1. HABERLER

  2. DOSYA

  3. El Kaide Liderlerinin İŞİD'e bakışları
El Kaide Liderlerinin İŞİD'e bakışları

El Kaide Liderlerinin İŞİD'e bakışları

El Kaide lideri Dr Eymen el Zevahiri Küresel Cihad Hareketi'nin önemli isimlerinden Dr. Tarık Abdulhalim, Dr. Hani el Sibai, Dr. İyyad el Kuneybi, Dr. Abdullah el Muhaysini, Muhammed el Hasım ve Dr. Sami el Ureydi gibi isimlerin geçtiğimiz ay kendisine ya

A+A-

Hamd, kulunu destekleyen, ordusunu aziz kılan ve orduları tek başına bozguna uğratan Allah’a mahsustur. Salat ve selam ondan sonra peygamber olan kuluna, ehline, İslam ordusu ve taşıyıcıları olan ashabına olsun.

Değerli kardeşlerim, Dr. Tarık Abdulhalim, Dr. Hani el Sibai, Dr. İyyad el Kuneybi, Dr. Abdullah el Muhaysini, şeyh Muhammed el Hasım ve Dr. Sami el Üreydi Allah onları korusun ve gözetsin. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sizler ve beraberinizdekilerin iyi durumda olmanızı dilerim. Allah’ın razı olacağı ve seveceği şekilde dünya ve ahiret saadeti üzerinde bizleri bir araya getirmesini diledikten sonra,

1.Siz değerli kardeşlerimden, aciz kardeşinize yönelik, iletişim şebekesine ulaşan bazı çağrıları gördüm; değerli tutumunuzdan, Müslümanları ve Mücahidleri desteklemenizden ve aralarında çıkan fitneyi söndürme, kanların akmaması için gösterdiniz gayretlerden, sizlere cevap vermeyi vacip gördüm.

2.Irak ve Şam İslam Devleti Cemaati’nin,Şam’a uzanma bildirisinden önceki ve sonraki durumu ve biat meselesiyle ilgili sorunuza gelince,

Daha önceki açıklamamda (Şam’daki Mücahidlerin kanının akmaması için şahitliğim) açıkladığım şekilde Irak İslam Devleti Kaidetül Cihad cemaatinin bir şubesidir, emirinin ve ordusunun boynunda, emirleri şeyh Usame, sonrasında ise aciz kul olan Kaidetül cihada biatleri var. Bu biat onlardan defalarca tekrarlandı, buna bazı örnekler vermiştim bu örneklere ek olarak,7 zilhicce 143 3(22.10.2012) tarihli şeyh Ebu Bekir el Bağdadi el Hüseyni (Allah onu korusun) şu şekilde başlayan mektubudur. Besmele, Hamd ve Resulullah a salat ve selamdan sonra: “Emirimiz, şeyh Dr. Eymen el Zevahiri (Allah onu korusunun) Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun”.

Mektubun içerisinde şunlar geçiyordu:
“Mübarek şeyhimiz, sizlere, sizden bir parça olduğumuzu ilan ve beyan etmek istiyoruz, bizler sizlerdeniz ve size aitiz, sizler, bizlerin, emirisiniz, yaşadığımız surece sizleri dinlemek itaat etmek üzerimizdeki hakkınızdır bu da Allah a din olarak inandığımız şeydir. Bizlere nasihat etmeniz ve uyarmanız bizim sizler üzerindeki hakkımızdır. Emirleriniz bizim için bağlayıcıdır, yalnız olayları kendi sahamızda cereyan ettiğinden ve tanıkları olduğumuzdan ötürü bazı meselleri biraz daha açıklamak gerek bundan ötürü bizim bakış acımız dinlemenizi temenni ediyoruz sonra emir size aittir bizler sadece sadağınızdaki okuz”

Daha sonra Şeyh Ebu Bekir el Hüseyni ye emiri sıfatımla 2- Cemaziyel Sani1434 (2 Nisan 2013 ) tarihli mektubumda Irak ve Şam İslam devletini, problemleri çözmek için fes etmesini emrettim. Bu emri 13-Recep-1433(23-Mayıs-2013) tarihli problemi çözme mektubumda tekit ettim ve Irak ve Şam İslam Devletinin lağıv edilmesi ve Irak İslam Devleti ile yola devam edilmesini emrettim.Bundan ötürü şeyh Ebu Bekir el Hüseyni el Bağdadinin 2, Cemaziyel Sani 1434-(2 Nisan 2013) birinci hitaptan sonra, Irak ve Şam İslam devleti adına aldığı tüm biatlar batıldır. Çünkü onun direk emiri olma sıfatımla, acık bir şekilde emrime muhalif alınmıştır.

3.Hasımlar arasında muhakemeleşme ile ilgi sorunuza gelince: Defalarca, Şam’daki sorunların çözümünün ilk olarak Mücahidler arasında acilen ateşkes yapılması olduğunu vurguladım. Son konuşmamda da şeyh Ebu Muhammed el Cavlani ye (Allah onu korusun) ve değerli Nusret cephesi askerlerine ateşkesi emiri verdim.

Aynı zamanda Şam’daki tüm mücahit topluluklara ve tüm gruplara, Müslümanların genelinin ve mücahit kardeşlerinin haklarına ve canlarına saldırıyı ve çatışmayı hemen durdurmalarını ve İslam düşmanlarına yönelmeleri için çağrıda bulundum, Daha öncede defalarca tekrarladığım şekilde aralarında çıkan problemleri ve sorunları bağımsız bir şeri heyette muhakeme olmalarını için çağrıda bulundum.

Değerli kardeşlerim bu bağımsız mahkemeye davet etmenin, Şam cihadını önemseyen sizler gibi ilim ve fazilet sahiplerin sorumluluğunda olduğu kanaatindeyim. İnsanları bu mahkemeye çağırın, kim bu mahkemeye icabet etti, kim işi yokuşa sürdü ve mahkemeden kaçtıysa acık ve net bir şekilde ümmete açıklayın.

Bu emaneti size yüklüyorum, benim durumumu biliyorsunuz. Bu sorumluluğu benden daha iyi yapabilirsiniz.

