Ziyaeddîn Embarî

Ziyaeddîn Embarî

Yazarın Tüm Yazıları >

 Evet, K

A+A-

Ben, bu başlığı koyarken acaba farkında olmadan ben de Kürtlere hakaret etmiş olmayayım diye “zavallı” kelimesinin sözlük anlamı için Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğüne baktım.

Baktım ki za'vallı’nın sözlük anlamı:. “Acınacak kadar kötü durumda bulunan”,mecazi anlamı ise;Gücü bir şeye yetmeyen, âciz” demek olduğunu görünce, başlığı isabetli koyduğumu fark ettim ve böylece rahatladım. Gerçi hakaret olarak algılansaydı da bir şey çıkacağını sanmazdım. Nasıl olsa Kürtlere hakaret etmek ve Kürtleri aşağılamak tarihi bir gelenek olmuştur. Hatta hiyerarşide çok büyük önem arz etmektedir. Hakaret edenlerin rütbeleri sökülmez; bilakis terfi edilir. “Kürt’ten evliya, alma avluya.”, “Ağaçtan maşa, Kürt’ten paşa çıkmaz.”, “En iyi Kürt, ölü Kürt’tür.” vb. sözler hep bu geleneğin ürünüdür.

Mevzuumuza avdet edelim. Şimdi Kürtlerin “zavallılığı” nereden çıktı diyeceksiniz. Bu zavallı kelimesini de ilk defa hükümetimizin ustalık dönemindeki usta hakaretleriyle demeyeceğim, gaflarıyla –çünkü, muktedirin hatalarına, hatta hakaretlerine lisan-ı siyaside gaf denilmektedir-. Meşhur, namı diğer İdris Naim Şahin’in Diyarbakır’daki 14 Temmuz olaylarıyla ilgili açıklamasında: Kürt siyasi örgütlemesini (BDP’yi) “lanetli yapı” olarak teşhis ettikten sonra, orda bulunan- kısmen de olsa- Kürt temsilcilerini bu lanetli yapı adına hareket eden 18 vekili de zavallılıkla itham etmişti. Gerçi, hükümetin Kürt kökenli sözcüsü Hüseyin ÇELİK; “Bunlar zavallı değildir, bunlara zavallı deme,” mi demek istemişti; yoksa gerçekten Kürt damarı ve “xireti” mi galebe çalarak bakanın bu “zavallı” çıkışına karşı çıktıysa da yine önceki itirazları gibi hükümet erbabınca itibar görmemişti. Bakanın, Kürt milletvekillerini zavallı olarak telaffuz etmesi, hem yaşanan manzaraya ve hem de kelimenin sözlük anlamına birebir mutabıktı. Yani “Acınacak kadar kötü durumda bulunan” kişilerdi; bu, aynı zamanda temsil ettikleri halkın da durumu demekti. T.C kanunlarına göre milletvekillerinin dokunulmazlıkları olduğu halde, gelen giden her güvenlik görevlisi bu “zavallılara” dokunmuştu. O kadar dokunmuşlardı ki bazıları coptan, bazıları ise gazdan yaralanmıştı. Bu, dokunulmazların haliydi. Ya, dokunulmalarında herhangi bir sakınca bulunmayan halkın durumunu da siz tahayyül ve tasavvur edin. O gün Diyarbakır’ın bazı yerlerinde gaz bulutu oluşmuştu. Bu arada biber gazı deyince CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na verdiği soru önergesine verilen cevapta, Son 12 yılda 21 milyon 269 bin dolar (38 milyon lira) karşılığı 628 ton biber gazı ve göz yaşartıcı spreyin ithal edildiğinisöylemeden de geçmeyeceğim. Anlaşılan gaz için cebimizden verdiğimiz helal paramız bir yerlere gitmiyor. Bazıları, gaza gelerek gazımızı bize iade ediyor ve sprey niyetine bize koklatıyor. Peki, bu gaz zararlı değil midir? Bu sorunun cevabını bir uzman edasıyla mezkûr bakanımız daha önce vermişti. “Biber gazı bireysel ölümler haricinde insan sağlığına zararsızdır.” diye hükmetmişti.

Mezkûr ve meşhur bakanın peşini bırakıp, Kürtlerin zavallılığı tarihi sürecine baktığımızda Kürtlerin durumunun içler acısı olduğunu görmekteyiz. Manzarayı tarif etmede diller dönmemekte, kalemler yazmaya cüret etmemekte, beyin cümle kurmada zorlanmaktadır. Düşünün, bir Kürt çocuğu olarak 15-16 yıllık resmi eğitim hayatımda Kürt ve Kürdistan kelimesinin her birine sadece bir yerde rastladım. Kürt kelimesini Türk İnkılâbı dersinde “zararlı cemiyetler” adı altında “Kürt Teali Cemiyeti” nde geçen Kürt kelimesi ile yine aynı derste işlenen, paçavra olarak sunulan Sevr Anlaşması’nın “Doğu’da bir Ermenistan ve Kürdistan devleti kurulacaktır.” maddesinde geçen Kürdistan kelimesi. Evet, yanlış duymadınız, 16 yıl eğitim ve öğretim sürecinde Kürt ve Kürdistan’la ilgili gördüğüm ve duyduğum tek iki kelime ve bunu da lisans eğitimimi tarih eğitimi üzerine bitirmiş biri olarak bunları söylüyorum. Tek bu örnek dahi Kürt halkının ve neslinin ne kadar acınacak bir durumda olduğunu gözler önüne sermektedir.

