1. YAZARLAR

  2. Cafer SOLGUN

  3. Erdoğan gündemi neden değiştiriyor
Cafer SOLGUN

Cafer SOLGUN

Taraf Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan gündemi neden değiştiriyor

A+A-

Siz misiniz Gezi’den bu yana “Başbakan Erdoğan artık gündemi kafasına göre tayin edemiyor” diyen... Maksat gündem belirlemekse, başı her sıkıştığında başvuracağı ve tartışma, gündem, kamplaşma yaratacağı neredeyse kesin olan klişe konular var. Bunlar içerisinde en gözde olanı, tabii, “yaşam tarzına müdahale”. Bunun alt başlıkları var, bazen “kürtaj”, bazen “dindar nesiller yetiştireceğiz”, bazen “Kadıköy vapurunda gençler el ele tutuşuyor” ve bazen de “kız ve erkek öğrenciler kaldıkları evlerde ne yapıyorlar kimbilir”... Açıkçası bu sonuncusunu akıl etmek, cidden bir “marifet” idi.

Erdoğan’ın Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ı tekzip etmek ve danışmanlarını, “ne güzel söylediniz Sayın Başbakanım” yazar ve yorumcularını boşa çıkartmak pahasına konuyla ilgili sözlerinin arkasında durması, Mehmet Barlas’ı, Nazlı Ilıcak’ı bile “o kadar da değil” deme noktasına getirdi. Tabii, vazifeşinas bazı yazarların bu anlayışı savunmak, gerekçelendirmek gayretleri hâlâ var. Kişiliklerinden kaybetmenin dibindeler. Bazı “coşkulu” valiler hemen işbaşı yaptı, İçişleri Bakanı Sayın Güler valiliklere genelge yollama hazırlığına girdi. Vatandaşlar da boş duracak değil, valiliklere, polis imdat telefonlarına ihbarlar yağmaya başladı; “komşu apartmanda kızlı erkekli öğrencilerin kaldığı bir daire var”. Çok sayıda apart otel kapatıldı bile. Ofisimin bulunduğu yerin yakın çevresinde öğrencilerin kaldığı evler var; hemen perdeler çekildi, muhtemelen evlere geliş gidişlerde daha kontrollü hareket etme kararları alındı. Türkiye’de yaşıyoruz sonuçta; yok öyle gevşemek filan...

Gündemi Erdoğan tayin edince bizim “gündem” de ister istemez güme gitti. Bu yazımda da Çözüm Süreci üzerinde duracaktım oysa. Bazı okurlarımdan gelen son derece ilginç önerileri paylaşacaktım, bir ilgilinin gözüne çarpar belki diye. Bir de Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan’ın sınıra örülen “duvar”a dikkat çekmek için yaptığı açlık grevinden ve BDP’nin valilik yasağına toslayan mitingi ile ilgili gelişmeleri değerlendirecektim. Batman’da bir yurttaşın hayatını kaybettiği olay ertesinde bölgede yeniden canlanan Hizbullah-PKK gerginliği ve bazı STK’ların arabuluculuk girişimlerini yazacaktım. Ama bunlar “gündem” olamıyor işte ve siz de sınırları belli bir köşede kim ne konuşuyorsa ona dair yazmak durumunda kalıyorsunuz. Yoksa “millet ne konuşuyor, sen nelerden bahsediyorsun” durumuna düşmek var.


Mehmet Barlas’ın dahi “bunu ben bile savunamam” dediği bir konuda söylenecek yeni bir şey yok aslında. Birileri Başbakan Erdoğan’a “siz başbakansınız, baş imam değil” der mi, bilemiyorum. Çocuklarımızın, gençlerin ahlak zabıtalığına soyunmak, gözlerini gençlerin evlerine dikmek filan devletin işi değil. Vatandaştan alınan vergilerin gereği, bunların vatandaşa yol, su, elektrik, sağlık, eğitim hizmeti olarak geri dönmesidir; işin abc’si bu. Ve bu görev ve sorumluluklar listesinde “kimler kaldığı evde ne yapıyor acaba” yok. Ne zaman kriminal bir olay sözkonusu olursa, o zaman “devlet” olduğunuzu hatırlayacaksınız. Bunun ötesi haddini- hududunu hayli şaşırmaktır.

Peki, Erdoğan neden yapıyor bunu? Hem de seçim arifesinde. Mesele de “seçim arifesinde” olmak zaten. Muhafazakâr seçmenlerin oyunu kendi etrafında kemikleştirmek istediği belli. Ama bu ters de tepebilecek bir hamle. Muhalefet partilerinin bu gündemin siyasetini nasıl yapabileceklerine bağlı olarak tabii.

Erdoğan da olmasa, laik, ulusalcı ve ulusolcu cenah kendi kendine erime ve kendi kendini çürütme sürecinde kıvranıp duruyor. Erdoğan bir şey söylüyor ve hareketleniyorlar biraz. Sanırım Sayın Erdoğan’ın bu tür gündemler oluşturmadaki hedeflerinden biri de bu; “muhalefet yan gelip yatma yeri değil, canlanın biraz”. Çünkü Erdoğan ve AK Parti’nin böyle bir muhalefete ihtiyacı var. Muhalefet bu olsun ki sahici bir muhalefetin gelişmesinin de önünü kessinler...

Tutuyor mu, tutuyor. Ama nereye kadar? İşte asıl soru bu... 

Önceki ve Sonraki Yazılar