Aynı şekilde siz değerli kardeşlerimden ve Şam cihadını önemseyen tüm, fazilet ve ilim sahiplerinden, kendilerine muhalif olanları dinden dönmekle, hıyanet, taviz ve küfürle itham edenlere sonrada kendini Müslümanlar arasında patlatan bu dalgaya karşı koymanızı istiyorum, bu dalgayı durdurmak için tüm fazilet ve ilim sahiplerini harekete geçirmeniz gerekiyor.,

4.Degerli kardeşlerim sizleri temin ederiz ki –Allah’ın fazlı ve minneti ile- ben ve değerli kardeşlerim bizi bildiğiniz gibi hala iç ve dış tüm İslam düşmanlarına karşı Cihad çağrısında bulunuyoruz ve sahip olduğumuz tüm gücümüzle ve sözümüzle şeraitin uygulanması ve onun üstünde hiçbir hâkimiyetin olmaması hususunda ısrar ediyoruz. Bunun aksini iddia edene gelince, Allah’tan onu af etmesini diliyorum bizi ve onu seveceği ve razı olacağı şey üzerinde birleştirsin.

5.Aynı şekilde şeyh Ebu Bekir el Hüseyni el Bağdadi ve kardeşlerine aklın sesine kulak vermelerini ve Irakta gösterdikleri cabadan çok daha fazla çaba isteyen Irak sahasına yönelmelerini diliyorum. Böylece Şam’da şelale gibi akan Müslümanların kanlarını durdurmuş olurlar.

Son olarak, size geç cevap verdiysem, benim ve kardeşlerimin durumu size malum bundan ötürü beni bağışlamanızı diliyorum. Sizlere, yakın bir zamanda, Allah’ın izni ile şanlı İslam tarihine büyük bir zafer ve fetih ile müjdeliyorum. Sizleri emanetlerin kendisinde kaybolmadığı Allah a emanet ediyorum.Es selamünaleyküm

IŞİD’den Zevahiri’ye Cevap: Sapık Yolunu Düzelt 

El Kaide lideri Dr Eymen el Zevahiri’nin IŞİD liderlerine açık kapı bıraktığı ve Suriye’de tüm İslami grupları tekfir edip hedef alan yapının Irak’a dönmesi için yaptığı son açıklamaya IŞİD sözcüsü Adnani hakaretlerle karşılık verdi. 

 

El Kaide lideri Dr Eymen el Zevahiri’nin IŞİD liderlerine açık kapı bıraktığı ve Suriye’de tüm İslami grupları tekfir edip hedef alan yapının Irak’a dönmesi için yaptığı son açıklamaya IŞİD sözcüsü Adnani hakaretlerle karşılık verdi.

Daha önce El Kaide’nin İbrahim Milletinden ayrıldığını iddia ederek El Kaide’nin dinden çıktığını iddia eden Adnani, yeni açıklamasında Eymen el Zevahiri’nin IŞİD’e Pazar yerlerine ve camilere yönelik saldırılarına karşı çıktığı için hakaret ederek eleştiriyor. Adnani açıklamasında El Kaide liderlerinin IŞİD ile tavsiye kanallarını açık tutmak ve ABD ordusuna karşı saldırıları için övdüğü açıklamalarını da gündeme getirerek Zevahiri ve El Kaide liderlerinin eski liderlerin yolundan saptığı yönünde mesajlar veriyor.

Dr Eymen el Zevahiri’nin daha fazla kan dökülmemesi için yumuşak bir tonlama ile yaptığı açıklamaya karşın Adnani’nin açıklamasının IŞİD’in tavrını ortaya koyduğu görülüyor.  Adnani, El Kaide’nin ABD ve Batı’ya odaklanmak stratejisi gereği İran ve Suudi Arabistan’daki eylem yasakları dolayısıyla da El Kaide’yi kınıyor ve bunun ihanet olduğu imasında bulunuyor.

Adnani açıklamasında Dr Eymen el Zevahiri’nin Nusret Cephesi’ni destekleyerek akan kanlara neden olduğu yönünde suçlamalarda bulunurken IŞİD’in Irak’taki uygulamalarına değinmiyor.

Adnani, Dr Eymen el Zevahiri’nin IŞİD’in El Kaide’ye biatli olduğu dolayısıyla eylemleri ve söylemleri itibariyle emirine isyan ettiği ve baği olduğu yönünde ortaya koyduğu deliller arasında yer alan birçok yerde geçen emirlerimiz ifadesinin sadece safları tek tutmak için söylenen iltifat olduğu iddiasında bulundu.

Adnani, El Kaide’nin 12 bin kişiden oluşan Ebu Hamza el Muhacir liderliğindeki birliğini ABD ve koalisyon güçlerine karşı savaşta IŞİD’e katmasına ve IŞİD’i uzun yıllar açıklamalar ve farklı yollarla desteklemesine rağmen El Kaide’nin kendilerine hiç destek olmadığını iddia etti.

Adnani açıklamasında Dr Eymen El Zevahiri’ye zaman tanıdıklarını ve el uzattıklarını hatasından dönüp hainler olarak tanımladığı Nusret Cephesi’ne desteği çekmesi çağrısında bulundu.  Zevahirinin sizden öncekilere ve sonrakilere örnek olun ve bu çatışmayı durdurun yolundaki sözlerini de alarak kendisine yöneltti.  Adnani Zevahiri’yi fitne tutuşturucusu ve fasık olarak tanımladı ve hainler olarak tanımladığı Nusret Cephesini destekleyerek kâfirleri sevindirdiğini iddia etti ve kendisine gelmesi çağrısında bulundu.

Zevahiri’ye fesada verdiği şeyleri düzeltmesi çağrısında bulunan Adnani, ayrıca sapık yolunu menhecini düzelt çağrısında da bulundu.  Açıklamasında Zevahiri’den Pakistan, Yemen, Afganistan, Mısır ve daha birçok ülke askerini tamamen kâfir ilan etmesi çağrısında bulundu.

