1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Ergenekon yargılanıyor ya JİTEM
Ergenekon yargılanıyor ya JİTEM

Ergenekon yargılanıyor ya JİTEM

A+A-

Ergenekon tutuklusu emekli Tuğgeneral Veli Küçük, JİTEM’in kurucularından biri olduğunu itiraf etti. Ergenekoncu emekli Albay Arif Doğan, “JİTEM’i 1983 yılında ben kurdum” dedi ve sekiz yıl sonra JİTEM’in yönetimini, bir başka TSK mensubu emekli Tuğgeneral Veli Küçük’e devrettiğini söyledi. Ergenekon tutuklusu yazar Ergun Poyraz’ın, JİTEM’in parası ve koruması ile yaşadığı anlaşıldı. Ergenekon soruşturmasının son dalgasında muvazzaf askerlerle birlikte gözaltına alınan Seyhan Soylu ise, 28 Şubat postmodern darbesi öncesinde çıkardığı Strateji dergisi’nin JİTEM’in olduğunu belirtmişti.

Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’e göre JİTEM bir hayal ürünü idi: “JİTEM diye bir örgüt yok.” MİT Müsteşarı ve Jandarma Komutanı Teoman Koman için ise bir fantezi ve devlet düşmanlığı: “JİTEM adı, bir fantezi olarak kullanılmıştır. JİTEM iddialarını ortaya atanlar devlet düşmanıdır.”

Ergenekon ve JİTEM hep içli-dışlı. Ergenekon davalık, peki ya JİTEM?

JİTEM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

JİTEM, ilk kez kasım 1993’te Binbaşı Cem Ersever ve iki yardımcısının garip bir şekilde öldürülmelerinden sonra gündeme geldi. O güne kadar sadece Kürt halkının duyduğu bu gizli teşkilattan birden herkes haberdar oldu: Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele yani JİTEM. Türkiye yıllar boyunca faili meçhulleri, kayıpları konuştu. Her gün yeni esrarengiz cinayetler meydana geldi. Ortaya JİTEM’le, Ersever’le, Küçük’le, cinayetlerle ilgili ürpertici bilgi ve belgeler döküldü.

1994’te, ODTܒde öğrencilerin yakaladığı, sivil bir astsubayın üstünden JİTEM kimliği çıktı. Özel Harekât Birliği Komutanlığı’nın ‘Üstün Hizmet Madalyalı’ PKK itirafçısı Adil Timurtaş, JİTEM kimliğiyle 2005’te DEHAP Bağcılar İlçe Başkanı’ndan tehdit yolu ile para almak isterken gözaltına alındı. Şemdinli’de halkın üzerine bomba atarken suç üstü yakalanan astsubaylar da JİTEM kimlikli idi.

STRATEJİ DERGİSİ JİTEM’İN YAYIN ORGANIYDI

Seyhan Soylu, yani namı diğer Sisi. Şimdi Ergenekon soruşturmasında gözaltında. Arkadaşlarının ‘Asena’ dediği eski polis Soylu, Akın Birdal suikastı hükümlüsü, Ergenekon tutuklusu Semih Tufan Gülaltay’ın eski ortağı Turgut Büyükdağ’ın teklifi ile ‘28 Şubat postmodern darbesi’ne giden yolda Strateji dergisini çıkarmaya başlamıştı. Sisi, yaptığı haberlerle “silahsız kuvvetler”in harekete geçirilmesinde önemli bir rol oynamıştı. Hatırlanacaktır, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya, 28 Şubat öncesi Hürriyet’e şöyle bir açıklamada bulunmuştu: “Bu defa işi silahsız kuvvetler çözsün!”

Seyhan Soylu, 28 Şubat’ın 5. yıl dönümünde de Nuriye Akman’a konuşmuş, Strateji dergisi’nin JİTEM’in yayın organı olduğunu söylemişti. “Ben 28 Şubat’ın gizli kahramanıyım” diye övünen Seyhan Soylu, Strateji dergisi bünyesinde 8 ay boyunca istihbarat çalışmaları yaptığını, tesettüre girerek Kalkancı tarikatını incelemeye aldığını, yaptığı hizmetler nedeniyle “alnından öpüldüğünü”, bu nedenle alnına bir yıldız dövmesi yaptırdığını söylemişti. “Milliyetçilik adına her MHP sempatizanı gibi ben de bir şeyler yapmaya çalıştım” diyen Soylu, yeni görevlere talip olduğunu da üstlerine duyurmuştu: “Devlet bana ilerde görev versin, beni ciddi anlamda maaşa bağlasın, yine devlete hizmet eder, bütün işlerimi bırakırım. Seviyorum ben ülkemi, yemin ediyorum. Bunların hiçbirini ne menfaat için, ne de bravo desinler diye yaptım.”

