1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. "En büyük asker"in başına gelenler
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

"En büyük asker"in başına gelenler

A+A-

Zorunlu askerlik sırasında maruz kalınan hak ihlallerini takip eden, başvuranlara ücretsiz destek sağlayan, gerekli yasal mekanizmaların ve düzenlemelerin hayata geçirilmesi için uğraşan sivil bir inisiyatif olan "Asker Hakları", Nisan 2011-2012 arasında kendilerine ulaşan başvuruları ve sonuçlarını değerlendiren bir raporu kamuoyuna duyurdu.

Raporda, tavsiye ve önerilere ek olarak, "dayak, hakaret, yeterli sağlık hizmeti alamama, tehdit, aşırı fiziksel aktiviteye zorlama, orantısız ceza, şahsi işine koşturma, uykusuz bırakma" gibi muhtelif kötü muamele çeşitlerinden ve "intihar, akıl sağlığını yitirme ve kalıcı fiziksel hasar" başlıklarıyla bu kötü muamelelerin yol açtığı sonuçlardan örnekler bulunuyor. Gerçekleşmesi muhtemel en kötü sonuç ise, geçtiğimiz sene askerliğini yaptığı sırada 'disko'da işkence edilerek öldürülen Uğur Kantar'ın başına gelenler şüphesiz...

Asker Hakları İnisiyatifi'ne toplam 63 ilden ve Kıbrıs'tan 432 başvuru yapılmış. Ankara ve Kıbrıs hariç, başvurular, özellikle ülkenin en batısı (özellikle kuzey-batı) ve en doğusunda yoğunlaşıyor. Yine rapora göre, en fazla başvuru Ankara'dan (37 başvuru) yapılmış. Ankara'yı sırasıyla Kıbrıs (26), İzmir (25), İstanbul (23) ve Çanakkale (17) izliyor. Ankara, İzmir ve İstanbul'da hakaret, Kıbrıs ve Çanakkale'de ise dayak en fazla şikâyet edilen konular arasında yer alıyor.

Bu yazıda, Nisan 2011-2012 arasında kendilerine ulaşan başvuruları ve sonuçlarını açıklayan Asker Hakları İnisiyatifi'nin raporundan sadece birkaç hak ihlali örneğini bulacaksınız. Belki "En büyük asker, bizim asker" diyerek, sorgusuz bir güvenle gençlerimizi uğurlamadan önce bir kez daha düşünmemize vesile olur:

İzmir, 2011: "Birçok insanın çocuklarını askere göndermemek için binbir hileye başvurduğu günümüzde, ben yurtdışında olan oğlumu hepimiz için kutsal olan vatan görevini yerine getirmesi için çağırdım. Fakat askerlik şubesinde işlemlerini yaptırdığı esnada sivil memur ile aralarında geçen diyalog üzerine aynı yerde görevli olan Astsubay M.S. ve iki erbaş/er tarafından oğlum dövülmüştür. Merdivenden itilmiş, merdivenlerden yuvarlanarak yere düşürülmek sureti ile darp edilmiştir. Ayrıca sadece darp edilmekle kalmamış Astsubay M.S. tarafından 'işlemlerini yapmıyorum, s.ktir git, kime şikayet edersen et' şeklinde küfür ve söylemlerde bulunulmuştur." [7 No'lu başvuru ile ilgili basında çıkan haberler: 21.05.2011 tarihli ZAMAN: "Askerlik Şubesinde Dayak İddiası"]

Niğde, 2011: "Başçavuş O.Ç. bana seslenerek yanına çağırdı. Gittim, 'Emredin komutanım' dedim. 'Ben izin vermezsem nasıl çarşıya çıkacaksın?' dedi. Ben de 'İzin vermezseniz çıkmam komutanım' dedim. Tekrar aynı soruyu bana yöneltti, ben yine aynı şekilde yanıt verdim. Kafamı çevirmemle yediğim tokat başımı döndürdü. Elimi yüzüme getirerek kendimi korumaya çalıştım ama fayda etmedi. Elimi çekip bir daha vurdu. Başımın dönmesi arttı. 'Yapmayın komutanım' diye feryat ederken bir kere daha vurmasıyla, ben yere düştüm ağlayışlar içinde. Gözümün önünü görmüyordum. Tökezleyerek kalktım ve kademe içinde lavaboya yöneldim. Orada bayılıp kalmışım."

Erzincan, 2009: "Kardeşim, Orhan Abravcı vatani görevini Erzincan 3. Ordu Komutanlığı KTM'de piyade er olarak yapmakta iken 08.11.2009 günü kardeşimin asker arkadaşları beni arayarak 'Abi biz Orhan'ın arkadaşlarıyız. Kardeşinizi burada çok fena dövdüler ve bir insana yapılmayacak şekilde kötü muamelede bulunuyorlar.' dediler (...) Babam İstanbul'dan Erzincan'a gitti, oraya gidip çocuğu; dudağı patlamış, diz kapakları soyulmuş, özellikle kalçaları ve vücudunun belirli yerlerinde morluklar görünce gözlerine inanamamış. Zaten aldığımız darp raporunda da hepsi mevcut (...) 4 ay yatakta kaldı, yaklaşık 6 ay da değnekle yürüdü ve sonunda askere elverişsiz raporu verdiler… Şu an kardeşimin psikolojisi bozulmuş, hiçbir sosyal güvencesi yok, çalışamıyor, yürürken aksıyor ve ameliyatlı kalçasında sık sık ağrı nüksediyor, askeri hastane ise randevu vermiyor. Ne yapacağımızı şaşırdık çok sıkıntı yaşıyoruz, gencecik bir insanın hayatı bu kadar mı ucuz ve önemsiz?" [380 No'lu başvuru ile ilgili basında çıkan haber: 04.01.2012 tarihli RADİKAL: "Komutan 'Dürtüğü' Sakat Bıraktı"]

TSK'nın denetlenmesi, Genelkurmay Başkanlığı'nın Millî Savunma Bakanlığı'na bağlanması, vb. talepler sadece askerin sivil siyasete tâbi olması gibi 'makro' ölçekten değerlendirilmemeli. Bu ve benzeri daha pek çok hadise, aslında denetimden yoksun her oluşum içerisinde gerçekleşebilecek olan haksızlıklar. Ancak insan hayatının emanet edildiği ve askerin merhametine bırakıldığı bir durum söz konusu olduğu için denetleme ve gözetim ihtiyacı aciliyet arz ediyor.

Raporun tamamına www.askerhaklari.com sitesinden ulaşılabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar