını zorunlu kılıyor.

Evet, fazlası gerek...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.