1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Erdoğan'la Çankaya nasıl anılacak
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan'la Çankaya nasıl anılacak

A+A-

Kafada cumhurbaşkanlığı seçimi var ya.

Muhalefet liderleri bu konuda ne düşünüyorlar diye merak ettim Meclis konuşmalarını takip ettim.

Kılıçdaroğlu ile Bahçeli, seçim yenilgisinden sonra yıldızları sayarken, ilginç cumhurbaşkanlığı tarifleri ortaya koymuşlardı.

İki lider kimin cumhurbaşkanı olması gerektiğinden ziyade kimin olmaması gerektiğini anlatmaya çalışmışlardı da ortaya çok komik durumlar çıkmıştı.

Kılıçdaroğlu halkın seçeceği bir cumhurbaşkanlığı seçimine, sivil bir siyasetçi olan Başbakan Erdoğan'ın nasıl aday olamayacağını anlatmak için, 'Cumhurbaşkanı sivil' olmalı demişti.

Ben bu durumda biraz Başbakan'a bozuldum.

Kendisinin askeri bir şahsiyeti olduğunu bizden yıllarca gizlemiş.

Şimdi Sayın Başbakan'ın derhal ortaya çıkıp hangi orduda hangi rütbeyle görev yaptığını açıklamasını bekliyorum. Lütfen bize yardımcı olsun, hangi kuvvet komutanlığını yaptıysa ya da hangi dönemin genelkurmay başkanıysa açıklasın.

Yoksa biz bunu Kılıçdaroğlu'nun, askerliğini yedek subay olarak yapan her üniversite mezununu askeri şahsiyet olarak sayma alışkanlığına vereceğiz.

Gerçi hazretin partisi asker sever. Boşuna dememişler. CHP artı asker eşittir darbe diye.

Şimdiye kadar hep asker cumhurbaşkanlarını desteklediler.

Bir tek Demirel hariç. O da SHP desteğinden olsa gerek sivil çıktı, asker indi Çankaya'dan.

Bu işte benim favorim Devlet Bahçeli.

Erdoğan nasıl cumhurbaşkanı olamaz derseniz bence Devlet Bahçeli'nin konuşmasına bakın.

'Kısacası iki yanlıştan bir doğru çıkmaz, tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz, Tayyip Erdoğan'dan da cumhurbaşkanı olmaz' demişti.

Demirel, Özal'ın cumhurbaşkanı olamayacağını savunurken, 'Nasıl tekeden süt çıkmazsa Özal da cumhurbaşkanı olamaz' derdi. Ama Özal cumhurbaşkanı oldu.

Ben iki liderin, 'Erdoğan, cumhurbaşkanı olmamalı' yönlü açıklamalarını gördükçe, Başbakan'ın neden cumhurbaşkanı olması gerektiğini daha iyi anlıyorum.

Bir şeyi daha görüyorum.

İki lider hiçbir konuşmalarında kendilerinin cumhurbaşkanı olması gerektiğini söylemiyorlar. Demek ki, onlar da kendilerini cumhurbaşkanlığına aday görmüyor.

Düşünebiliyor musunuz bir partide kim cumhurbaşkanı seçilsin diye anket yapılıyor, partinin lideri ilk sırada çıkmıyor.

CHP'yi kastediyorum.

CHP'liler Yılmaz Büyükerşen diyor. İlker Başbuğ'u istiyor. Deniz Ülke Arıboğan diyeni de var, Işıl Karakaş'ı isteyeni de. Ama hiçbir CHP'linin aklına ilk sırada Kılıçdaroğlu gelmiyor. Kılıçdaroğlu, Deniz Ülke Arıboğan ile İlker Başbuğ arasında bir yerde yer alıyor.

Çankaya konusunda AK Parti kulislerinin de nabzını tutmaya çalışıyorum.

Tereddütsüz hepsi 'Başbakanımız cumhurbaşkanı olsun' diyorlar. Zaten partide yapılan anketlerde tek isim çıkıyor, o da Başbakan Erdoğan.

Ancak, zaman zaman, 'Ama' ile başlayan değerlendirmelere tanık oluyorum.

Daha çok ANAP ve Özal örneği gündeme getiriliyor. Tabii ki siyasetçi kendisine seçim kazandıracak lideri bırakmak istemez. Tabii ki Erdoğan sonrası AK Parti'nin nasıl yoluna devam edeceği bir hayat-memat sorunu.

Bir 'ama' da ben yapayım. Ama Erdoğan bir Özal değil. AK Parti'nin ANAP olmadığı gibi.

Yüzde 32'den yüzde 21.75'e çakılmış bir ANAP, kendini kurtarmak için son bir hamle ile kendini Çankaya'ya atmış bir Özal ile yerel seçimlerdeki oyunu yüzde 38'den yüzde 45.5'a çıkarmış bir AK Parti bir değil, 12 yıl boyunca girdiği her seçimi kazanmış bir Erdoğan'ın, Özal'la bir olmaması gibi.

ANAP uçağı yere çakılmak üzereydi AK Parti uçağının ise burnu yukarıda...

Ayrıca AK Parti'yi eski partilerle, Erdoğan'ın önceki liderlerle değerlendirmemek gerekiyor.

O nedenle aynı sonuç olmaz.

Ayrıca AK Parti her zaman farklı oldu.

3 Kasım 2002'de, lideri seçimlere sokulmayan AK Parti, sandıktan tek başına iktidar olarak çıktı. Türk siyaset tarihinde bu bir ilkti.

27 Nisan'da muhtıra yedi AK Parti. Ancak 28 Nisan'da bu kez, 'Muhtıra verene muhtıra verdi.' Bu da bir ilkti.

Hakkında kapatma davası açıldı AK Parti'nin. Milli Nizam'dan Fazilet Partisine kadar hakkında kapatma davası açılan Milli Görüş geleneği partileri kapatıldı. Ama AK Parti, (Milli Görüş partisi olmamakla) birlikte bu geleneği de tersine çevirdi.

'Muhtar bile olamaz' denilen Erdoğan'ın döneminde Türkiye'nin Cumhurbaşkanı eşi başörtülü biri oldu.

Ergenekonla, askeri vesayetle ve Cemaat vesayetiyle mücadeleyi hatırlatmak istemiyorum ama çözüm sürecini hatırlatmazsam olmaz.

'Kürt' diyen partilerin kapatıldığı, 'Kürt'e, Kürt denilemeyen' bir Türkiye'den çözüm sürecinin yürütüldüğü bir Türkiye'ye gelindi.

Demem o ki, AK Parti hem kendisini hem de Türkiye'yi dönüştürdü.

Şimdi sıra bu hareketin liderinin Çankaya'ya çıkarılmasına geldi.

Bırakın Özal'la ya da Demirel'le kıyaslamayı.

Öyle bir cumhurbaşkanlığı yapacak ki, Çankaya, Erdoğan'dan önce ve Erdoğan'dan sonra diye tarif edilmeye başlayacak. Çünkü o sadece Türkiye'nin cumhurbaşkanı olarak çıkmayacak oraya, aynı zamanda Bosna'nın, Gazze'nin, Arakan'ın umutlarının Çankaya'ya taşınması olacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.