1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Ergenekon siyaseti de normalleştirecek
Ergenekon siyaseti de normalleştirecek

Ergenekon siyaseti de normalleştirecek

A+A-

Ergenekon savcıları, önümüzdeki hafta eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in uzun süre koruma müdürlüğünü yapan İzmir Milletvekili Recai Birgün’ü dinleyecek. Yakın tarihte Ecevit adı etrafında yaşanan bir takım “netameli” gelişmelerle ilgili bilgilerini savcılarla paylaşacak olan Birgün’ün tanıklıkları hangi soru işaretlerini açıklığa kavuşturacak, göreceğiz.

Kesin olan, 1999 yılındaki koalisyon hükümetinin başbakanı Bülent Ecevit’in başbakanlık koltuğundan indirilmesi için kimin, ne tür düğmelere bastığını, Ergenekon savcılarının mercek altına aldıklarıdır.

O günler çok da uzağımızda değil, hatırlayın: Kameralara yansıyan hasta ve ayakta bile duramayan Bülent Ecevit görüntülerine hangimizin içi acımamıştı?

Ve bir çoğumuz, “bırakın adamın yakasını da otursun evinde tedavi olsun” diye söylenmiştik.

İtiraf edelim, Ecevit “başbakan” koltuğunda oturmaya devam ettiğinde, kendisine, ama daha çok da eşi Rahşan Ecevit’e öfkelenmiş, “bu ne koltuk hırsıdır böyle” demiştik.

Sonra “ne” oldu ise oldu, Bülent Ecevit’in Başkent Hastanesi’nde devam eden tedavisine son verildi. Ecevit başka doktorlar tarafından tedavi edilmeye başladı. Ve hepimizi şaşırtan bir hızla iyileşti, ayağa kalktı.

Daha o günlerde kulaktan kulağa fısıldanan bir olay idi: Koltuğu bırakmayan Ecevit’e “iş göremez” raporu verilecekti. Başkent Hastanesi’ndeki tedaviye son verilmesinin nedeni de buydu…

Sabah gazetesinden Yavuz Donat, Recai Birgün’ün kendisine “Devlet Bahçeli konuşursa bu kilit çözülür” dediğini yazmış. Birgün’e göre konuşması gereken diğer isim de, Tansu Çiller.

Birgün’ün kastettiği kilit, Ecevit’in başbakanlıktan uzaklaştırılmasını hedefleyen “komplo”…

Sıranın Ergenekon soruşturmasının “siyasi” boyutuna geldiğini, gelmekte olduğunu iyibilgi yazmıştı.

Birgün Devlet Bahçeli’yi işaret ediyor, ama biz Birgün’ün kafasından sadece konuşması için Devlet Bahçeli ve Çiller isimlerinin geçtiğini düşünmüyoruz.

Belli ki bu konu, önümüzdeki haftanın gündemini oluşturacak.

Dönemin “derin” isimlerinden birine dikkat çekiyoruz. O, uzun süre Bülent Ecevit’in çok yakınındaydı. Ecevitlerin “manevi çocuğu” olacak kadar. Ecevit başbakan olduğunda, onun hükümet içerisindeki “sağ kolu” idi. Ona danışmadan basın önüne çıkmıyor, açıklama yapmıyordu. O isim, Hüsamettin Özkan’dan başkası değil…

Ecevit’in “hasta” günlerinde, Doğan Medyasının “rüya takım” manşetleriyle lanse ettiği ekibin merkezinde duran isim de Özkan’dı. İsmail Cem, Kemal Derviş ve Özkan, Türkiye’yi yönetecek yeni “ekip” idi…

Derviş son dakikada CHP’ye çark etti. Seçimler oldu. Ve Özkan ile Cem’in bugün adı dahi hatırlanmayan partisi (Yeni Türkiye Partisi) siyaset sahnesinden silindi gitti.

Ecevit ailesi, siyaseti “dizayn etme” çabalarında en yakınlarında duran bir ismin de “rol” üstlenmesini hiçbir zaman içlerine sindiremedi. Özkan da köşesine çekildi, suskunluğa gömüldü.

Yakın siyasi tarihimizin bu “netameli” gelişmelerinin Ergenekon soruşturmasıyla bağlantılı olarak netleşmesi, siyasetin “normalleşmesinde” büyük bir adım olacak.

Şimdiden söyleyelim: Başkent Hastanesi ve Başkent Üniversitesi’nin, bu arada Kanal B’nin patronu Mehmet Haberal’in tutuklanmasını gözaltına alınmasını, şimdi de tutuklanmasını “hayretle” karşılayanlar, Haberal’ın içerisinde bulunduğu ilişki ve bağlantılar netleştikçe, bu “hayretlerini” yüksek sesle dillendirmekte bugünkü kadar gayretkeş olamayacaklar.

12. dalga karşısında adeta ayağa kalkanlara, bizi, toplumu nasıl bir psikolojiye sürüklemeye çalıştıklarına, bir de bunların ayna tuttuğumuz o dönemde ne tür bir pozisyon aldıklarına bakın; neyin telaşı içinde olduklarını anlayacaksınız…

Ergenekon ne yapmaya çalışıyor?

Kazı sırası siyasette mi?

www.iyibilgi.com

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.