1. YAZARLAR

  2. Vahap Coşkun

  3. Ergenekon'a kefil olmak
Vahap Coşkun

Vahap Coşkun

Serbestiyet
Yazarın Tüm Yazıları >

Ergenekon'a kefil olmak

A+A-

Ergenekon davasının daha uzun bir süre hukuki değerlendirmelere konu olacağı kesin. Dava esnasında yaşananlar çok tartışılacak, verilen kararlara ilişkin farklı yorumlar yapılacak ve değişik tepkiler verilecek. Ama işin bir de siyasi yönü var. Öylesine önemli bir dava ki Ergenekon, burada siyasi partilerin edindikleri pozisyon, muhtemelen bundan sonraki süreçte onların elde edeceği sonuçları da doğrudan etkileyecek.

CHP , başladığı andan itibaren bu davayı “hayal ürünü” olarak niteldi. Davadaki hukuki eksikliklerin, kişisel mağduriyetlerin veya savunma hakkına getirilen kısıtlamaların eleştirisini yapmak ama bunun yanında davanın Türkiye için önemini teslim etmek, iyi bir siyasi pozisyon olabilirdi. Ama CHP böyle yapmadı. CHP davadaki hukuki yanlışlıkların giderilmesiyle ilgili değildi, bizatihi bu davanın varlığına karşıydı. Zira CHP’ye göre, Ergenekon’un maddi bir dayanağı yoktu. Bu davanın açılmasının yegâne gayesi, AKP ’nin muhalif olarak gördüklerini tasfiye etme isteğiydi.

Ergenekon’un avukatı

Bu nedenle CHP, hem davanın başında hem de davanın sonunda söylem ve eylemleriyle Ergenekon sanıklarına kefil oldu. Baykal, kendini ve partisini “Ergenekon’un avukatı” ilan etti. “Nerede bu Ergenekon? Adresini verin gidip üye olacağım” diyen Kılıçdaroğlu , üç Ergenekon sanığını partisinden aday gösterdi. “Genç subaylar rahatsız” manşeti atarak darbeye işaret fişeği çakan Mustafa Balbay’ı, “İhanet odakları döktükleri kanda boğulacaklardır” bildirilerini okuyan Mehmet Haberal’ı ve “Ben Hrant değil Sinanım” diyen Sinan Aygün’ü milletvekili yaptı. Dava mahkûmiyetle sonuçlandığında ise mahkemenin kararlarını tanımadıklarını açıkladı:

“Olağanüstü mahkemeler siyasi otoritenin buyruklarını yerine getirir, bu nedenle bu mahkemelerin vermiş olduğu kararları biz meşru olarak görmüyoruz. Orada görev yapan yargıçları da yargıç olarak görmüyoruz… Verilen kararları da gayrimeşru görüyoruz. Ne siyaseten, ne ahlaken ne de hukuken bu mahkemelerin kararları meşru değil.”

CHP’nin bu tavrının anlaşılır bir sebebi var. Gerçekten CHP’ye oy verenlerin ağırlıklı bir kesimi, asla iktidar olmasına müsaade edilmemesi gerek bir partinin (AKP’nin) elinde ülkenin tüm kurucu değerlerinin dibine dinamit konulduğunu, cumhuriyetçi kalelerin teker teker ele geçirildiğini ve Balyoz, Ergenekon vb. davalarla da Cumhuriyet’in koruyucusu olan askerlerin bertaraf edildiğini düşünüyor. Bu kesim kendisini devlet, devleti de askerle özdeşleştirdiği için, askerin ve asker yanlılarının ceza almalarından psikolojik olarak derin bir üzüntü duyuyor, mağduriyete uğradığını hissediyor ve iktidara yönelik öfkesi giderek katmerleniyor.