İhvan’ı Kâfir İlan Et Çağrısı

Adnani açıklamasında Dr Eymen el Zevahiri’ye İhvan’ı ve Mursi’yi de tamamen kâfir ilan etmesi çağrısında bulundu.  Açıklamasında Mursi için mürted, tağut ve kâfir dedi ve bunu birçok kez tekrarlayarak bu konudaki şiddetlerini göstermeye çalıştı.  Açıklamasında bütün Suriyeli grupları sapık sahveler ilan eden Adnani son derece sert hakaretlerde bulundu.

Mahkemeyi Kabul Etmeyiz

Açıklamasında önce saldırılara diğer tüm İslami grupların başladığını belirten Adnani, Zevahiri’nin ve Ebu Katade, Makdisi, Dr Hani el Sıbai gibi birçok ünlü ismin tarafsız mahkeme çağrısını ise reddetti. IŞİD’in tarafsız İslami mahkemeleri reddetmesi birçok ilim adamı tarafından “Aralarında kendisiyle hüküm vermek için Allah'ın kitabına çağrıldıklarında onlardan bir grup yüz çevirip dönmektedir... Ali İmran:23) ayetine göre sert şekilde eleştirildiği biliniyor.

IŞİD lideri açıklamasında demokratik yöntemleri kabul etmenin İslam dışı olduğunu belirterek dinleyicilere El Kaide’nin demokratik seçimleri yöntem olarak benimsediği yönünde yönlendirmelerde bulundu. Ayrıca Mahmut Abbas, bazı körfez ülkeleri, Suriye’de ABD ile işbirliği yapan bazı isimleri de sayarak sanki Nusret Cephesi’nin bu gruplarla beraber çalıştığı izlenimi vermeye çalıştı.  IŞİD ayrıca El Kaide’nin diğer ülkelerdeki hareketlerine de El Kaide’den ayrılma çağrısı yaptı ve konumlarını ilan etmelerini istedi. 

Zevahiri’den sonra Ebu Katade'den de çağrı

Ürdünlü Selefi lider Ebu Katade, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) üyelerine Suriye'den çıkma ve liderlerine karşı gelme çağrısı yaptı.

İngiltere, Ebu Katade'yi Temmuz 2013'te Ürdün'e teslim etmişti.

 Ürdün Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde “terörist gruplarla bağlantılı olmak” suçlamasıyla görülen duruşmasından sonra gazetecilere konuşan Ebu Katade, Suriye'nin kuzeyinde muhalif gruplarla çatışan IŞİD’i uyardı.

Katade IŞİD'in çatıştığı gruplarla uzlaşmak için koyduğu şartların, Suriye’deki eksen kayması, sapma ve dibe batmayı daha da arttıracağını, 'Allah'ın onların cihatlarını asla mübarek kılmayacağını' söyledi. 

Selefi lider, IŞİD’e yönelik konuşmasının devamında “Suriye’den çıkmanız ve liderlerinize itaat etmemeniz üzerinize vacip olmuştur, sizden her kim onlarla kalırsa günahkâr olacaktır” dedi.

"Batıl şartlar"

Suriye'nin kuzeyinde Esed rejimine karşı savaşan gruplar, geçen yaz El Kaide lideri Zevahiri'nin çağrısını reddederek Nusra Cephesi'ne katılmayı reddeden IŞİD ile de çatışıyor. 

IŞİD'in, bu grupların hazırladığı “Ümmet Girişimi” manifestosunu reddetmesini eleştiren Ebu Katade; “asıl olan masaya oturup bütün meselelerin konuşulmasıdır. Bu, onların cehalet ve yanlışları olup, bu yanlışta ısrar etmeleridir” dedi. Katade IŞİD’in “Ümmet Girişimi” manifestosuna karşılık çatıştığı gruplarla uzlaşmak için ortaya koyduğu şartları da “batıl” olarak niteledi. 

Asıl adı Ömer Muhamut Osman olan Filistin asıllı, Ürdün vatandaşı Katade, İran’ın IŞİD’i parçalamaya çalıştığı iddiaları için ise “konuyla alakalı bilgim yok” cevabını verdi.

"Ümmet Girişimi'ne destek"

“Ümmet Girişimi” manifestosunu yayınlayan gruplar, twitter hesabı üzerinden yaptıkları açıklamada Ebu Katade’nin de diğer selefi liderlerle birlikte girişime destek verdiğini duyurdu.

Başta El Kaide lideri Eymen Zevahiri olmak üzere Ürdün Selefi akımının lideri Ebu Muhammed El Makdisi, Nusra Cephesi lideri Ebu Muhammed El Culani ve İslami Cephe, Mücahidun Ordusu, Suriye Devrimcileri Cephesi gibi Suriye’nin kuzey bölgelerinde IŞİD’le savaşan diğer silahlı gruplar, “Ümmet Girişimi” manifestosuna desteklerini açıklamışlardı.

İçeriğinin yakında açıklanması beklenen “Ümmet Girişimi” manifestosu, Suriye’nin kuzeyinde bulunan Suudi Arabistanlı din adamı Abdullah Muheysini tarafından ortaya atıldı. Manifesto muhalif gruplar arasındaki çatışmaları sona erdirmeyi amaçlıyor. IŞİD ise hemen hemen bütün İslamcı gruplar tarafından kabul edilen manifestoyu belirli şartlar çerçevesinde kabul edeceğini açıklamıştı. 

Makdisi, IŞİD’ı suçladı

Ürdün’de tutuklu bulunan Selefi akımının önde gelen isimlerinden Ebu Muhammed El Makdisi 

 Makdisi, Irak-Şam İslam Devleti’ni (IŞİD) Müslümanlar arasında ayrımcılık yapmakla suçluyor.

Selefilerin önemli âlimlerinden kabul edilen Makdisi, Suriye ve bölgedeki tüm muhalif savaşçılara seslenerek fitne konusunda uyarıda bulundu.

Muhalifler arasında ayrılık var

Makdisi, Müslümanlar arasında yaşanan ayrışmanın Suriye’nin başkenti Şam’ın kırsal kesiminde bulunan mücahitlerin arasına sızdığını, hatta fitnenin Şam hapishanelerinde bulunan tutukluların arasında bile ayrılıklara neden olduğunu söyledi.

