1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Ergenekon & Danıştay Bağları
Ergenekon & Danıştay Bağları

Ergenekon & Danıştay Bağları

A+A-

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in Ergenekon iddianamesi ile ilgili dün yaptığı açıklamanın en dikkat çekici unsurlarından birini, Danıştay 2. Daire’ye yönelik silahlı saldırı ve Cumhuriyet gazetesinin bombalanması olaylarının Ergenekon terör örgütünce azmettirildiği iddiası oluşturuyor.

Oysa Alparslan Arslan, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından her iki saldırıyı dini amaçlarla işlediği gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilmişti. Ankara’daki mahkemenin dini saiklerle cinayet işlediğine hükmettiği Arslan’ın, İstanbul Başsavcılığı’nca ‘ulusalcı’ kimlikleriyle tanınan sanıklar tarafından azmettirildiğinin öne sürülmesi akıllara “Arslan’la ilgili hangi iddia doğru?” sorusunu getirdi.

Çelişkinin temelinde iki soru yatıyor: Arslan din adına cinayet işleyen bir köktendinci mi? Yoksa ulusalcı bir organizasyon tarafından kullanılan profesyonel bir katil mi? Türk kamuoyu, önümüzdeki dönemde dava sürecine odaklanırken Arslan üzerindeki sır perdesinin aralanarak gerçek kimliğinin gün ışığına çıkmasını merakla izleyecek. 


Başsavcı Engin, dün yaptığı açıklamada, Ergenekon terör örgütünün imza attığı şiddet olaylarına örnek olarak sadece Danıştay 2. Daire’ye yönelik silahlı saldırı ile Cumhuriyet gazetesine farklı tarihlerde 3 kez el bombası atılması olaylarını gösterdi. Engin, Ergenekon iddianamesinde, söz konusu iki saldırının Ergenekon terör örgütünce azmettirildiği iddiasının yer aldığını dile getirdi. 

‘TÜRBAN YASAĞINI PROTESTO İÇİN ÖLDÜRDÜM’ DEMİŞTİ
Cumhuriyet gazetesi ve Danıştay 2. Daire’ye yönelik saldırılarla ilgili açılan davanın bir numaralı sanığı Alparslan Arslan’ı iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm eden Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi ise bu iddiayla örtüşmeyen bir karara imza attı.

Mahkeme, gerekçeli kararında, Alparslan Arslan’ın Cumhuriyet gazetesine türban giydirilmiş domuz karikatürü, Danıştay 2. Daire’ye türban kararı nedeniyle saldırı düzenlediğine yönelik ifadelerine atıf yaptı. Kararda, Arslan ve diğer sanıkların türban konusunda kendilerinden farklı düşünenleri cebir ve şiddet yöntemlerine başvurarak cezalandırma amacı taşıdıkları ifade edildi.

SAVCI ÖZ'E GÖRE ERGENEKON AZMETTİRDİ
Ergenekon iddianamesinde ise mahkemenin bu kararının aksine, saldırıları kamuoyunda ulusalcı kimlikleri, laiklik konusundaki çalışma ve çıkışlarıyla tanınan bazı sanıkların azmettirdikleri öne sürüldü. Danıştay saldırısını gerçekleştirdiği 17 Mayıs 2006’dan bu yana saldırıları türban nedeniyle düzenlediğini söyleyen Arslan’ın provakasyon amaçlı hareket ettiği, laiklik konusunda hassas kesimleri hükümete karşı harekete geçirmeyi amaçladığı iddia edildi.

GERÇEK ARSLAN HANGİSİ?
Böylece Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, Ergenekon iddianamesi arasında önemli bir çelişki ortaya çıktı. Bu çelişki ancak Alparslan Arslan’ın kim adına ve ne için söz konusu saldırıları düzenlediğinin aydınlatılmasıyla giderilebilecek. Arslan hakkındaki iddiaların hangisinin doğru olduğu, daha doğrusu gerçekte Arslan’ın hangi safta durduğu, kimin adına hareket ettiği yargısal süreçlerin sonunda anlaşılabilecek.

ANKARA 11. AĞIR CEZA JET HIZIYLA KARAR ALDI, ERGENEKON'U BEKLEMEDİ  
Ancak bu noktada önemli hukuki sorunlar da yaşanabilecek. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında, Arslan ve diğer sanıkların Ergenekon terör örgütü ile ilgili bağlantılı olduklarını kanıtlayacak yeterli delil olmadığına hükmetti. Ancak mahkeme bu yorumu, İstanbul Başsavcılığı’nın Ergenekon soruşturmasının başında gönderdiği, yaklaşık 150 sayfalık, sınırlı bir dosyayı inceleyerek verdi. Mahkeme, İstanbul Başsavcılığı’nın Ergenekon soruşturmasını bitirmesini ise beklemedi  alelacele karar verdi. Danıştay baskını gibi önemli bir davanın böylesine hızla bitirilmesi şaşkınlık yaratmıştı.

YARGITAY’IN ÖNÜNDE  BİR DİZİ SEÇENEK
Yargıtay, mahkemenin bu kararını onarsa, Arslan ve diğer sanıkların bu saldırıları dini amaçlarla gerçekleştirdikleri hüküm altına alınmış olacak. Buna karşılık İstanbul’da bir başka mahkemede bu saldırıların AKP hükümetine karşı halkı kışkırtmak amacıyla yapıldığı iddiası yargılanacak. İki tez arasındaki çelişkinin nasıl aşılacağı hususunda muhtelif senaryolar söz konusu.
Birincisinde, Yargıtay mahkeme kararını bozar ve mahkeme de dava dosyasını İstanbul’a gönderebilir. Yargıtay ayrıca hüküm vermeden önce İstanbul’daki yargılamanın sonuçlanmasını da bekleyebilir. Bir diğer seçenekte ise İstanbul’daki mahkeme delillerin iddiayı kanıtlamak için yeterli olmadığına hükmedip Ankara’ya paralel bir karar verebilir. 

ARSLAN İLE ERGENEKON BAĞLANTISININ DELİLLERİ
Danıştay ve Cumhuriyet’e yönelik saldırıları “ulusalcı” kimliğiyle tanınan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in azmettirdiği iddiası, saldırılardan hemen sonra gündeme gelmiş, ancak Ankara Başsavcılığı bu konuda “takipsizlik” kararı vermişti. Tekin, söz konusu soruşturma kapsamında kendisine Ergenekon yapılanmasının da sorulduğunu söylemişti. İstanbul’da yapılacak yargılamada, 2006’da ortaya atılan bu iddia farklı delillerle yeniden gündeme gelecek.

İki davayı yakınlaştıran iddialar
Danıştay ve Cumhuriyet gazetesi saldırılarıyla Ergenekon yapılanması arasında bugüne kadar açığa çıkan bağlantılar ise şöyle:
1) TELEFON KONUŞMALARI: Saldırıları düzenleyen Alparslan Arslan’ın, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in de ortağı olduğu öne sürülen Doğuş Factoring adlı şirketin avukatlığını yaptığı, saldırılardan önce Tekin’le birçok kez telefonla görüştüğü belirlendi.
2) 20 BİN YTL:  Arslan’ın Doğuş Factoring’in sahiplerinden Ayhan Parlak’tan 20 bin YTL aldığı saptandı. Saldırılarda kullanılan silahların bu paralarla alındığı öne sürüldü. Parlak, parayı Arslan’a avukatlık hizmetlerine karşılık verdiğini söyledi.
3) OSMAN YILDIRIM’IN İFADESİ: Danıştay ve Cumhuriyet’e yönelik saldırılara ilişkin davada ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm olan Osman Yıldırım, dava karara bağlanmadan hemen önce bir sanık avukatına saldırıları Ergenekon örgütünün azmettirdiğini söyledi. Ancak, Yıldırım bu hususu hiçbir zaman mahkemedeki duruşmalar sırasında  ifade etmedi.  Mahkemede sessiz kalan Yıldırım, dava karara bağlandıktan sonra Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara Cumhuriyet gazetesine atılan el bombalarını, emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ten aldığını anlattı.
4) ARSLAN’IN İHBARI: Alparslan Arslan’ın, Yıldırım’ın Ergenekon’la ilgili ifade vereceği dönemde, babası aracılığıyla bazı Ergenekon zanlılarına haber göndermeye çalıştığı, Arslan’ın babasının Ergenekon zanlılarından E.G.’nin avukatını arayarak bu mesaji ilettiği, söz konusu aramanın dinlemeye takıldığı iddia edildi.
5) BOMBALARIN FÜNYE NUMARALARI : Cumhuriyet gazetesine atılan bombalarla, Ümraniye’deki bir gecekonduda bulunan bombaların fünye-seri numaralarının benzer olduğu saptandı. Ergenekon soruşturması kapsamında Eskişehir’de emekli Binbaşı Fikret Emek’in evinde ele geçirilen el bombalarının ikisinin fünye grubunun da gazeteye atılanlarla aynı olduğu saptandı.

aktifhaber

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.