Ergenekon’un anlamı

An itibarıyla bu öfkenin taşıyıcısı konumunda olan bir parti CHP. Tabanının ruh halini görüyor ve siyasetini ona göre biçimlendiriyor. Ancak burada sorun şu ki, bu ruh hali toplumun küçük bir kısmına tekabül ediyor. Toplumun geride kalan büyük kısmında ise farklı bir ruh hali var: Orada bu dava ile birlikte toplumda dokunulamaz addedilen kesimlere dokunulmaya başlandığı düşünülüyor. Bugüne değin gözden uzak tutulan kirli işlerin ve ilişkilerin su yüzüne çıkmasına vesile olan bu davalar, destekleniyor. Derin devletin sorgulanmaya başlanmasına itiraz edilmiyor, aksine sorgulamanın derinleştirilerek devamından yana bir irade ortaya konuyor.

Mesela Ergenekon adı telaffuz edildiği anda Kürtlerin, dindarların ve gayrimüslimlerin zihnine unutulması imkânsız acılar akın ediyor. Kürtler için Ergenekon ölümün, yerinden yurdundan edilmenin, işkencenin ve insanlık dışı muamelenin diğer adı. Mütedeyyinler için Ergenekon fişlenmenin, tehdit olarak görülmenin, hor ve hakir bir muameleye tabi tutulmanın, ikna odalarına konulmanın, üniversiteden kovulmanın simgesi. Gayrimüslimler için ise Ergenekon sürekli tehdit altında yaşamak, düşman kılınmak ve nihayetinde sokak ortasında vurulmak demek.

Dolayısıyla ortada CHP açısından şöyle bir tablo var: Kendi tabanını sıkı tutmak adına, toplumun büyük bir kesimini karşısına almış durumda. Kendi tabanını dönüştürmeye hiç yeltenmedi CHP. Davayı kategorik olarak reddeden Kemalistleri ve ulusalcıları kaybetmemek için davayı destekleyen büyük bir kesime sırtını çevirdi. Bu tercihin CHP’nin elini kolunu bağladığını ve onu dar bir çevreye mahkûm ettiğini belirtmek mümkün.

İktidara destek muhalefet

Elini kolunu bağladı çünkü CHP’nin halk iradesine göz koymuş bir “çete” ile kendisini bir tutmasını AKP siyasi arenada çok iyi kullandı. CHP’nin halka güven duymayan bir karaktere sahip olduğunu, iktidar olmak için halkın rızasına değil gayrihukuki faaliyetlere bel bağladığını ve bunun için de karanlık işler çevirenlerin savunuculuğunu üstlendiğini her ortamda dillendirdi. Bu tür işlere tevessül eden bir partinin, memlekete özgürlük ve demokrasi namına bir hayrının olmayacağını her ortamda dillendirdi. AKP’nin taarruzu karşısında CHP sürekli olarak kendini savunmak zorunda kaldı. Bugün de mahkeme kararından sonra CHP, bazı evrensel kavramlara atıfla, Ergenekon’daki pozisyonunun haklılığını açıklamaya çalışıyor.

Dar bir alana hapsetti çünkü Ergenekon’u savunmak için yapılan açıklamalar, bir tek kendi tabanında karşılık buldu. Yoksa Kürtleri, dindarları ve gayrimüslimleri ikna etmedi. Onlar, rüzgarın tersine dönmesi halinde karanlık odakların dün yaptıklarından çok daha fazlasını kendilerine yapacaklarından eminler. Bu nedenle onların, CHP’nin Ergenekon’a ilişkin açıklamalarına yüz vermeleri veya ciddiye almaları söz konusu olamaz.

Ergenekon’a kefil olmak ve sahip çıkmakla CHP, toplumun büyük bir kesimiyle bağlarını koparıyor. Böylelikle bir muhalefet boşluğu yaratıp iktidarı kalıcılaştırıyor. AKP gerçekten çok şanslı, zira böyle bir “ana muhalefet” hiçbir iktidara nasip olmaz.

Radikal 2

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.