SİSİ’NİN 28 ŞUBAT MACERALARI

Eski polis Seyhan Soylu’nun JİTEM itirafları şöyle idi: “Ali Kalkancı tarikatı için tesettüre girdim. Adı Strateji, JİTEM kaynaklı bir dergi bu. O yüzden de istihbaratçılarla, emniyetçiler vardı içinde. Askeriyeden emekli olan insanlar vardı. Böyle bir çalışma içine girdik ki o tarihte Refah Partisi’nin oyu yüzde 38’di. Ali Kalkancı ve Emire Kalkancı olayını yakaladık. Aczimendi liderinin yakalanmasını, Fadime Şahin ile Emire Kalkancı’nın ekrana çıkarılmasını sağladık. Tarikat içerisinde yaşanan çarpık ilişkileri deşifre etmek, dinî insanları sömürme aracı olarak kullananların maskelerini düşürmek için böyle bir şey hazırladık.”

Batman eski Valisi Salih Şarman, “JİTEM’le birlikte çok iyi çalıştık. Neden yok dediler hiç anlamadım. Vardı ve faydalıydı. Bize göre model doğruydu, yeniden uygulanabilir” açıklamasında bulunmuştu. Şarman, TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu’na ise, Hizbullahçı’ların askerî kampa alınarak silahlı eğitimden geçirildiği itirafında bulunmuştu. Batman, o yıllarda Hizbulkontra Terörü ve faili meçhul cinayetler ile hafızalara kazınmıştı. Hatta faili meçhul cinayetleri araştırmak için Batman’a giden DEP Milletvekili Mehmet Sincar da faili meçhul cinayete kurban gitmişti.

JİTEM BİR ‘DEVLET SIRRI’DIR

1993’te uğradığı suikast sonucu öldürülen JİTEM’in kurucusu Binbaşı Cem Ersever’in avukatı Emin Emir, JİTEM’in PKK’ye karşı mücadele için kurulduğunu ve doğrudan Genelkurmay ile Jandarma Genel Komutanlığı’na bilgi verdiğini itiraf etmişti. Emir, “Ben, Cem Ersever’i savunmak için şehir dışına çıktığım davalarda JİTEM’den koruma alıyordum. O zamanlar resmi ismi İstihbarat Grup Komutanlığı’ydı. Fakat kendi görevlileri ve halk arasında ismi JİTEM olarak geçiyordu” demişti.

Van Savcısı Ferhat Sarıkaya ise, Şemdinli iddianamesinde, JİTEM’le ilgili suç duyurusunda bulunmuştu. Ama JİTEM değil, Sarıkaya soruşturulmuştu. JİTEM elemanları hakkında dava açan Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Mithat Özcan’da 2005’te görevden el çektirilmişti.

Oysa Susurluk Raporu’nun ‘devlet sırları’ndan biri JİTEM’di. Ergenekon iddianamesinin ek klasörlerinde yer alan raporun gizli 12 sayfasından beşi JİTEM’e aittir. 

İbrahim Babat isimli JİTEM elemanı, raporun 75, 77, 78. sayfalarında şu açıklamalarda bulunuyordu: “1990 yılında... Asayiş Bölge Komutanlığı’na Hikmet Köksal Paşa, JİTEM’in başına da Veli Küçük Paşa getirilmişti (o zaman albaydı)... Yakalanıp serbest bırakılan bazı itirafçılar asker kimliğiyle JİTEM grup komutanlığına alınmışlardı... JİTEM’de bu itirafçıların sevk ve idareleri için bana görev çağrısı yapıldı, önce kabul etmedim daha sonra Hikmet Köksal Paşa araya girince bazı kaygılarım olmasına rağmen paşaya güvenerek Diyarbakır’a gittim... Diyarbakır ve çevresinde PKK ile ilişkili olduğundan şüphelendiğimiz hemen herkesi infaz etme yetkimiz vardı. Bu insanları yakalayıp faili meçhul bir şekilde öldürmeyi yöntem olarak benimsemiştik. Bizden istenen buydu bu tarzda talimat alıyorduk...”

