1. YAZARLAR

  2. Bayram ZİLAN

  3. Eski Türkiye'ye Veda Virajları
Bayram ZİLAN

Bayram ZİLAN

Milat Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Eski Türkiye'ye Veda Virajları

A+A-

Yeni bir teste giriyoruz, kimin dava, kimin koltuk peşin olduğunu yakında göreceğiz. (…) AK Parti şahıslarla değil, tekrar ediyorum, ilkelerle, sınırları belli politikalarla, en önemlisi de dava şuuru ve hareket ahlakıyla var olan ve var olacak bir partidir. Bunu böyle bilmemiz lazım. 'Partinin başına Ahmet gelmiş, Mehmet gelmiş', bunun tartışmasını yapmak, davaya ve harekete karşı inanın büyük saygısızlıktır. (…) AK Parti, tek adam partisi değildir. AK Parti'nin kurulları var, kuralları var, mekanizmaları var. Bugüne kadar ne yaptıysak, genel başkandan sandık müşahidine kadar her kademedeki arkadaşımızın uyumuyla, koordinasyonuyla, kardeşlik anlayışı içinde birlikte hareket etmesiyle yaptık. Kim diyorsa ki 'Ben olmazsam, dava olmaz', o büyük bir kibrin, gururun içindedir. Kim diyorsa ki 'Şu olmazsa, dava olmaz', o da büyük bir yanlışın içindedir."

Bu sözler dün Başbakan Erdoğan tarafından Ak Parti İstanbul İl Danışma Toplantısında sarf edildi. Erdoğan, kendisini bugünlere taşıyan şehre, İstanbul’a, İstanbul teşkilatına üstü kapalı veda etti. Kendisinden sonra partinin nasıl olacağının veya nasıl olması gerektiğinin çerçevesini çizdi. Ak Parti’nin şahıs partisi olmadığını, kurumsal bir parti olarak yoluna kaldığı yerden devam edeceğini söyledi.

Eski Türkiye’ye veda ediyoruz artık.

Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı (Başkanlık) seçimleri ve 2015 Genel seçimleri Eski Türkiye’ye veda etmek için geçmemiz gereken en kritik 2 virajı ima ediyor.

Resmi ideolojinin ve Kemalizm’in emniyet sübabı işlevini gören, devleti halka karşı korumak için icat edilmiş ve bu doğrultuda yetkilendirilmiş Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün bu kadim işlevi Ağustos 2014 itibariyle sona erecek. Halk ilk kez, kendisini devlete karşı koruyacak ve önceleyecek bir Cumhurbaşkanını “kendi seçip”, Köşke gönderecek. Bir başka deyişleCumhurbaşkanlığı Köşkü’nde “söz artık milletin” olacak. Dolaysıyla Cumhurbaşkanlığı seçimleri, eski Türkiye’yi temsil eden seçkinler ile yeni Türkiye’yi temsil eden halkın egemenlik mücadelesinde en önemli viraj olma özelliğini taşıyor.

Erdoğan karşıtlığının çok geniş bir çerçeveye oturtulması girişimlerinin ve normal zamanda birbirlerini bir kaşık suda boğacak bütün antagonistlerin sırf Erdoğan köşke çıkmasın diye voltranı oluşturmasının sebebi de bu egemenlik mücadelesinde halkın son virajı geçmemesidir.

Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın kazanması zafer olarak kabul edilse bile bu, egemenlik mücadelesinin bittiği anlamına gelmeyecektir. Geriye, geçilmesi gereken önemli ve çok kritik bir viraj daha bulunmaktadır: 2015 Genel Seçimleri..

Zira, 2015 seçimleri sonrası kurulacak parlamento, 2.Cumhuriyetin kurucu parlamentosudur.

2015’te meclise girecek milletvekillerini, Eski Türkiye’yi temsil eden anayasayı ve halka karşı devleti korumak için kurulmuş kamu kurum ve kuruluşları kaldırma, yerine yeni Türkiye’nin yeni anayasasını ve halkı devlete karşı koruyacak kamu kurum ve kuruluşlarını ikame etmek gibi çok kutsal görevler bekliyor.

Barışa hazırlıksız yakalanmış ucube TMK kanunun yeniden düzenlenmesi, Çözüm Sürecinin önündeki yasal engellerin kaldırılması, vatandaşını tarif ve tasnif etmeyen, bu coğrafyada yaşayan bütün insanların kendisini 1.sınıf vatandaş kabul edip, “bu benim anayasam” dediği sivil, tarafsız ve bağımsız bir anayasanın yapılması ve iki partili bir başkanlık sistemine geçiş gibi Yeni Türkiye’nin temellerini oluşturacak bu önemli vazifeleri 2015 seçimleri sonrası 2.Cumhuriyetin Kurucu Meclisi ifa edecek.

Bu açıdan 2015 seçimlerinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus; yeni Türkiye’nin kurulumu için gerekli olan yasaların TBMM’den geçmesi esnasında fire vermeyecek, milliyetçi refleksleri olmayan, demokratlığı tescilli kişilerin Milletvekili adayı gösterilmesini sağlayabilmek, böyle bir zemin hazırlayabilmektir.

Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı Seçimleri ve 2015 Genel Seçimleri virajlarının kazasız geçilmesi;

1.Cumhuriyetin ve Eski Türkiye’nin sonu demektir.

Seçkinlerin egemenliğinden, kayıtsız şartsız millet egemenliğine geçmek demektir.

Ulusolcuların, Aydınlık, Sözcü ve Doğan Medya tayfasının, emekliliği geçmiş liberaller kıraathanesi T24’ün, noterden tasdikli muhaliflerin, obsesif-kompülsif Erdoğan hastalığı olanların, Pensilvanya’nın, Kemalistlerin, Cihangir çocuklarının, beyaz Türklerin, sermayenin, CHP’nin ve MHP’nin voltran oluşturma motivasyonu ve iştahı, Erdoğan’ın köşke çıkmasını engelleme düsturundan geliyor. Bu güruh Erdoğan’ın köşke çıkmasının ne anlama geldiğini çok iyi biliyor.

Mezkûr kirli ittifak, Erdoğan’ın köşke çıkmasını engelleyemese bile pes etmeyecek. 2015 seçimlerinde daha geniş tabanlı bir ittifak kurcak. CHP ve MHP, tıpkı yerel seçimlerde olduğu gibi birleşerek, ortak adaylar göstererek seçimlere girecek. CHP&MHP Koalisyon Hükümeti kurulması için herkes legal-illegal elindeki bütün (son) kartları açacak.

Şüphesiz bütün bu kirli senaryolar uygulamaya konulurken, demokratlar da boş durmayacak elbette.

Milletin sırtını kamburlaştıran 1.Cumhuriyetin ağır yükünü, milletin sırtından kaldırıp atmak için elimizden gelen çabayı ortaya koyacağız. Vesayet güçlerine karşı “demokrasi cephesi” oluşturup egemenlik mücadelesinde “halkın tarafında” olacağız.

Bu tarafgirlik, partililiği ve particiliği aşan bir tarafgirliktir.

Taraf olunacak olan halktır. Bunu yapmak, demokrasiden taraf olmak, iyiden yana tavır ve pozisyon almak, bu coğrafyada yaşayan mazlum halklara karşı boynumuzun borcudur.

Son iki virajdayız. Bütün demokratlar, haydi, sıvayın kollarınızı..

Sizin, vicdanınızdan başka kaybedecek neyiniz var?

Twitter: @Bayramzilan


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.