 “Biz partizanlığı ve bölünmeyi sona erdirmek için çok çaba harcadık. Olayların arkasında neler olduğunu çok iyi biliyoruz” diyen Makdisi, “Satır aralarında neler kastediliyor okuyoruz. Güvenilir kaynaklardan besleniyoruz. Boş arzular peşinde koşanlar var. Onların da bilgileri bize dakika dakika ulaşıyor” ifadelerini kullandı.

Suriye’nin Başkenti Şam’da mücadele eden muhalif savaşçılara acil olarak açıklamanın ulaştırılmasını isteyen Makdisi, bölgede İslami kesimler arasında yaşanan çatışmaların ahmaklık olduğunu ve gururdan kaynaklandığını belirtti. Bu konuda anlayış ve doğru din bilgisi bulunan hiçbir âlimin fetva veremeyeceğini söyledi.

Makdisi, IŞİD’i suçlayarak “Tevhit sancağını taşıyan gruplarla bir araya gelemezsek,  onlarla beraber cihat edemezsek, Hiristiyan veya diğer mezhebe bağlı kişilerle nasıl bir araya geleceğiz” dedi.

Mektup yazmıştı

Yaklaşık iki ay önce Suriye’de rejime karşı savaşan gruplara bir mektup yazan Makdisi, IŞİD lideri El Bağdadi’ye biat etme konusunda acele etmemelerini istemişti. Makdisi, El Bağdadi konusunda bazı çekincelerinin olduğunu yazmıştı.

Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi, Irak’ı işgal eden ABD askerlerinin öldürülmesinin caiz olduğu yönündeki fetvası nedeniyle tutuklandı. Hapis cezası alan Makdisi, halen Ürdün’de cezaevinde bulunmaktadır.

 

Makdisi: 'IŞİD'den ayrılın, Nusra'ya katılın'

Selefi akımının önde gelen isimlerinden Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi ‘Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) bağlı mücahitler’ olarak adlandırdığı savaşçılara IŞİD’ten

 Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi olarak bilinen İssam Barkavi, ‘cihat ve mücahitlerin’ imajını bozmakla suçladığı IŞİD’di ve izlediği yöntemi benimsemediklerini ilan ederek IŞİD’in’ Allah’ın hükmünün dışına çıktığını’ söyledi.

IŞİD’in, El Kaide lideri Eymen Zevahiri'ye itaatsizlik yaparak ‘şer’i’ boyutunu kaybettiğini söyleyen Şeyh El Makdisi, IŞİD’in ‘mücahitlerin’ liderlerini yalancılıkla suçlayan ve iftira atan bir yapıya dönüştüğünü belirtti.

El Makdisi, IŞİD’in Suriye’de savaşan muhalif gruplarla ortaya atılan uzlaşma girişimlerini reddetmesini kınayarak “IŞİD uzlaşmayı reddetmenin acı bedelini ödeyecektir” dedi.

Ürdün’de Taliban hareketine destek sağlamaktan 5 yıldır bir cezaevinde hapis yatan El Makdisi daha önce IŞİD lideri Ebubekir Bağdadi’ye biat etmeye çağıran fetvalara dikkatle yaklaşılmasını belirtmişti.

El Makdisi, Ocak 2014’te yayınladığı mesajlarla da IŞİD’e sert eleştiriler yöneltmişti.

El Makdisi, Ahrar’uş Şam’ın komutanlarından ve El Kaide lideri Eymen Zevahiri’nin elçilerinden biri olarak bilinen Ebu Halid Suri’nin Halep’te öldürülmesinin ardından IŞİD’e mühlet tanıyan Nusra Cephesi lideri Ebu Muhammed Culani’ye “Müslümanların kanı dökülmesin” çağrısında bulunmuştu.

Kaynak: Al Jazeera

 

Makdisi: Zevahiri'ye dil uzatanlardan ve tekfircilerden beriyim

Ürdün'de hapis yatan ve Küresel Cihad düşüncesinin en önemli ilim adamlarından biri sayılan Ebu Muhammed el Makdisi Suriye olaylarına yönelik yaptığı açıklamada tekfirci yapılara ve El Kaide liderlerine yönelik hakaret ve karşı propagandada bulunan kesimlere hitab etti. Makdisi açıklamasında Müslümanların kanını helal gören ve tekfirci olarak tanımladığı yapılardan uzak olduğunu ilan etti.

Yüce Şahsiyetlerden, Alçakların Oklarını Def!

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

HamdAlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur,

Salat ve Selam Allah’ın Resulü’ne olsun,

5 Cemaziyülahır 1435 - 5 Nisan 2014 gününe denk gelen cumartesi günü sevgili kardeşimiz, kıymetli şeyhimiz, bilge mücahit Eymen ez-Zevahiri’nin -Yüce Allah onu muhafaza etsin, hepimizi apaçık hak üzere sabit kılsın, dinine yardım ve tevhit sancağını kaldırmak için bizi hizmetçi eylesin- sözlerinden bazılarına muttali oldum. Bu az kelimeler benim hüznümü alevlendirdi.Müminlerin ahlakı ve Müslümanların edebi ile edeplenme ve eğitim aşamalarına daha önce hiç uğramamış,–kendinden söz ettirmek için- caddelerden zıplayıp, bilgisayar klavyelerine direk düşen bazı edep yoksunu cahillerin yüce şahsiyetlerimize/büyüklerimize dil uzatmalarını duyduğum her defasında, kalbimde kaynayıp duran şu kelimeleri yazmayı istedim. Rasulullah (sav)’den sahih olarak şöyle rivayet edilmiştir: “Sizin bana en sevgili ve kıyamet gününde bana en yakın mecliste olanınız, ahlakı en güzel olanınızdır. Sizin bana en sevimsiz ve kıyamet gününde benden en uzak olanlarınız gevezeler, boşboğazlar ve tepeden bakanlardır.[Tirmizi]

            Kötü ahlaklılar ve edep yoksunları bilsinler ki Yüce Allah, Nebi’sine en yakın olan yüce makamlara ve en sevdikleri kimselere, kendilerini güzel ahlaktan ve hüsnü edepten mahrum bırakmaları sebebiyle onları muvaffak kılmayacaktır. Öyleyse kendilerini en çok buğz edilen ve Rasulullah (sav)’den en uzak olanlar arasında bulmadan önce, tövbe etsinler, dönsünler ve kendilerini ıslah etsinler. Ve bilsinler ki başkalarının dine yardımdan döndüğü zamanda, Allah’ın dinine hizmetkârkıldığı kimseler –vardır-.Müminlerin, Allah’ın sevdiği en özel sıfatlarından birisi, onların müminlere karşı alçak gönüllü olmasıdır,özellikle de müminlerin seçkinlerine, önderlerine ve faziletlilerine.