Savcı Kutlu Savaş ise, raporun 103 ve 104. gizli sayfalarında şu tespitlerde bulunuyordu: “Hulusi Sayın Paşa’nın Kurmaybaşkanlığı döneminde JİTEM geliştirilmiştir. PKK’nın 80’li yıllarda yarattığı silahlı mücadele ortamı Jandarma istihbaratının kaynağı olmuştur... JİTEM’e alınan itirafçılar ve mahalli unsurlar zaman içinde başıboş ve serbest kalınca, başlı başına bir büyük problemin kaynağını oluşturmuşlardır... İstihbaratta çalışanlar da askeri hiyerarşinin dışında kalmışlardır. Binbaşı Cem Ersever, daha yüksek rütbelilerin bulunduğu bir ortamda müstakilen hareket edebilmiştir... Alaattin Kanat bu guruptan tanınmış bir itirafçıdır. En meşhuru ise zalimliği ve öldürdüğü insan sayısının fazlalığı ile tanınan, Mahmut Yıldırım-Yeşil’dir.”

JİTEM NASIL KURULDU: İTİRAFÇI AYGAN ANLATIYOR

JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan anlatıyor: “JİTEM fikri, 1990 yılında o dönem Siirt’te görev yapan Yüzbaşı Cem Ersever tarafından ortaya atıldı. Ersever, bölgedeki hiçbir komutandan değil, emirleri direkt Ankara’dan alıyor ve operasyonlar yürütüyordu. Bağımsız bir istihbarat birimi oluşturma önerisini kabul ettirdi. 1990’da askerde olan itirafçılar, Genelkurmay’ın emriyle hangi sınıfta olduğuna bakılmadan jandarma sınıfına geçirildi. JİTEM’in en üst oluşumu Ankara’daki Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanlığı’dır. Merkezi de Aydınlıkevler’dedir. Buna bağlı olarak birçok ilde Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı var. Benim bildiğim Batman’da TPAO’nun içinde, bölüğün yanındaydı. Van’da İnzibat Merkezi içinde, İstanbul’da ise Beşiktaş’tadır. Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’na bağlı olarak da TİM Komutanlıkları vardı. Susurluk kazasından sonra JİTEM hakkında aleyhte gelişmeler olunca, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlıkları’nı, Jandarma Bölge Komutanlığı’na ya da Alay Komutanlığı’na bağladılar. Sanki Ankara ile bağlantılı değilmiş gibi bir duruma getirildi. Tepki nedeniyle JİTEM inkâr edildi ve üstü örtüldü. Normal askerî birimin emrinde istihbarat görevi yapan bir birim görüntüsü verilmeye başlandı.”

JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan, 2004’te Ülkede Özgür Gündem gazetesine yaptığı itiraflarda, 1993 yılında gözaltında iken kaybolan Murat Aslan’ı da nasıl öldürdüklerini ve nereye gömdüklerini anlatmıştı. Baba, İzzettin Aslan suç duyurusunda bulunmuş, Şırnak Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla Aygan’ın işaret ettiği yerde, Ekim 2007’de yapılan kazıda kemikler bulunmuş, kemiklerin Murat Aslan’a ait olduğu anlaşılmıştı.

CİNAYETLER DEĞİL İTİRAFLAR DAVALIK

Ama cumhuriyet savcıları, itirafların doğruluğunun kesinleşmesine rağmen bile uzun süren sessizliklerini bozmamışlardı. Tam tersi, Aygan’ın itiraflarının yer aldığı ‘İtirafçı bir JİTEM’ci anlattı’ kitabını yayımlayan Aram Yayıncılık’a, ‘Terörle mücadelede görev almış kişileri terör örgütlerine hedef göstermek’ iddiasıyla dava açmışlardı.

Sonuçta, sadece Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, yaygın suç duyurularından birini görmüş, sekiz sanıklı bir JİTEM iddianamesi hazırlamıştı. 3.’ncü Ağır Ceza Mahkemesi, JİTEM’in bir askerî birim olduğuna karar vererek, dosyayı Askerî Mahkeme’ye göndermişti. JİTEM’in varlığı, böylece ilk kez bir mahkeme tarafından kabul edilmişti. Ancak askerî mahkeme, ‘sanıklar askerdir’ diyerek yargılamaya başladığı JİTEM elemanları hakkında, aradan iki yıl geçtikten sonra 2005’te ‘sanıklar asker değildir’ kararına ulaşmış, görevsizlik kararı vermişti.

Son bir hatırlatma: Abdulkadir Aygan, geçenlerde Sabah gazetesine verdiği röportajda, “Ergenekon savcısına talimatla ifade göndermeye hazırım” demişti.

JİTEM davasına bakacak bir mahkeme yok mu?

taraf

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.