1. YAZARLAR

  2. Mücahit Bilici

  3. Eleştiri ve Dikta
Mücahit Bilici

Mücahit Bilici

Yazarın Tüm Yazıları >

Eleştiri ve Dikta

A+A-

Eleştirellik, bir şeyi tutabilmek için geri çekilebilir olmaktır. Yani bir “kavrama şartı” veya “imkan”ı olarak anlaşılmalıdır. Eleştiri, birşeye karşı olmak değil o şeye karşı olabilir olmaktır. Eleştirinin ileri ve geri adım atabilmesi, eline aldığı şeyin elastik olmasından yani sanat içermesindendir. Eleştiriye imkan tanımayan her türlü durum ve ürün bitmiş bir nesne veya mekanizmadır ve tutulmaya açık değildir.

Bitmemişlik sebebiyle eleştiri ve fazilet birbirine komşu iki seydir. Sadece fazilete konu olabilen şeyler eleşiriye dahil olabilir. Fazilet, bir şeyde mükemmelliğe varma boşluğunu dolduran her türlü kabarma, gelişme ve genişlemeye karşılık gelir. Fazilet kavramında bolluk/kemiyet değil yerindelik/kıvam esastır.

Özetle, eleştiri, bir tamamlanmamışlığın açtığı tamamlanma sahasına bakan bir sorgulamadır. Diktatörler ve dikta eleştirilemez. Doğada ve diktanın doğasında eleştirilemezlik vardır. Şu halde kendisinden uzaklaşamadığın birşeye yaklaşamazsın. Eleştiri kendisinden uzaklaşılabilir olan bir şeye yaklaşma şeklidir.

Eleştirinin nihai amacı kabuldur. Bir tahkik olarak eleştiride hakkın tahakkuku vardır. Eleştiri, doğal olanla ya ilgilenmez, ya da onu imkan sahasına çeker. Sadece mümkün şeyler eleştirilebilir. Esneme kabiliyeti olmayan, yanılma ihtimali olmayan şeyler eleştirinin konusu olmaz.

Herhangi bir programı dikte eden bir bilgisayar veya söylenen sözleri harfiyen daktiloya çeken bir daktilografın eleştirilmeye hakkı yoktur. Çünkü söyleneni yapan bir memurdur, alettir. Sorumlu olamaz. Aynı şekilde doğa’daki dikta da eleştirinin konusu değildir. Doğal olan şeyler kabul edilir. Fıtratın fıtratında bu vardır.

Demek ki eleştiri ile insan olma arasında çok yakın bir bağ var. Hatta eleştiri imkanı ve kabiliyeti olmayan yerde insanlıktan bahsedemeyiz.

Şüphe ve Anlama

Eleştiri için söylediklerimizi şüphe için de söylebiliriz. Şüphe anlamanın aracıdır. Şüphe bir hükmün cevap olabilmesi için doğması gereken sorudur. Yani şüphe anlamayı mümkün kılan bir vasıtadır. Bu vasıta sizi varmak istediğiniz yere ulaştırınca ondan inilir. Şüphe aracına binip hiç inmeyenler insanlığın arafında kalanlarıdır. Süreklileşmiş bir sorgulama insana özgüdür ancak insan olmak bundan fazlasını gerektirir.

Samimi bir sorgulama ve şüphe cevabı bulduğunda teslim olmalı. Şüphe, şüphelendiği şeyi kavramak için verilmiş bir araçtır. Şüphe ile hakikate varılır. Şüphe insanın hakikate dokunma biçimidir. Patolojik bir hal aldığında vesveseye dönüşür.

Şu halde “kim iman edebilir?” sorusunun cevabı şudur: kim iman etmeyebiliyorsa!

İnsanlığı askıya alan veya insanlık halinin dışında kalan “mükemmellik” sahası olan doğada ve diktada imanın şartı olan eleştirellik olmayacağı için hakiki bir itaat veya biat da olamaz. Doğada ve diktadaki iman şüpheye uğramadığı için geçersizdir. Eleştiri olmayan yerde iman olmaz.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.