1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Erdoğan Diyarbakır'da: Şehrin sokakları ne bekliyor?
Erdoğan Diyarbakır'da: Şehrin sokakları ne bekliyor?

Erdoğan Diyarbakır'da: Şehrin sokakları ne bekliyor?

A+A-

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Diyarbakır İl Kongresine katılmak üzere Diyarbakır'a geldi. Şehrin birçok yerine asılan pankartlarda "Millete hizmet yolunda kutlu yürüyüşe devam" sloganları dikkati çekiyor.

AK Parti il kongresine partili cumhurbaşkanı sıfatıyla katılacak olan Erdoğan, Diyarbakır'ı son olarak 1 Nisan 2017 tarihinde, anayasa referandumu öncesinde ziyaret etmişti.

O gün "Elinde silah olanla barış olur mu?" diye konuşmuş, barışın ve özgürlüğün teminatı olduklarını ifade etmişti. Bu gelişinde ise Türkiye Suriye topraklarında Afrin'de yaklaşık üçüncü ayına girmek üzere olan sınır ötesi bir askeri harekat içinde.

Cumhurbaşkanının konuşmasını yapacağı sıralarda Diyarbakır'da bir başka önemli etkinlik daha gerçekleşecek. TTB (Türk Tabipleri Birliği) Diyarbakır Şubesi'nin düzenlediği "Barış, demokrasi, dostluk" ödülü bu yıl Afrin Operasyonu'na karşı yaptıkları açıklamadan dolayı gözaltına alınan TTB Genel Merkez üyelerine verilecek.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Diyarbakır'a gelişini, insanların beklentileri, kentin atmosferini Diyarbakır sakinlerine ve siyasetçilere sorduk.

Yorumlarda OHAL döneminde artan baskılar, huzur ve barış isteği, KHK'larla işsiz kalma korkusu, Afrin operasyonuna karşı açıklama yapma konusundaki güvenlik endişesi, ekonominin kötüye gitmesiyle alım gücünün düşmesi öne çıkan başlıklar oldu.

'Gazetecilere güvenmiyoruz'

Afrin'e düzenlenen operasyon ile ilgili sorduğumuz sorulara tedirgin cevaplar verildi bazıları ise hiç yorum yapmak istemedi.

Uzun zamandır devam eden güvenlik endişesi, insanların demeç vermesi önündeki en büyük engellerden. Görüştüğüm birçok kişi ne isimlerini kullanmamızı istiyor ne de fotoğraflarının çekilmesini.

Ses kaydı ve kamera çekimi ise artık neredeyse imkansız gibi. Medya ve gazetecilere karşı güven oldukça azalmış durumda.

"Siz gazetecilere güvenmiyoruz artık, söylediklerimiz çarpıtılıyor, yalan haberler yapılıyor" diye tepki gösteren birçok kişiyle de karşılaştım.

Ofiste Sanat sokağında bir büfeye giriyorum. Büfenin sahibine Erdoğan'ın Diyarbakır'a gelişini, insanların beklentileri soruyorum, "Hangisi hayırlıysa öyle olsun' diye cevap veriyor.

Afrin'de devam eden operasyon ile ilgili siyasi yorum yapmak istemediğini ekliyor: "Sadece huzur ve barış istiyoruz" diyerek konuyu esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntılara getiriyor.

Diyarbakır'da birçok esnafın iflas etmek üzere olduğunu, birçok komşu esnafın dükkanı kapattığını anlatıyor.

"Sigara ve kuruyemiş satıyorum, artık neredeyse paketle sigara almak lüks sayılacak, birçok kişi artık sigarayı taneyle alıyor" diyor.

O sırada içeriye giren genç bir üniversite öğrencisi söylediğini doğrular şekilde üç tane sigara istiyor.

Bu sefer, aynı soruları bu gence yöneltiyorum, Afrin sorusuna tedirgin oluyor.

"Abla sen benim başımı mı yakmak istiyorsun, baksana milletvekilleri bile bu yüzden tutuklanıyor, insanlar Afrin ile ilgili değil yorum yapmak, paylaşım yapmaktan bile korkar hale geldi" diyor.

Arkadaşı da Afrin'i pas geçiyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Diyarbakır'da Kürtlerin hayrına bir şey söylemeyeceğini iddia ediyor.

'Huzur ve barış'

Gevran Caddesi üzerinde bir kuruyemişçiye giriyorum, onlar da sorulara "Şehrimize kim gelirse hoş gelsin, huzur gelsin, siyasi yorumlar bize ters" cevabını veriyorlar.

Sanat sokağında elinde poşetleriyle alışverişten dönen Menfiye adındaki orta yaşlı ev hanımına ise şunları söylüyor:

"Gelsin anam, bacım, faydası bize de dokunsun, biz de bu Türkiye cumhuriyeti vatandaşı değil miyiz? Ne konuşur bilmem, ama huzur istiyorum, eşitlik istiyorum. Diyarbakır'daki vatandaş İstanbul, Ankara'dakiyle eşit olsun istiyorum" diyor.

Afrin operasyonunu takip etmiyormuş; ama geçen hafta Ankara'ya bir tedavi için askeri hastaneye gittiğini ve orada çok sayıda gaziyi gördüğünü anlatıyor:

"Afrin beni ilgilendirmiyor, benim memleketim değil, Allah askerleri korusun, o gençler 'Ben gideyim, kurban olsam da ailem kurtulur' diye düşünüyor, ben o adaleti ne yapayım! Olan gençlere oluyor. Ankara'da Gaziler hastanesine gittim geçenlerde, kiminin kolu yoktu, kiminin bacağı. Tam gidip, eksik dönüyor bu gençler, yazık değil mi? Cumhurbaşkanı huzur ve barış getirsin, artık gençler ölmesin, sakat kalmasın, başka bir şey istemiyoruz."

'Siyasete mesafeliyiz'

Konukevi önünde kürsülerde oturup çay içen bir grubun yanına gidiyorum bu sefer. Onlar da konuşmaya pek hevesli görünmüyor.

Hasan adındaki emekli işçi, Selahattin Demirtaş'ın tutuklandığı günden beri Kürtlerin içine kapandığını, siyasete mesafeli durmaya başladığını savunuyor.

OHAL ile birlikte birçok hak ihlalinin arttığını bu yüzden insanlarda büyük bir güvensizlik oluştuğunu ifade ediyor.

"Bir arkadaşım ihraç edildi diye, çocuğu güvenlik soruşturmasından geçemedi, ataması olmadı. İnsanlar fişleniyor adeta. En kötüsü de insanların açlıkla terbiye edilmesi" yorumunu yapıyor.

O da Cumhurbaşkanı'nın Diyarbakır'da Kürtlere çözüme dair bir mesajının olmayacağını inanıyor.

 

BBC

 

 

      

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.