1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Esastan Tartışalım
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Esastan Tartışalım

A+A-

İnsan hayatını ilgilendiren bir çok konuyu esastan ele alma ihtiyacı zaman zaman kendisini dayatır bize; biz farkında olmasak da. Eğer söz konusu mevzu, toplumsal yaşamı ilgilendiriyorsa esastan ele alınması daha da önem arz eder.

Anayasalar ve anayasalardaki eksiklikler, yanlışlıklar, adaletsizlikler, ayrımcılıklar, hak ve özgürlük gaspları ve yetersizlikler, ilgili toplum için esasa taalluk eden konulardır. Buna binaen anayasa ile ilgili bir sorun varsa, anayasa konusunu belirli zaman dilimlerinde tartışmak veya sadece parti, ırk, mezhep, grup zaviyesinden ve çıkarları bakımından değerlendirmeye almak ciddi bir yanlıştır. Çünkü bir ülkenin anayasası, o ülkede yaşayan herkesi birinci dereceden ilgilendirmektedir. Konu herkesi ve herkesin geleceğini yakından ilgilendirdiğine göre, anayasa konusunun da aynı oranda geniş kapsamlı değerlendirilmesi gerekmektedir.

Anayasa ile ilgili en temel konulardan biri olduğu halde en az tartışılan mevzu, anayasayı hazırlama ve muhtevasını belirleme hakkının kime ait olduğu ve bu hakkın kullandırılıp kullandırılmadığıdır. Teorik ve söylem bazında bakıldığında sorun yok gibi. Çünkü ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ şiarı herkese öğretiliyor. Ne var ki, uygulama söylemle temelden çelişen bir mahiyete sahip. Hakimiyetin ‘kayıtsız ve şartsız’ kaydıyla millete verilmesi, millet iradesinin önündeki ve üstündeki tüm engelleri, kurumları bertaraf etmektedir. Yani hiçbir kurum, hiçbir kuruluş ve hiçbir hukuki ve hakiki şahıs milletin iradesinin önünde ve üstünde değildir. Yönetime ilişkin mutlak hakimiyet hakkı, millete anayasayı hem cüz’i, hem külli hem de temel felsefesi dayanakları itibariyle değiştirme yetkisini veriyor. Millet isterse, anayasasının dayandığı temel düşünce ve ideolojiyi de değiştirir. Örneğin demokrasiden sosyalizme, demokrasiden İslam’a veya tersine geçiş yapabilir, istediği dünya görüşünü veya dini anayasasına temel dayanak yapabilir. Kayıtsız ve şartsız hakimiyet hakkının millete ait olduğunun kabullenildiği bir ülkenin anayasasında ‘değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez’ gibi bir ilke ve esas söz konusu olamaz. Olursa, artık hakimiyet kayıtsız ve şartsız değil, kayıtlı ve şartlı olarak milletin olur.

Eğer hakimiyet kayıtsız olarak milletin ise ve anayasaya değiştirilemez maddeleri de yine millet koymuşsa, aynı millet değiştirilemez diye koyduğu esasları da değiştirebilir. Çünkü değiştirilemez kaydı, hakimiyet ve yetki ile çelişki oluşturur. Kaldı ki mevcut anayasadaki değiştirilemez kaydı bu milletin iradesi sonucu değildir. Aksini iddia edenler, anayasanın değiştirilemez maddelerinin değiştirilip değiştirilemeyeceğini referanduma sunabilir ve neticeyi görebilirler.

Hakimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir ilkesi, topluma anayasasını bütün maddeleriyle ve hatta dayandığı dünya görüşü itibariyle değiştirme hakkını verirken uygulamada cebr, hile ve hokkabazlıklarla  bu hakkın kullanımı gasp edilmiş, sınırlandırılmış ve toplum aptal yerine konulmuştur.  Anayasaya değiştirilemez maddeler konularak hakimiyet hakkı kayıtlı ve şartlı hale getirilmiştir. Bu da yetmezmiş gibi normalde yasaları denetlemekle görevli Anayasa Mahkemesi’ne gayri resmi olarak anayasa değişikliklerini denetleme ve iptal etme yetkisi verilmiştir. Sözde halkın hakimiyet hakkını kullanan Meclis, anayasa değişikliklerini yapma hakkına sahip gibi görünüyor ama son sözü AYM veriyor. Meclis, tesettürü anayasayı değiştirerek serbest kılıyor, AYM iptal ediyor. Meclis anayasa değişikliği paketi hazırlıyor ve referanduma yani hakimiyetin sahibine gidiyor, AYM paketi esastan görüşüyor ve uygun görmediği yerleri çıkarıyor ve ondan sonra referanduma sunuyor. Yani millete diyor ki, sen ancak benim uygun gördüğüm çerçevede hakimiyet hakkını kullanabilirsin. Netice, hakimiyet kayıtsız şartsız belli bir kuruma ve o kurumu perde arkasından yöneten kuruluşlara verilmiş oluyor. Yalancılığın ve hokkabazlığın da bir sınırı olmalı.

