1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Emre Taner bu meseleyi çözebilecek mi?
Emre Taner bu meseleyi çözebilecek mi?

Emre Taner bu meseleyi çözebilecek mi?

A+A-

Karşılaşmadım, el sıkışmadım, konuşmadım.

Okuduklarım ve işittiklerim üzerinden tanıyorum onu.

Doğrudan tanık olmadığım diyaloglar üzerinden...

Başkalarının aktardıklarından menkul her kanaat gibi, benim onun ne düşündüğü, ne yapmak istediği hakkındaki fikirlerimde de ciddi bir yanılgı payı olabileceğini peşinen kabul ediyorum.

Ama dolaylı da olsa, kesinkes doğru diyemesem de Emre Taner’e ilişkin bazı fikirlerim var.

Son birkaç yıldır birbirinden çok farklı kaynaklardan beslenerek tek bir yatakta buluşmuş ve giderek daha büyük bir kuvvetle, aynı yöne akmaya başlamış fikirler bunlar...

Eğer yanılıyorsam, kendisi, kurumu ya da başka birileri, günün birinde doğrusunu elbet anlatır; biliyorum ki, er geç bütün çıplaklığıyla arz-ı endam eder gerçek.

Ama ben bugün, kendi bilgilerime ilişkin çekince ve zamana duyduğum güvenle şunu yazabilirim:

Emre Taner’in Türkiye’de silahların susması için en çok çaba gösteren bürokratlardan biri olduğunu düşünüyorum.

Taner’in, Kürt meselesinin barışçı bir çözüme kavuşmasını istediğini ve son yıllardaki mesaisinin önemli bölümünü buna vakfettiğini anlatanlara inanıyorum.

66 yaşındaki bu Liceli’nin, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’nı 2009’da yaş haddinden bırakması öncesinde, PKK’nın dağdan indirilmesine yönelik kapsamlı bir planın işlemeye başladığını görmek istediğini tahmin ediyorum.

* * *

Biliyorum, Başbakan Erdoğan’ın cesareti ve belki de “demokratlığı” Kürtler’e gerçekten kucaklayıcı mesajlar vermeye yetmiyor.

Erdoğan, Kürt meselesi konusunda çözüm için şart olan siyasi adımları atma iradesine sahip olduğunu son zamanlarda pek hissettirmiyor.

Buna karşın, Başbakan’ın, meali “ya sev ya terk et” olan o ürkütücü açıklamalarının bir tür “kisve” olduğunu ve altında, Kürt meselesinin barışçı çözümüne yönelik bazı somut adımlar sakladığını hem hükümet kaynaklarından hem de bölgenin nabzını iyi tutan Türkiyeli ve Iraklı siyasi şahsiyetlerden son zamanlarda sıkça işitiyorum.

Hazırlığı yapılan bu somut adımları, “kimlik” yönü, “iktisadi” ve “askerî” yönüne kıyasla çok zayıf kalan bir üçlü plan kapsamında algılamak mümkün.

TRT’nin Kürtçe kanal hazırlığından İmralı’daki ortamı insanileştirmeye yönelik bazı önlemlere kadar, kamuoyuna yansımış birtakım girişimler bu planın parçası.

Ayrıca, Başbakan’ın yakın çevresinden, Güneydoğu’ya –özellikle de son dönemde ısrarla ihmal edilen Diyarbakır’a- daha fazla yatırım yapılacağı vaadini dinliyoruz.

Ancak benim ilgimi daha çok çeken, “askerî” mecrada planlananlar...

Bunlar ilgimi çekiyor, zira amaç Kürt meselesini “askerî” bir mesele olmaktan çıkartmak, yani “silahların susmasını sağlamak” olarak tarif ediliyor.

İşte bu noktada da, Emre Taner’in çabasının önemi anlatılıyor.

* * *

Emre Taner, devletin diğer birimlerinin bu temasa çok da sıcak bakmadığı zamanlarda bile, Kuzey Irak’taki Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile en üst düzeyde görüşen Türk bürokratıydı.

Taner’in, Iraklı Kürt yetkililerde bıraktığı izlenim, kendisinin “çözüm yanlısı” olduğu, bunun için “siyasi ve idari adımlar atılması gerektiğini bildiği” yönünde.

Emre Taner’le Mesud Barzani arasındaki diyalogun, PKK’yı dağdan indirmeye yönelik somut bazı inisiyatifleri kapsadığı da yine Iraklı kaynaklarca aktarılıyor.

Geçen yılki Gabar ve Dağlıca baskınlarını izleyen sınırötesi operasyonlar esnasında sekteye uğrayan diyalog, son aylarda yeniden canlandı.

Üstelik bu kez, Iraklı Kürt yetkililerle daha açık ve kapsamlı bir diplomatik temas, doğrudan Dışişleri kanalından da yürütülüyor.

Dahası, Taner’in yönetimindeki Milli İstihbarat Teşkilatı’nın epeydir teşvik ettiği Ankara-Erbil diyalogu, Erdoğan Hükümeti’nin politikasıyla uyumlu; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu konudaki itirazlarının da “büyük ölçüde geçmişte kaldığı” anlatılıyor.

Peki, ortada nasıl bir hazırlık var?

Taraf’
ın Yurt Haberler Şefi ve bölgeyi en iyi takip eden gazetecilerden biri olan Nevzat Çiçek’in, Güneydoğulu kaynaklardan öğrendiği, benimse Erbil, Bağdat ve Ankara kaynaklarından kısmen doğrulatabildiğim bilgiler, üç-dört yıldır gündemde olan ama bir türlü hayata geçirilemeyen plan üzerinde yeniden çalışıldığına işaret ediyor.

“Kuzey Irak’taki PKK’lıların lider kadrosu dışında kalan ekseriyetine Türkiye’ye dönüş imkânı sağlanması; bunun için gerekirse Birleşmiş Milletler’in devreye sokulması; Erbil ve Bağdat hükümetlerinin PKK’yı ‘yasadışı’ ilan ederek bu sürece destek olması” bu çalışmanın içerdiği bazı fikirler.

* * *

Dönelim Emre Taner’e...

Hakkındaki dolaylı bilgilerime ilişkin peşin çekincem ve zamana duyduğum kuvvetli güvenle şunu yazabilirim:

Taner, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başından ayrılmadan önce, PKK’nın dağdan indirilmesinin yolunu açmak istiyor.

Çünkü Taner’e göre, Türkiye’nin demokratikleşmesi, sivilleşmesi ve Ergenekon gibi karanlık örgütlerden temizlenmesi hep bu savaşın bitirilmesine bağlı.

Acaba yanılıyor muyum?

yasemin çongar/taraf
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.