1. YAZARLAR

  2. Ali Bilmez

  3. Erkek ve Kadın Eş mi Olmalı? Eşit mi Olmalı?
Ali Bilmez

Ali Bilmez

Yazarın Tüm Yazıları >

Erkek ve Kadın Eş mi Olmalı? Eşit mi Olmalı?

A+A-

Mücadele şekilleri, taktik ve teknikleri zamanla değişse de “Hak” ve “Batıl” mücadelesi insan nesli var oldukça devam edecektir.

 

Batılın (Batı’nın) kaba güç ve şiddete dayalı mücadele yöntemini terk edip saldırılarına demokrasi, kişisel hak ve özgürlükler, eşitlik vb. kavramlarla devam etmesinin üzerinden epey zaman geçti. Stratejik ortakları olan şeytanın da desteği ile Batılın kurguladığı bu oyuna karşı maalesef Müslüman dünyasının ekseriyeti, zamanında ve gerekli savunmayı yapamamış, mağlup olmuş ve ne yazık ki halen mağlup durumdadır.

Bir toplumu iyi veya kötü yönde değiştirmenin, değerlerini tamir veya tahrif etmenin en iyi ve kolay yolu o toplumun aile yapısına yönelik yapılacak eylem ve söylemlerdir. Bunu en iyi uygulayan Batı olmuştur ve günümüzde var gücü ile Müslümanların aile yapılarına yönelik tahripkâr çalışmalar içindedir. Bunların en bariz örneklerden biri de kadın-erkek eşitliğini kavramsallaştırmalarıdır.

Önce kavramsallaştırıp zihinlere işlediler. Sonra kanunlaştırıp ailelerimizin içine bir dinamit misali yerleştiriverdiler. Erkek ve kadınlarımız önce rollerini unuttular. Sonra bulanıklaşan akıl süzgeçlerinden amacı belirsiz tahlillerle kavgalara tutuştular. Bir olmanın, birlikte durmanın adı olan aile içerisinde değişen rollerle mutluluk mum ile aranır oldu. Huzur ise masallara konu, çocuklara hayal oldu.

Herhangi bir araba veya makine fabrikası şekilleri benzer, işlevleri farklı olan birçok araç üretebiliyor ve bunların bir kısmı diğerine sahip oldukları nitelikler bakımından üstün olabiliyor. Çekiş güçleri, hız limitleri, taşıma kapasiteleri vb. nitelikleriyle biri diğerinden farklı veya üstün olan modeller… “X” Markası “Y” modelini, “Z” modelinden daha çok sürat yapabilme kabiliyeti ile üretiyor ve bunu daha üstün bir nitelik ile tanımlıyor, tanıtıyor. Üretici olarak iki modeli de en iyi bilen “X” markası doğal olarak bu tanımlamayı yapmada tek söz sahibi oluyor.

İnsanı da yoktan var eden ve onun fıtratını en iyi bilen şüphesiz ki Yüce Allah’tır. Erkeği ve kadını her yönüyle en iyi bilen Yüce Allah onların hangi özelliklere sahip olduğunu da bizlere yüce kitabı Kur-an’ı Kerim ile bildirmiş, son Peygamberi Hz. Muhammed’in (sas) sünneti ile tarif etmiştir.

Ailedeki Erkek ve Kadının rollerinin tanımı ve tayini hususunda Nisa Suresinin 34. Ayeti gayet açık ve nettir. Ancak ve maalesef, birçok hususta olduğu gibi bu ayetin meal ve tefsirinde de çağımızın müfessirleri şahsi kanaatleriyle ayetin gerçek mealini sanki perdeleme gayretinde olmuşlardır. Hal böyle olunca da Batılın dinamik düşüncesine karşı pasif, sessiz ve savunmasız bir duruma düşmüş bulunmaktayız.

Aşağıda İsimlerini zikretmeden, sadece Nisa Suresi 34. Ayet için yapılan meallerden birkaç alıntı yaparak bahsettiğim durumu sizlerle paylaşmak isterim. Arzu edenler hangi çevirinin kime ait olduğunu küçük bir araştırma ile görebilir.

“Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur.”

“ERKEKLER, kadınları, Allah'ın kendilerine onlardan daha fazla bağışladığı nimetler ve sahip oldukları servetten yapabilecekleri harcamalarla koruyup gözetirler”

“Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır.”

“ERKEKLER kadınların koruyup gözeticisidirler; çünkü Allah erkeklerle kadınları farklı alanlarda üstün yeteneklerle donatmıştır; bir de erkekler servetlerinden harcama yapmaktadırlar”

Nisa Suresinin ilk 35 ayeti, ailenin önemi, tesisi ve muhafazası, eşlerin bir birlerine karşı görev ve sorumluluklarını detaylıca anlatır. 34. Ayette de üstün vasıflı olarak erkeğin yaratıldığı söylenir ve ailede yöneticiliği, koruyuculuğu erkeğe tevdi eder. Eğer Mümin erkek ve kadınlar buna inanır ve buna uygun davranırlarsa, yani iki taraf da bu sorumluluk bilinci ile hareket ederse kesinlikle o ailede Yüce Rabbimizin de izniyle mutluluk ve huzur hâsıl olur, olacaktır. Böyle ailelerin varlığı da benzer şekilde bir toplumun oluşmasına vesile olacaktır. Aksi takdirde batılın dayattığı sözde eşitlik düşüncesi ile erkek ve kadının fıtratına uygun olmayan yükleri yüklenmesi ve bunun altında ezilerek aile düzenine zarar vermesi kaçınılmaz olacaktır, olmaktadır.

Yukarıda daha iyi ifade etmek amacıyla verdiğim araba örneğinde olduğu gibi farklı niteliklere sahip iki taşıttan aynı performansı beklemek, onları aynı kulvarda yarıştırmak ya birinin motorunun yarı yolda yanmasına sebebiyet verecektir ya da diğerine yolda kaza yaptıracaktır. Hiçbir şekilde ikisini aynı zamanda ve sağlam bir şekilde varışa ulaştırmayacaktır.

Müslüman toplumu olarak Kadının aile içindeki annelik vazifesini önemsiz olarak algılamakla ile çok büyük bir hata yaptık, yapıyoruz. “Ev Hanımı” diye işlevsiz bir varlık olarak tanımladık annelerimizi, eşlerimizi. Evin geçimini sağlamayı ise erkekler için vazifeden ziyade bir övünç kaynağı, bir başa kakma aracı olarak gördük. Aslında tüm bunlar, bizden olan düşünceler değildi. Bize dayatılan düşüncelerdi. Dolayısıyla bir an önce bu algılardan kurtulmamız ve aslımıza, Kitabımıza, ebedi rehberimize dönmemiz gerekmektedir. Vesselam.

             

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.