Dilini ve dişlerini, müminlerin umumunun en seçkini, Allah’ın dininin yardımcısına karşı bileyen bütün herkese!Bil ki, sen kesinlikle muhabbet beslenen seçilmişlerden bir kimse değilsin. Bu –halinden- sonra da ahitlerini bozanlara bedel, Allah’ın seni dinine yardım için hizmetkâr kılmasına ehil değilsin.Mücahitlerin üzerine edebiyat yapmayı terk et. İstersen, -cihattan geri kalıp- oturanlarla birlikte otur ve eğer gerçekten dürüst biriysen böylesi yüce bir faziletten kendini mahrum ettiğine ağla.

Bizim buralarda halk arasında yaygın bir söz vardır: “Büyüğü olmayanın, siyaseti/tedbiri olmaz.” . Bu sözü, Buharî (ra)’ın Sahihinde, Kitabu’l Edep bölümünde “Büyüklere İkram Etmek ve Soruya ve Söze Büyüklerin Başlaması” başlığında zikrettiğihadis teyit etmektedir ki bu hadiste Rasulullah (sav) “Büyüklerine-öncelik tanı-! Büyüklerine-öncelik tanı-!”buyurmaktadır ve yaş olarak büyüklerini kastetmektedir. Yani, söz hakkı en büyükleri takip ederek gelir. Çünkü kelamın -sahibinin- sınıfını seçmek, akıl ve fehim ile alakalıdır. Bu husus yemek ve içmekte söz konusu değildir. Bunda en büyük olan şart koşulmaz, (en büyük olanın) sağından devam edilir. Ubade b. Samit (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Büyüğümüze saygı göstermeyen, küçüğümüze merhamet etmeyen ve alimimizin hakkını bilmeyen bizden değildir.” Ahmet ve Hakim rivayet etmiştir. Merfu olarak Abdullah b. Amr (ra)’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüzün şerefini bilmeyen bizden değildir.” Ahmet rivayet etmiştir. Rasulullah (sav)’in “bizden değildir” sözü bir beri oluştur ki bunu yapanın, büyük bir tehditle karşı karşıya olmasını ve hak menheçten kayıp doğru yoldan sapmasını gerekli kılar.

            Rasulullah (sav)’in bu kıymetli vasiyetini alıp, cihatta ve hicrette öncü olan büyüklerimize dil uzatanların bazılarının bana ulaşan sözlerini ve onlara karşı düşmanlık/kin besledikleri şeyleri karşıma koyarak düşünüyorum da, bu şeyler onların cehaletlerine, ufuklarının darlığına ve görüşlerinin kısalığına delalet ettiğini, hatta bazen -sözü- nakletme hususundaki emanetlerinin azlığına işaret ettiğini –görüyorum-. Onlardan bazılarının şeyhlerin sözlerini kısaltarak söyleniş maksatlarının dışına çıkartan ve hevasına boyun eğdiren, yönlendirme hususunda en çirkin tevcihatlara doğru kasteden risalelerini inceledim. Nitekim aynı bozuk anlayışla, akıllarının kavrayamadığı şeyler sebebiyle, şeyhleri eleştiren risalelerine muttali oldum. Böylelikle, liderlerin, öncülerin ve yüce şahsiyetlerin hak menheçten saptığı iddiasınıispatlayıp, genç mücahitleri komutanlıklarının, büyüklerinin, cihatta, menheçte ve akidede önder olan kimselerin otoritelerindensıyrılmaya davet edebilsin. Ve aynı şekildealim müsveddesi, bırakın tevhidi ve cihadı daha yeni İslam olmuş, düne kadar Allah’ın düşmanlarının safında Müslümanların yok edilmesine iştirak edenlerden veya tekfirde aşırı gidip Müslümanların mallarını ve canlarını helal görenlerden birisi olan yeni yetmelere tabi olmaya çağırabilsin. Bu, anlayıştaki sığlıkla, ilimin temel esaslarında gelişi güzel davranmakla nasıl olurda bunlar ümmetin gençlerini yönetmeye, karşılaşılan problemlerde ve sıkıntılarda onlara yön vermeye, işinde uzmanlaşmış tecrübeli mütehassısların halledebileceği tehlikeli işleri çözmeye ehil olabilirler. Bunun en bariz örneği, Allah kendisine rahmet etsin Ebu Halit es-Surî’nin ve onun gibi,ahde vefaları sebebiyle cihat sahasında büyük tecrübeler ve meziyetler kazanmış öncülerin öldürülmesidir. Bu yapan kimse kesinlikle Allah’ın dini hakkında cürüm işlemiştir. Meydanı fehim, cihat, akıl ehli olan uzman kişilerden temizlemeyi istemektedir ki böylece meydan gelişi güzel hareket eden cahil ve -menheci- sapkın kişilere kalsın. Kendileri sapsınlar ve başkalarını saptırsınlar. Onların dalaletlerini ve Allah’ın dinini anlayışlarındaki kısırlıkları hususundaki bilgimizi, bu çirkin cürmü hafife almaları, kardeşimizin kanının dökülmesinden elem duymamaları, ona rahmet okumamaları ve açık bir şekilde bunu irtikap edenlerden beri olmamaları ziyadesi ile artırmaktadır. Bilakis üstü kapalı sözler kullanmaları onların üzerinde soru işaretleri oluşturmakta hatta şüpheleri artırmaktadır. Sonra da onların sözcüleri cehalet içerisinde şöyle demektedir: “Siz bir kefeye bir adamı diğerine de devleti mi koyuyorsunuz?”. Buradan avazım çıktığı kadar sana haykırıyorum: “Evet! Ebu Halit es-Surî’nin (Allah rahmet etsin) benzeri bir adamı değil bir devlete bütün devletlere karşılık koyuyoruz.” Çünkü o ve benzerleri devletlerin kurulmasında, cihadın semeresinin devşirilmesinde ve mücahit kafilelerinin Allah’ın dinine en faydalı olacak şekilde yönlendirilmesinde güvenilir ehil kimselerdir. Sen Nebimiz (sav)’in şu sözünü duymadın mı? “Eğer gökteki ve yerdekiler (Dikkat et, sadece bir devlete değil, gökteki ve yerdekilerin hepsine bedel kılıyor.) bir müminin kanını -dökmeye- iştirak etseler, Allah onların hepsini ateşe atar.”Tirmizi Ebu Hureyre ve Ebu Said’den (ra) rivayet etmiştir. İşte bu İslam ehli bizlerin ölçütüdür. İşte bu bizim menhecimizdir. İşte bu, amellerimizi kendisine göre ikame ettiğimiz ölçüdür. İşte bu bizim terazimizin adil iki kefesidir. Bununla sadık bir müminin kanı, değil bütün devletlerden gök ve yer ehlinin tamamından ağır basar. Hadi göster bana terazini ve kefeni!

            Bazılarının sevgili Şeyh Ebu Katade’yedil uzatmaları ve “Ebu Katade bizim şeyhimiz değildir, bizim şeyhimiz ancak Makdisi’dir” şeklindeki sözleri bana ulaştı. Bilsinler ki ben, cihadî düşüncenin engin dağlarına edep sınırlarını aşarak davrananların veya Mücahit Komutan Şeyh Doktor Eymen ez-Zevahiri ve sevgili kardeşimiz Şeyh Ebu Katade gibi âlimlerine ve bilge yöneticilerine, Hani es-Sıbaî gibi basiretli ve kıymetli kimselere dil uzatan hiçbir kimsenin şeyhi değilim. Bu gibi kimselere dil uzatan her kes bilsin ki ben ondan değilim ve oda benden değildir. Benim öğrencim olması sebebiyle de benimle övünmesin. Bu değerli kimselere gönderdikleri –eleştiri ve hakaret- oklarından bana da bir pay ayırmaları beni gerçekten mutlu eder. Çünkü onların beni yermeleri bana, beni övmelerinden; benden beri olmaları kendilerini bana nispet etmelerinden daha hoştur. Nice isimler aklıma geliyor ki  yakın zamana kadar, daha sütten kesilmemiş apalama aşamasındaydılar da tabilerini etraflarında toplayabilmek için; veşeyhlerin sırtlarına çıkarak, kendilerini onlara mal ederek ve onların elbiselerine bürünerek şereflerini bina etmek için bu mübarek cihadî düşüncenin şeyhleriyle teberrük ediyorlardı. Buraya kadar, eğer kendilerini düzeltirler, adım atarlar ve ihlasla davranıp -nefislerini- ıslah ederlerse kınanmazlar. Fakatbu talebelerin, şeyhlerinin tercihlerinden kavrayamadıkları bir şey hoşlarına gitmediğinde, şeylerine kötü edep ve iftira oklarını fırlatmaları ne ahde vefa etmekten, ne imandan, ne de hüsnü ahlaktan değildir. Yüce Allah Nebimize salat ve selam etsin ki o şöyle buyurmuştur: “Ahde vefa etmek imandandır.” Ve ruveybidaların (işin ehli olmayan ilimsiz gevezelerin)önemli ve önemsiz her işin başına geçmelerinin kıyametin alametlerinden olduğunu haber vermektedir. Nice değersiz, boş, sefih, küfürbaz üsluplu ve kötü ahlaklı kimseler zamanımızda, ümmetin gençlerini saptırmak, sahih ve düzgün anlayıştan uzaklaştırmak, iftiralarla yalanlarla ve karalamalarla dillerini uzatarak onları yaralamak için işin başına geçmiştir.

Ahlakından yaralandığında bir topluluk,

Kalk ve onların yasını feryatlarla tut.

            Arap ve acem tağutlar bunlardan kurtuldu ama mücahitlerin önderleri ve rabbani alimler bunlardan kurtulamadı. Onlar değersiz ve boş işlerle bilakis –ümmetin cihadını- yüz üstü bırakmakla -uğraşıyorlar-. Kendilerindeki çaba ve cihat ise önemsenmeyecek miktarlardadır. Keşke onlar, yazdıkları kitapları karalarken, Yüce Allah’ın “İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.” [50/18] buyruğunu gözlerinin önüne getirselerdi. Veya da şairin şu sözüne değer verselerdi;

Hiçbir yazar yoktur ki sınanmasın

Elleri ile yazdıkları tarihe kaydolmasın.

            Biliniz ki, bu kâtiplerin cehaletlerine kefil olan, komutanlarının emirlerini reddetmekle uğraşan, gözlerimizin önünde masiyetlerini ilan eden bu kimselerden mesuldür. Onlar –bu cahillerin yöneticileri-, bu cahiller için kötü bir örnek halini almışlardır ve onları temize çıkarmışlardır. Bu rezaletin boyutlarını küçümsemişlerdir. Bu cahillerin sefihliklerinden beri olduklarını ve onlarla irtibatlarının olmayıp, kendilerini temsil etmedikleri iddiasını gizli olarak ifade etmişlerdir. Sözlerinde sadıklarsa ve buna kudretleri varsa, bunu açıkça ifade etsinler ve onları kınıyorlarsa, onlardan beri olduklarını açıkça dillendirsinler. Yoksa cehaletlerini ilan eden, sefihlikleri münteşir ve işitilmiş, onları–kendi emirlerini- savunmanın peşindeki rezil kimseleri kendilerinden kabul edeceğiz. Çünkü onlar kendilerinin ashabıdır, onlar için mücadele etmektedirler ve onları savunmaktadırlar. Onlar sebebiyle sövüyorlar ve onların türküsünü çağırıyorlar. Onların biatine davet ediyorlar. Hatta bazıları onlar sebebiyle husumete teşvik ediyorlar ve alenen kafa kesmeyi istiyorlar. Sonra da –onların yöneticileri- gizli mektuplarında onlardan beri olduklarını yazıyorlar. Bizler, onların bu davete icabet etmelerinden, kendilerini ıslah etmelerinden ve hallerini beyan etmelerinden ümit kesmiş bir duruma daha yakın olduğumuzda, biliyoruz ki mücahit toplulukları içirisinde, kendileri ile nasihatleşmektenşeref duyduğumuz kimseler vardır. Allah’a hamdolsun ki onlarda dikkatle dinleyen kulaklar, söylediklerimizi kavrayan kalpler var ve işitip icabet ediyorlar.Bundan ötürü, bu risalede farklı beldelerdeki bütün mücahit kardeşlerimizi, kendi komutanlıkları etrafındaki cihatta, hicrette ve davette öncü olan kimselere sımsıkı sarılmaya davet ediyorum. Aynı şekilde büyüklerimize ve hikmetli önderlerimize karşı cüretkâr olan hiçbir kimseye kanmamaya çağırıyorum. Böylelikle, onlara karşı cüretkar olan, cürümlerine teşvik eden ve elleri kardeşlerimizin kanları ile kirlenmiş bu kimselere karşı el ele verip tek saf halinde olsunlar.

            Cihadî menheçten dönüp, barışçıl yöntemleri benimsemek gibi iftira ve karalamalar ile mücahitlerin eşrafını eleştiren bu tür kötü çağrıları reddetsinler. Yalancılar kaybetti ve hüsrana uğradı. İnsansız uçakların onları vurmaması, onlara suikast yapmaması ve onların peşinde olmaması onlara kâfidir. Bilakis, bu insansızlar, kendilerine dil uzatır oldukları şuranın aslanlarını, şu lahzada hedef almaktadırlar. Haklarında bilgi sahibi olmadıkları şeyi dilleri ile söyleyen, batıllarını ağızları ile kapan veya Müslümanların kanını hafife alan veya Müslümanların kanını dökmeye teşvik eden veya da alimlerin, basiret sahiplerinin ve yöneticilerin yönlendirmelerinden, onların hak menheçten ve doğru yoldan saptığı bahanesi ile yüz çevirmeye davet eden  bu kimseleri dinleyenlerden olmaktan şiddetle kaçının. Bunun sebebi ise onların aşırıların hevaları peşinde sürüklenmemeleridir.Öyleyse hepimiz için, mücahitleri ve ilimde derinleşmiş, davette, cihatta ve hicrette öne geçmiş şeyhleri sevip desteklemede (muvalatında)  çok ciddi ve net bir duruş olsun. İşte bunlar Rasulullah (sav)’in emanetlerimizi tevdi etmekten razı olduğunu bildirdiği kimselerdir. Nitekim Müslim, Ahmet ve diğer mühaddislerinİbniMesud (ra)’dan rivayet ettikleri hadiste şöyle buyurmaktadır: “Bir topluluğa, Allah’ın kitabını en iyi okuyanı imamlık eder. Eğer okumada eşit olurlarsa, sünneti en iyi bileni imamlık eder. Sünnette de denk olurlarsa, hicrette öne geçen imamlık eder. Eğer hicrette de denk olurlarsa yaşça büyük olanı…”

            Hicrette ve yaşta önce olmaya, imamet hususunda itibar edilmesini düşün. Mücahitlerin önderliği hususunda ise buna itibar etmek daha evladır. Çünkü bu namazdaki imametten, nefislerle ve kanlarla alakalı olması sebebiyle daha önemli ve tehlikelidir. Ve buna ilim, anlayış, deneyim, ufuk genişliği ve vakıaya hakim olmak da eklenince, onun önüne hiç kimse geçirilemez. Bundan dolayı, yaşları küçükler, İslam’a yeni adım atmışlar, cihat deneyimleri ve maslahatlarınile mefsedetlerin takdirinde tecrübeleri az olanlar –bu işte- münferit olduklarında, kararlarını tek başlarına alıp, emirlerine ve bilge önderlerine isyan ettiklerinde, bizzat ayrılığın, ihtilafın, haram kanı dökmenin, mücahitlerin rüzgarının/gücünün gitmesinin, aşırılığın, dik kafalılığın, işlere hakiki boyutundan daha büyük anlamlar yüklemenin, eşyayı ve olayları hakkettiği isimlerden başka isimlerle isimlendirip kendi gömleğinden başka gömlekler giydirmenin (bazılarının cemaatlerini devlet olarak isimlendirmeleri gibi Çev.) odağına düşüverdiler. Sonra da bunun üzerine hatalı hükümler bina ettiler. Çünkü ferî meselelerdeki inhiraf, asıllardaki kaymaların nihai sonucudur. Öyle bir pozisyona gelinmiştir ki, cahiller büyüklerimize karşı cüretkar olmuş, sefihler alimlerimize dil uzatır; fıkıh, ilim ve anlayışları sebebiyle ayıplar, basiretleri sebebiyle kınar hale gelmiştir. İşte bu onların anlayışlarını ters yüz eden hastalıklarıdır. “Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur”[22/46]

Yırtık, yamanın kapatacağı sınırları aşmıştır.Hiç kıymeti olmayan düşmüş kimseler, en kapalı meselelere dalmaya iştirak etmiş ve cehalet ehli, ilim ehlini ilimleri sebebiyle ayıplar, fıkıh ehlini fıkıhları ve hikmet ehlini hikmetleri sebebiyle kınar hale gelmiştir. Güvenilir kimseler hainlikle vasıflanır, hainler ise güvenilir olmuştur.