Anayasa ile ilgili geçici olarak değil, sürekli olarak şu konuları tartışmamız ve gündeme getirmemiz gerekir:

Bu milletin kendi kaderini tayin hakkı var mı yok mu? Anayasa hazırlama hakkı var mı yok mu? Bu milletin hakimiyet hakkı kayıtlı mı kayıtsız mı? Şartlı mı şartsız mı? Kayıtsız ve şartsız ise bunca kayıt ve şartın anlamı nedir? Bunca hile ve cebrin anlamı nedir? Kayıtlı ve şartlı ise, ilkokuldan üniversiteye bütün eğitim kademelerinde hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir şiarının öğretilmesinin ve ezberletilmesinin anlamı nedir? Neden yiğitçe bütün kitaplara hakimiyet çok sayıda kayıt ve şart ile millete aittir denmiyor? Neden milletin iradesinin üzerindeki kurumların adı zikredilmiyor ve sistem ona göre tanımlanmıyor?

Biz toplum açısından da sürekli sorulması ve cevabının aranması gereken sorular var aynı minvalde:

Neden bizi aptal yerine koyan kurumları ve zihniyeti sorgulamıyoruz? Neden toplum olarak bizimle alay eden güçle hesaplaşmıyoruz? Hakimiyet hakkı bize ait ise, bunca kayıt ne; bize ait değilse bunca şiar ne diye neden Anayasa Mahkemesini kuşatmıyor ve onu çalışamaz hale getiremiyoruz? AYM’nin arkasında ordu varsa, neden aynı soruları ve sorgulamayı ve eylemi Genelkurmay için yapamıyoruz? Toplum olarak bizimle alay eden kurum ve gücün kim olduğunu  neden tespit edip onunla hakimiyet hakkının kime ait olduğu meselesinin hesabını göremiyoruz? Hakimiyet hakkı yalan mı gerçek mi konusunu neden açığa kavuşturamıyoruz?

Hakimiyet hakkı küçük bir hak mı? Vazgeçilebilecek bir hak mı? Göz yumulabilecek bir hak mı? Feragat edilebilecek bir hak mı? Neden bu hakkın pratikte kime ait olduğu meselesini netleştiremiyoruz? Bu milletin böyle bir hakkı var mı yok mu? Cevap: Teoride var, pratikte yok. Kim belirlemiş bunu? Kim veya hangi kurum bu çelişkinin, bu hokkabazlığın bu kandırmacanın arkasında duruyor? Bu milletin hakimiyet hakkı yoksa, ilgili güçler çıksın açıkça desin ki sizin ne hakimiyet hakkınız ne de başka bir hakkınız söz konusu değildir. O zaman teklif değişir, kartlar değişir ama en azından konu netleşmiş olur, çelişkiler giderilmiş olur. Eğer bu milletin hakimiyet hakkı varsa, o zaman bu hakkı kullanmayı engelleyin kim? AYM’de oturan üç-beş hakim mi? Genelkurmay’da oturan üç-beş general mi? Yargıtay’da oturan üç-beş hukukçu mu? Kim ve hangi hakla bunu yapıyor? Neden mertçe ve açıkça yapmıyor? Neden doğrudan halk ile hesaplaşmadan kaçınılıyor?

Hakimiyet kayıtsız ve şartsız milletin ise, bu millet ya referandum yoluyla doğrudan veya Meclis yoluyla dolaylı bir şekilde anayasanın tüm maddelerini dayandığı felsefi düşünceyle birlikte değiştirme hakkını kullanabilmelidir.

Milletin böyle bir hakkı yoksa, bu hakkın olmadığını savunanlar çıkıp açıkça bunu söylesin, kimliklerini açıklasın. Gerekçelerini söylesin ve hesaplaşma şeffaf bir şekilde yapılsın.

Ne yazık ki, yetersiz ve eksik oranda gündeme gelen ama yine de çok önemli olan anayasa değişikliği ve referandum konusu, hakimiyet hakkının kime ait olduğu ve bunun kullanılıp kullanılmadığı konusuna tartışma imkanı ve zeminini oluşturmuşken konuyu bu boyutuyla tartışmaya açamıyor, esasa ilişkin konuyu gündeme taşıyamıyoruz.

Anayasalarla ilgili dört önemli konu var:

Birincisi, yönetime ilişkin hakimiyet hakkı halk tarafından kayıtsız ve şartsız olarak kullanılabilmelidir.

İkincisi, hakimiyet hakkının halk tarafından doğrudan kullanılması için belirli aralıklarla referanduma gidilmeli. Savaş, barış, adalet ve özgürlükler gibi temel konuların her biriyle ilgili ayrı ayrı referanduma gidilerek milletin iradesi temelinde sorunlar çözülmelidir. Meclisin vekil, halkın müvekkil olduğu unutulmamalı, vekil müvekkilin önüne geçmemelidir.

Üçüncüsü, anayasa ile ilgili temel değişikliklerin hazırlık kısmı meclisin yanında halkın katılımını sağlamak için toplumu temsil eden sivil toplum kuruluşları, cemaatler ve kanaat önderlerinden oluşturulacak  kurucu meclisler vasıtasıyla halkın talepleri anayasa hazırlığına yansıtılmalıdır.

Dördüncüsü, anayasalar referandum yoluyla belirlense bile, nesiller değiştikçe anayasa bütün yönleriyle referanduma sunulmalıdır. Çünkü bir önceki neslin onayı, bir sonraki nesli bağlamaz. Bir önceki neslin tercihi, bir sonraki nesil için geçerli olmaz.

Bu esaslar gözetilerek anayasa hazırlanır ve yenilenirse, ilgili toplumun tüm temel sorunları köklü olarak çözülür, farklılıklar barış, özgürlük ve adalet içinde yaşama imkanı bulabilir.

Anayasa konusunu esastan tartışma yani hakimiyet konusundan başlayarak tartışma cesaretini göstermek zorundayız. Aksi halde ilerleme yavaş ve aksak olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.