Kürtler tarih boyunca yerlerinden yurtlarından kovulmuş, çeşitli katliamlara maruz bırakılmış, hep arkadan hançerlenmiş, evleri, dağları, bağları yakılmış, Müslüman olan ilk halklardan olduğu halde hep Müslüman kardeşlerinden eza ve cefa görmüş, öyle ki İslam dünyasında üzerinde kimyasal silah denenen yegâne halk olmuş, Üstat Bediüzzaman’ın mealen dediği gibi “Hep aldanmış ama hiç aldatmamış.”, gerek düşmanları ve gerekse güya din kardeşleri tarafından her çeşit asimilasyona tabi tutulmuş olmalıdır ki Kürtler zavallıdır diyorum.

Birçok millet ve devlet kendi varlığını Kürtlerin yokluğu üzenine ikame etmiştir. Bu, onlar için ölüm kalım meselesidir. Kürtlerin varlığı, onların aynı zaman da yokluğu demektir. Onun içindir ki Kürtler sevinince onlar üzülmekte, Kürtler kar ettikçe onlar zarar etmektedirler. Onun içindir ki Kürdistan’ın herhangi bir yerinde Kürtler bir kazanım elde ettiklerinde, bunlar hemen tedirgin olmaktadır. Bunlar, Suriye’nin öz evlatlarını Esat mezalimine karşı ölüme ve öldürmeye teşvik ederlerken; ama aynı zamanda Suriye’nin öz evlatları olan Kürtler kendi bölgelerini kansız bir şekilde ele geçirdiklerinde bunların morali bozulur, “Biz buna eyvallah demeyiz.” diye nara atarlar. Ve hemen telefona sarılıp Baba Obama’ya dert yanarlar. Uluslararası toplum denilen melanet yapıyı, bunun önlenmesi için göreve çağırırlar. Hâlbuki bu uluslararası yapı, Kürdün 34 evladı bombardıman altında parçalanırken ve parçaları toplatılıp katırlara yükletilirken, söz konusu yapıdan gık çıkmamıştı. Anlaşılan bu yapı da uluslararası arenada gücü ve devletleri olan ulusların menfaatini gözeten yapıdan başka bir şey değildir.

Evet, hayatını kürdün yokluğu üzerine ikame eden zihniyet, Kürdü ya kendine benzetmekte ya da öldürmeye devam etmektedir. Hatta Kürdü tane tane öldürmekle bitiremeyeceklerini anlayınca seyitleri Obama’nın kapısına dayanarak toplu imha araçları olan silahlı operatörlerin alımı için adeta yalvarırlar. Şunu demek isterim ki bu zihniyetin sahipleri, ceylanı boğazlayan aslanı mazur ve masum görürken aslandan arta kalan iskeletin üzerindeki kırıntılara göz diken akbabaları ise mazur değil muzır görürler.

Kanımca Kürtler, gerçek anlamda zavallı olabilirler; ama zavallılığın mecazi anlamındaki “Gücü bir şeye yetmeyen, âciz” anlamından beridirler. Bu anlamda bence asıl zavallı, kafese tıkatılan aslan değil, kafesin önünde nöbet bekleyen, “Aman biri kafesin kapısını açmasın ya da aslan, kafes kapısını veya anahtarını kırıp çıkmasın.” diye o korku ve endişeyle gözlerine uyku girmeyen kişidir.

Evet, Kürtler bu gün aciz değildirler. Bilakis onurludurlar. Onların durumu düşük olabilir; ama “düşkün” değillerdir. Yoksul olabilirler; ama “yoksun” değillerdir. Bunun içindir ki onurludurlar diyorum. Zafere her zamanınkinden daha yakındırlar. Zaferden kastım Kürtlerin Kürtleşmeleridir. Daha önce yasaklı kelimeler arasında bulunan “Kürt” kelimesi bu gün en çok kullanılan ve konuşulan kelime olmuştur. Bu gün Türkiye’de, park ve bahçelerin etrafı sarılmışken, Türkiye, hala park ve bahçelerin Kürtçe isimleriyle ilgilenmektedir.

Kürtler, Üstat Bediüzaman’ın:“ Ey Asurîler ve Keyanîlerin cihangirlik zamanında piştar, kahraman askerleri olan Aslan Kürtler! Beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır.” Münazarat ” nidasına icabet ederek uykudan uyanmışlardır. 500 senelik bir zamanını uykuyla geçirdiklerinden uykularını yeteri kadar almışlardır. Artık kolay kolay uyumayacaklardır. Uyusalar da artık topyekûn değil, güvenlikleri gereği nöbetleşe uyuyacaklardır. 1925’te Şeyh-i Azamın kıyamıyla ürkütülen ve sonunda uyku ilacıyla uyutulan Kürtlerin dindarları da artık uyanmıştır. Artık Kürtlerin kaderi üzerinde kâbusgibi oturarak Kürtlere kâbuslar yaşatanlara çağrım odur ki: “Gelin bu tavrınızdan vazgeçin, Kürtlerin tüm hak ve hukuklarını iade ediniz.Sizi, sizin dediğiniz gibi “Devletin şefkatli kollarınadeğil “Allahın rahmet ve merhamet kapısına davet ediyoruz.”Merhamete geliniz ki Allah sizi afetsin, Allahın affettiğine, biz de hakkımızı helal ederiz. “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.”  Son olarak diyorum ki eğer bu gün kendinize gelmezseniz yarın birileri de size zavallıdiyecektir. Çünkü, bu Sünetullahtır.İşte buyurun: “Biz ise o ülkedeki güçsüzlere ihsanda bulunmak, onları dünyada örnek şahsiyetler yapmak ve ülkeye onları vâris kılmak, onlara dünya hâkimiyeti vermek, Firavun’u, Haman’ı ve onların ordularını ise korktuklarına uğratmak istiyorduk.(Kasas 5-6, Suat YILDIRIM, kuran meali)  SON KELAMIM, SELAMIMDIR. 

UFKUMUZ.COM

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.