1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Faruk Encü canına kıyarsa, vebali devletin boynun
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Faruk Encü canına kıyarsa, vebali devletin boynun

A+A-

"Uludere yolundayım şimdi. Biraz önce gözlerimi kapadım. Ailemden teker teker 34 kişiyi saymaya başladım. Çoğunluğu 12-19 yaşlarında olanları düşündüm. Kardeşlerim geldi aklıma, gencecik kuzenlerim... Ve yapamadım. 34'ü bulamadım. Bedenlerinin pâre pâre olduğunu tahayyül edemedim. 'Bunca yas nasıl taşınır ki?' diye sordum kendime, cevabını bulamadım."

Bu satırları havaalanına doğru giderken not defterime yazmışım. Uludere'den döndüm ama o sorunun cevabını hâlâ bilmiyorum...

Uludere notlarıma nasipse Pazar günü yer vereceğim çünkü dikkat çekilmesi gereken çok hayati bir mesele var. Hatırlarsanız, katliamı müteakip Uludere kaymakamı Naif Yavuz, köylüleri ziyarete gitmiş ve linçin eşiğinden dönmüştü. Bu hadisenin ardından köyden beş kişi tutuklanmıştı ve şu anda hâkim karşısına çıkarılmayı bekliyorlar.

Bu kişilerin kardeşleri, akrabaları veya arkadaşları devletin uçaklarından atılan bombalar tarafından lime lime edilerek öldürülmüş. Cenazeleri kilometrelerce yol yürüyerek, toprağı kazarak çıkarmışlar. Çoğunluğu tanınmayacak halde olan cenazeleri battaniyelere sarıp katırlara yükleyerek geri taşıyıp defnetmişler. Çocuğunun başını, kolunu, bacağını bulamadan, "Ben bir pinçik (avuç) et koydum tabuta" diye ağlayan anneler var. Ve tüm bunlar olurken devlet sadece savaş uçaklarıyla oradaymış! Ne zamanki bir memuruna saldırılmış, devlet hemen başını göstermiş ve halkı 'terbiye' etmekte vakit kaybetmemiş... Elli gündür katilleri bile ortaya çıkartmak aciz olan devlet, kaymakama yapılan saldırı üzerine bu insanları hapse atmış, şimdi de yargılamaya hazırlanıyor. Adalet, devletin memuru için saniye sekmiyor anlayacağınız...

İşte o kişilerden birisi, kardeşini, akrabalarını ve arkadaşlarını kaybeden 19 yaşındaki Faruk Encü ailesine hapisten bir mektup yollamış. Her an canına kıyabileceği ihtimalini yansıtan bu mektubu saldırıya uğrayan kaymakamın itirazına rağmen dava açan devlet yetkilileri iyi okusun ve Allah muhafaza Faruk canına kıyarsa bu dünyayı geçtim, ahirette ne hesap vereceklerini düşünsün. Anlayacağınız Uludere'de zulüm hâlâ devam ediyor... Buyrun:

"Sevgili Ailem;

Bu mektubu size Şırnak Kapalı Cezaevi'nden yazıyorum ve hepinizi çok özlüyorum. Biliyorum ki kardeşlerimin acısına benim de acımı eklemişsiniz ama kendinizi üzmeyin. Ben burada iyi olmaya çalışacağım başarabilirsem. Biliyoruz ki bu ülkede öldürülmek ve tutuklanmak kader haline getirilmiş. Ben de kardeşlerim gibi bize dayatılan kaderi yaşıyorum. Hepiniz benim için çok önemlisiniz. Keşke canımdan çok sevdiğim ve her gece birlikte halı sahada top oynadığımız canlarım da burada hapiste olsaydılar da bombalarla parçalanmasaydılar. Ama ne yazık ki insanlıktan nasiplenmemiş kişiler kardeşlerime ölümü, bize burayı reva gördüler. Bazen katledilen kardeşlerim, ağbilerim ve dostlarım gözlerimin önüne geliyorlar ve uyandığımda kendimi çok yalnız hissediyorum. Bazen hapishanenin ışıkları kapanınca kendimi asmak istiyorum. Serhat kardeşim bana söz vermiştin asla birbirimizi bırakmayacaktık ve beraber gözlerimizi kapacaktık bu yalan dünyada. İkimizde sözümüzde durmadık ama az kaldı sözümü tutacağım. Sizden isteğim eğer ölürsem 34 mezarın yanına benim mezarımı da kazın. Çünkü kardeşlerimin bu şekilde katledilmesini kabullenmiyorum. Bazen hayal edip şu demir kapıdan girip "Faruk, niye ağlıyorsun?" demelerini her saat her gün bekliyorum. Öldüğümde belki onların yanına cennete giderim ve eski günlerimizdeki gibi halı sahada top oynar. Eskisi gibi piknik yaparız ve Serhat kardeşim beni yine suya atar ve Hamza kardeşim de yine gülerek sudan çıkmama yardım eder.

Size seslenmek istiyorum ey insanlığını kaybedenler! Ne hakkınız vardı benden bu hayallerimi aldınız? Bize bu acıyı çektirme hakkını nerden aldınız? Ne istediniz o gencecik insanlardan ve hayallerinden, ey insanlığın katilleri! Bu ülkede hak, hukuk ve demokrasiden bahsedenler yaklaşık 50 gün geçmesine rağmen katilleri bulamadınız. Yoksa siz misiniz katiller ki ortaya çıkmıyorsunuz? Ey "ben insanım" diyenler, adalet istiyorum. Adalet Adalet Adalet istiyorum."

Ben hukuktan pek anlamam ama "hak" nedir anlamaya çalışanlardanım ve bu davada, kaymakamın kendisinin bile açılmasını istemediği bu davada "hak"kın tesisine yönelik herhangi bir hayır göremiyorum. Mahkemeler yeri gelince görevsizlik, yeri gelince takipsizlik kararı verip dava düşürebiliyorlar ya; bu dava da "vicdansızlık"tan düşürülsün! Zira bu insanlara reva görülen ve hâlâ görülmekte olan sadece ve sadece bir vicdansızlık abidesi olabilir...

Hapisteki Uluderelilere mektuplarınızla destek vermek isterseniz Şırnak Kapalı Ceza Evi'ne Fırsat Kaya (29), Ferdi Alma (19), Mehmet Altürk (55), Özcan Encü (20) ve Faruk Encü (19) adına yazabilirsiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar