1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Ertuğrul Özkök, Öküz ve Hürriyet Treni
Ertuğrul Özkök, Öküz ve Hürriyet Treni

Ertuğrul Özkök, Öküz ve Hürriyet Treni

A+A-

10 Temmuz 2008 tarihli Hurriyet.com.tr haberinin başlığı, “Hürriyet Treni’ni Muşlular ‘Nerede kaldınız’ diye karşıladı” idi!

Haberin devamında şöyle yazıyordu: “Hürriyet Gazetesi ve TCDD tarafından ortaklaşa organize edilen ‘Hürriyet Hakkımızdır/Tren Özgürlüktür’ projesi kapsamında yola çıkan özel tren, 9’uncu durağı olan Muş’ta vatandaşlarca ‘Nerede kaldırız’ diye karşılandı. Dün sabah 08.00’de Elazığ’dan yola çıkan Hürriyet Treni, öğleden sonra 16.30’da Muş’a vardı ve coşkuyla selamlandı.”

Sanki Muşlular işlerini güçlerini bırakmış, gece gündüz uykusuz kalmış, gözleri yolda, tuzu kuru Aydın Doğan’ın tuzu kuru köşe yazarlarını beklemişler gibi sunulmuş haber.

Fotoğrafa baktım; yaşları 2 ile 8 arasında değişen 10-15 çocuk. Onlar da, büyük ihtimalle, şekerle kandırılıp figüran olarak kullanmış. Başka hiçkimseyi göremedim. Çünkü ne Hürriyet ne de halktan kopuk yazarları Muşluların umurunda.

Sponsorluğunu Hürriyet Gazetesi ile TCDD’nin, yönetmenliğini de Ertuğrul Özkök’ün yaptığı, Kars’tan Edirne’ye yaklaşık 40 şehirde, raylar üzerinde sahnelenecek 2008’in en komik tiyatro oyunu…

Yalanlana yalanlana bir hal ondular; gazete manşetlerinde sahneleyecek yalan-dolan, asparagas, provokatif malzemeleri kalmayınca bu tren tiyatrosuna başvurdular.

Aslında malzemeleri çok ama ertesi günü gerçeği bulup yüzlerine vuran muhalif medya sayısında artış oldu; bu da onları oldukça zora sokuyor. “O tarafta” olan Dinç Bilgin’in Sabah’ı ve Cem Uzan’ın Star’ı şimdi “bu tarafta.” Bu tarafa bir de Taraf eklendi. Trene yönelmelerinin amacı budur.

Oysa 28 Şubat’ta işleri ne kadar da kolaydı! Gündemi değiştirmek, bankaları hortumlanacak kıvama getirmek için bir porsiyon Ali Kalkancı ile yarım porsiyon Fadime Şahin yetmişti. Şimdi ne yapsalar kar etmiyor; attıkları çamur olduğu gibi yüzlerine geri dönüyor.

Aydın Doğan’ın treni Batman’a da uğramıs. Gazete mensupları Batman’da şekerle kandıracak çocuk bulamadılar anlaşılan; bir ikisini kandırabilselerdi, “Batmanlılar ‘Sizi çok özledik’ diye karşıladılar” diye yazacaklardı herhalde.

Çocukların yerini, ellerinde “Hürriyet-İnsan Hakları = Tren-Öküz” yazılı protesto pankartı taşıyan Genç Siviller almış Batman’da.

Genç Siviller’in pankartı çok manidar. “Öküzün trene bakışıyla Hürriyet’in insan haklarına bakışı arasında hiçbir fark yoktur” gerçeğini hatırlatıyor.

Halkı “Göbeğini kaşıyan adam” ve “Bidon kafa” olarak gören, Meclis iradesini “kaos” olarak sunan; Kürdleri, birkaç F-16’nin birkaç sortisiyle imha edilmesi gereken mahluklar olarak gören; muhabirlerin eline kamera tutuşturup başörtülü avına gönderen;  yayın ilkelerini testise kurban eden; kısacası, hak ve özgürlükleri ayaklar altına alan bir medya ile trene aval aval bakan öküz arasında büyük bir benzerlik görüyorum şahsen.

Yanılıyorsak, Özkök veya Ekşi bizi düzeltsinler, aydınlatsınlar ki biz de hatamızdan dönelim (Vatan’ın ağzı bozuk Mustafa Mutlu’su bu işe burnunu sokmasın).

Bu yazıyı kaleme almamın asıl sebebi, Hürriyet Treni’ne olan merakımdan değil; onu meraklı öküzlere bırakıyorum. Asıl sebep, Ertuğrul Özkök’ün 19 Temmuz 2008 tarih ve “Acaba şu 2 soru soruldu mu” başlıklı yazısı. Gene sapla samanı, öküzle treni birbirine karıştırmıs.

Ya tren yolculuğu yaramamış, ya trene bakan varlıklardan, özellikle öküzlerden çok etkilenmiş, ya da “Genç Siviller”in protestosu kimyasını bozmuş, bilemiyorum.

Şunları yazıyor:

“Merak ediyorum. Acaba Başbakan Tayyip Erdoğan’ın çevresinde şu konu hiç konuşulmuş, bunun siyasi tahlili hiç yapılmış mıdır? AKP, ilk 5 yıllık icraatı sırasında türban meselesini hiç gündeme getirmedi. Peki böyle yaptığı için oyu düştü mü? Hayır. Tam aksine yüzde 47’ye çıktı.”

Özkök, AK Parti’nin aldığı yüzde 47’lik desteği, başörtüsünü gündeme getirmemesine bağlıyor. Bizim de buna inanmamızı bekliyor. Korsan 27 Nisan bildirisine karşı AK Parti’nin dik duruşunun; kendilerinin de parçası olduğu 367 entrikasını seçim kararıyla etkisiz hale getirmesinin hiçbir tesiri yok ona göre!

AK Partililere, “Bütün başarınız, başörtüsü gibi insan haklarını ilgilendiren konuları gündeme getirmemeye bağlı; böyle devam ediniz!” tavsiyesinde bulunuyor.

Özkök’ün, bu ahmakça saçmalıkları inanarak yazdığını tahmin ediyorum. Yoksa onun ahmak olduğuna inanmıyorum; sadece onu çok saf birisi olarak görüyorum. Yukarıdaki saçmalıklarına inanacağımızı sanacak, AK Partililerin bu saçmalıklar doğrultusunda politika geliştireceğine inanacak kadar saf biri.

Aydın Doğan, onun bu saflığından çok istifade ediyor gibime geliyor. Güneş Taneri arayıp patronunun karton fabrikası için teşfik istemesi de, cebine 500 milyon koyup Sabah-ATV’yi patronu için ucuza almaya kalkışması da patronu Aydın Doğan’ın fikriydi. Bulmuş saf birisini, gönlünce kullanıyor.

Hazır okuz-tren muhabbeti devam ederken, ben de Özkök’ün bu tezine karşı öküzlü-trenli bir tezle cevap vermek istiyorum. Bana göre, AK Parti, ilk 5 yıllık dönemde “Öküzlerin trene neden bön bön baktığını” gündeme getirmediği için yüzde 47 oy aldı; yani yüzde 47’yi öküzlere borçludur!

Bu tezim karşısında ağzınızdan, “Ooha!” sesi çıktığını duyar gibiyim; haklısınız… Ben de Özkök’ün bu saçma tezini ilk okuduğumda gayri ihtiyari olarak, “Çüşşş” demiştim.

Özkök’ü okumaya devam edelim:

“Bir başka soru. Yine ilk 5 yıllık icraatı sırasında imam hatip okullarının katsayı meselesini ne gündeme getirdi, ne de bunun için bir adım attı. Peki böyle yaptığı için oyu azaldı mı? Hayır, tam aksine 2007 seçiminde oyu yüzde 47’ye çıktı.”

Özkök’ün bu tezine de itirazım var. Bence AK Parti’nin başarısı katsayı meselesini kurcalamamasından değil, zebranın (yaban eşeginin) sırtında kaç çizgi olduğunu gündeme getirmemesinden kaynaklanıyor. AK Parti’nin, ilk 5 yıl içinde zebraların çizgilerini gündeme getirdiğine hiç şahit olmadım; demek yüzde 47’nin sırrı zebranın çizgilerinde saklı!

Benim tezim ne kadar saçma ise, Özkök’ünki de o kadar, hatta ondan daha fazla saçmadır. O halde buyrun, hem benim hem de Özkök’ün tezlerine hep birlikte, aşk ve şevkle birer “Oooha! Çüüşşş” çekelim!

“Başbakan Erdoğan ve AKP bunları yapmadığı için, ‘giderek muhafazakárlaştığı’ söylenen o toplum kendisini cezalandırdı mı? Hayır, tam aksine ödüllendirdi. Öyleyse, 22 Temmuz sabahından itibaren bu türban telaşı niyeydi?”

Atalar, “El cevabu ahmakus sukut!” demiş, yani “Ahmaklara karşı en güzel cevap sükuttur, susmaktır!” (Özkök ahmak olmadığı için ataların muhattabı değil elbet; ataların saflar için ne dediğini de maalesef bilmiyorum).

Yazıyı fazla uzatsam, Özkök’ün yukarıdaki saçmalıkları için atalara çok kötü şeyler söyletmek zorunda kalacağım; atasözü uydurukçusu da olmak istemiyorum. En iyisi kısa kesmek…

nasname

cevdet akbay

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.