1. YAZARLAR

  2. Hasan Cemal

  3. Erdoğan devleti bu, burada her şey olur, deyip geçecek miyiz?
Hasan Cemal

Hasan Cemal

T24
Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan devleti bu, burada her şey olur, deyip geçecek miyiz?

A+A-

Can Dündar’ın Cumhuriyet’teki yazı dizisini okuyorum iki gündür.

Soru aklıma takılıyor:
Öylesine bir dönem yaşanıyor ki, “Erdoğan devleti bu, burada her şey olur!” deyip geçecek miyiz?..
Bilemiyorum.
10 Ağustos’ta sandıktan çıkacak oylarla, Alman Der Spiegeldergisinin kapağı yoksa gerçek mi olacak:
Erdoğan devleti!
Bir de sorgulayan alt başlık atmış Der Spiegel:
“Türkiye özgür kalacak mı?..”
Şu satırlar dikkat çekiyor:

 Yeni padişah: 

                            Erdoğan demokratik reformlarla çıktı yola.
                            
Ancak eski dönemin seçkinleri ve Gezi Parkı
                            direnişçileriyle mücadelesinde hükümdara
                            dönüştü.
                            Ş
imdi kendisini cumhurbaşkanı seçtirmek
                            niyetinde.
                            
Despot mu olacak bu sefer de?..

Sivil despot olmakta kararlı

 Erdoğan’ın bir sivil despot olma yolunda kararlı adımlarla yürüdüğü konusunda herhangi bir kuşkum yok.

Askeri vesayet’in yerini artık Erdoğan’ın sivil vesayeti alıyor.
Demokrasiye aykırı olarak tüm yetkileri Çankaya Köşkü’nde toplamak ve tek adam olmak ve Türkiye’nin tepesine lök gibi çöreklenmek istiyor..
Nedenleri artık malum.
Demokrasiden korktuğu için öyle, tek adam olmak istiyor.
Hukuktan korktuğu için öyle, tek adam olmak istiyor.
Demokrasi ve hukuk kapıyı çaldığı vakit, yolsuzluk ve rüşvet dosyalarının açılacağını bildiği için öyle, tek adam olmak istiyor.
Bunun içindir ki Erdoğan:
Demokrasi ve hukukun bu ülkedeki bütün kanallarını tıkamak için elinden geleni yapıyor.
Kısacası:
Erdoğan hesap vermekten kaçıyor!

Dündar'ın dizisinde suçüstü
yakalanan Erdoğan'ı okuyun

 Neden kaçtığını, demokrasi ve hukuk korkusunun nerelerden kaynaklandığını anlamak için Can Dündar’ın Cumhuriyetgazetesinde başlayan dizisini okuyun lütfen.

Suçüstü yakalanmanın ne demek olduğunu anlamak için okuyun lütfen...
Hiç beklenmedik bir anda yakayı ele vermenin telaşıyla, suçluların telaşı ile hukukun nasıl çiğnendiğini anlamak için okuyun lütfen...
Suçüstü yakalanmanın verdiği kör cesaretle, ancak bir ‘polis devleti’nde olabilecek adımların nasıl atılabildiğini öğrenmek için okuyun lütfen...
Eskinin Bolşevik taktikleri ve Nazi manevralarına taş çıkartacak bir kıvraklık içinde, paralel darbe çığlıklarıyla soruşturma dosyalarının nasıl gözlerden uzaklaştırılmak istendiğini anlamak için okuyun lütfen...
Yolsuzluk ve rüşvet dosyalarını gün ışığına çıkarmak isteyenleri, eskinin totaliter taktikleriyle şeytanlaştırıp düşmanlaştıraraküste çıkmanın ne demek olduğunu yerli yerine oturmak için okuyun lütfen...

17 Aralık 2013, saat 06:30

 Sevgili Can’ın ilk günkü dizisi şöyle başlıyor:

17 Aralık sabahı…
Saat 06.30…
Türkiye’nin en büyük yolsuzluk operasyonlarından biri için düğmeye basıldı.
Evi aranacaklar arasında bazı bakanların çocukları da vardı. Ve biri, İçişleri Bakanı’nın oğluydu.
Mali Şube, soruşturmayı büyük gizlilik içinde sürdürmüştü.
O kadar ki, operasyondan İstanbul Emniyet Müdürü’nün bile haberi yoktu.
Evlerin ve işyerlerinin basılmasından dakikalar önce Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç ile Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakub Saygılı, amirleri Hüseyin Çapkın’ın kapısını çaldı.
Emniyet müdürü, mesai arkadaşlarını şaşkınlıkla karşıladı.

Sarraf'ı izleyen polis ile
Sarraf'a kefil olan İçişleri Bakanı

İki Müdür, birazdan başlayacak operasyonu ayrıntısıyla anlattı.
İş, bir İranlı işadamının Türkiye’ye milyonlarca dolar döviz sokmasından kuşkulanılmasıyla başlamış, giderek dal budak salmıştı.
2012’de mahkemeden 3 ay süreyle dinleme izni almışlardı.
Tam 20 ay, bu dosya üzerinde çalışmışlardı.
Ve suç zincirinin ucunda, kendilerinin bağlı olduğu Bakan’a ulaşmışlardı.
Çapkın, anlatılanları hayretler içinde dinledi.
Neden bana haber vermediniz” diye sordu.
Yakub Saygılı, “Hatırlıyor musunuz” diyerek devam etti:
İçişleri Bakanı Muammer Güler bir seferinde Emniyet’e ziyaretinize gelmiş ve Rıza Sarraf’a kefil olduğunu söylemişti. Size söylesek, operasyonu Bakan’a haber vermek zorunda kalacaktınız. O da engelleyecekti”.
Haklılardı.
Çapkın, için yapacak bir şey kalmamıştı.

 

'Erdoğan'ın karşı darbesiyle süreç durduruldu'

Ankara dağılmıştı.
İlk şaşkınlığı üzerinden atması, 24 saat sürdü.
Başbakan, 18 Aralık’taki ‘karşı darbe’yle, üstüne doğru gelen hukuki süreci durdurttu.
Kendisi hakkındaki bütün evraka el koydurdu.
Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, 18 Aralık sabaha karşı iki buçukta Vali’yi arayıp operasyonu yürüten şube müdürlerinin görevden alınmasını istedi.
Ama geç kalmışlardı.
O süre içinde, yolsuzlukla suçlananların baskın sırasında birbirleriyle yaptıkları telefon görüşmeleri de kaydedilebildi ve örgüte dair yeni kanıtlar olarak dosyaya eklendi.
Ve 18 Aralık sabahı 7’de, fezlekede suçlanan bakanlarla ilgili 309 sayfalık rapor savcılığa ulaştırıldı.
Meclis’e gidecek fezlekeye esas teşkil eden rapor buydu.

Rüşvet, sahtecilik, ihaleye fesat

 Can Dündar’ın satırları şöyle devam ediyor:

Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik’in “Fezlekeler vatandaştan kaçırılmıyor. İnternette hepsi var” dediği 25 Aralık dosyasının kapağını kaldırıyoruz.
17 Aralık operasyonundan çok kısa süre önce İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş’a sunulan 25 Aralık Soruşturma Dosyası, kovuşturulan suçları alt alta sıralıyor:
Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak…
Rüşvet…
Sahtecilik…
İhaleye fesat karıştırmak…
Suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama…
Dosyada 52 şüphelinin adı var:
1 numara: Yasin El Kadı…
2 numara: Bilal Erdoğan…
3 numara: Latif Topbaş…
Liste, Orhan Cemal Kalyoncu, Ömer Faruk Kalyoncu, Hasan Doğan, Fatih Saraç, Ömer Sertbaş, Abdullah Tivnikli, Usame Kutub, Avni Çelik, Muaz Kadıoğlu, Cengiz Aktürk, Mehmet Cengiz…
diye uzayıp gidiyor.

AKP'nin Susurluk'u

Dizinin dünkü bölümünün başlığı ve bazı spotları şöyleydi:

İşadamı Cengiz AktürkYasin el Kadı ilişkisininBaşbakan Erdoğan’ı sıkıntıya sokacağını tahmin etmiş ve skandal patlayınca atılacak başlığı da kendisi seçmiş:
AKP’nin Susurluk’u!

Son söz:
Tayyip Erdoğan, kendi ‘Susurluk’unun üstüne bir çizgi çekmenin nafile çabası içinde…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.