Akli olarak gelişememiş bunlar aşrı gittiler ve seçkinlerimizi ve büyüklerimizin üstüne çıkmayı ve onların akıllarını ve tercihlerini aşağılamayı istediler ki –onların tercihlerini- azıcık aklı olanlar kavrayabilirve zihinsel olarak geri kalmışlar bile idrak edebilir. Hayır! Binlerce kez hayır! Kafile, başında büyükleri olduğu halde yürüyor ve biz onlara şöyle sesleniyoruz! Ey sevgili kardeşlerimiz! Ey bizim büyüklerimiz! Ey gözlerimizin aydınlıkları! İt ürür, kervan yürür. Sizler bu zamandaki cihat ehlisiniz ve ana unsurusunuz. Size buğz edenler, faydasız bir şekilde atılan köpük gibidir. Arkadan haince vuranlar sizi üzmesin. Sizler ilklersiniz ve imamlarsınız. Sizler Allah’ın emrini kaim eden öncülersiniz. Terk edenleri dikkate almayın. Çünkü Rasulullah (sav) sizi şöyle isimlendirdi: “Ümmetimden bir grup, Allah’ın emri gelinceye kadar, Allah’ın emrini yerine getirmeye devam ederler. Onları terk edenler ve onlara muhalefet edenler onlara zarar veremezler.” Dileyen kervana katılsın, dileyende laf getirip götüren iftiracılarla beraber kalsın.

            İnşallah bizler, imamlarımıza, büyüklerimize hizmetçiyiz ve ihlasla, hak üzere onlara yardımcıyız. Boyunlarımız onların boyunlarına fedadır, canlarımız onların canlarına kalkandır. Buğz edenlerin ve yüz çevirenlerin oklarını göğsümüzle ve sırtımızla karşılarız. Yöneticilerimizi eleştiren iftiracıların yalanlarına meydan okuruz. Velev ki, bu bizi, okların bize yönelmesiyle kefil kılsada, biz göğsümüzü oklara vatan belleriz. Onları yeren alçakların bizi zemmetmesi, onların bizi övmesinden daha sevimli, daha ak ve daha temizdir. Bundan dolayı onlara karşı hazırız. Şairin dediği gibi:

Oklar bana isabet ettiğinde zarar veremez,

Kalbimde yer bulmadan, okok üzerinde parçalanır

            Kendisiyle başladığım şeyle bitiriyorum. Sevgili kardeşimiz Şeyh Eymen ez-Zevahiri’ye –Allah muhafaza etsin- şöyle sesleniyorum: “bu beyanın gecikmesinden ötürü sizden özür diliyorum. Bana ve benim gibilere vacip olan, apaçık ortaya konmuş bir duruş sergileyip, bununla sizin gözlerinizi aydın etmek ve ilk günden bu yana, uzak görüşlülüğünüzü ve hikmetinizi reddeden bütün herkese karşı size yardım etmekti. Bu gecikmemize, belki kötü işler yapanlar döner ve tövbe eder diye gizlice nasihat edip anlaşmazlığı çözmeye çalışmamız sebep oldu. Aynı şekilde kendisinde Suriye cihadı için maslahat olan ve içerisinde sulh ve ıslah barındıran şeyleri onlara sunmamız sebebiyle de geciktik. Gözünün aydınlığı ve kalbinin ferahlığı olacağını yakinen bildiğimiz bu şey, ömürlerini ve nefislerini Allah için satmış, dini için bunları cömertçe feda etmiş yüce şahsiyetlerimize muhalefeti müdafaa etmektir. Biz, sizi böyle zannetmekteyiz, hesaba çekecek ise Allah’tır. Yüce Allah’tan, seni ve seninle beraber olan mücahit kardeşlerimizi korumasını; tağutlar ve mürtetlere karşı bize yardım etmesini; tevhit sancağını kuvvetlendirmesini; mücahitlerin kuvvetlerini birleştirmesini; kendi gölgesinden başka gölgenin olmadığı o günde bizi gölgesinde toplamasını; Firdevs’te sevgili Nebimiz Muhammed (sav)’le ve ashabıyla bir araya getirmesini dileriz.

Not:

Bu sayfaları dışarıya çıkarmaya çalışırken ki Yüce Rabbim zorlaştırdı ve gecikmesini takdir etti, öz kardeşimin dilinden yayılmış sayfalardan haberler bana ulaştı. Kardeşlerimi bunun gibi şeylerden sakındırıyorum. Ben kardeşimin aklını bu tür alçak düşüncelerden tenzih ederim. Bazıları hayalarının azlığına delalet eden enteresan bir yol ile benim ismimi o sayfalara sokmaya çalışmış ki hitap, bu kelimeleri söyleyen Makdisi’nin öz kardeşidir şeklinde tanımlanarak gelmiştir. O Ebu Musab’a –Allah ona rahmet etsin- arkadaşlık etmiştir ve el-Kaide’dendir. Bunlar edep azlığından, Makdisi’nin kardeşine nisbeti ile pazarlama gayretidir. Başkalarının “Bu Makdisi’nin talebesidir” dediği gibi. Yakın zamanda Zerkavi’nin arkadaşından veya Makdisi’nin arkadaşından bazı sayfaları işitiriz ki bu ta Makdisi’nin annesine kadar ulaşır. Şöyle denmiştir: “Utanmıyorsan, dilediğini yap.”

Onların bu yaptıkları ayıptır. Cihadî olarak isimlendirilen sitelerinde bunun gibi kelimeleri yayması ayıptır. Yoksa, kendisinde nasihat, eleştiri ve bazılarının hatalarından beri oluş bulunan kelimeler her çıktığında, nasihati ve eleştiriyi reddinizi haklı çıkarmak için: “Makdisi esirdir ve –sahada- bulunmamaktadır. Ona haber götürenler ise, olayları tahrif edip karalıyorlar.” dediğinizi unuttunuz mu?  Hayır! Çok iyi bilin ki! Bize, size gelen şeyler ve daha fazlası güvenilir kaynaklardan ulaşmaktadır. Fakat, kalplerimize hüzünle dokunan şeylerin onda birini bile dışarı çıkarmaya güç yetiremiyoruz. Bu ise, ayrıntılıca ele alma ile açıklamaya değer olan mühim ve detaylı konulardaki beyanımızın gecikmesinin sebeplerinden birisidir.

Bizden nasihat isteyenlerin, bizim vakıadan uzak olmamız iddiası ile nasihatlerimizi yaymaması da ayıp değil midir? Peki ya, rafizilerin zindanlarında sekiz yıldır vakıadan uzak olan kardeşime nispet edilen sözlerle sevinmeleri ayıp değil mi? Ki o bugün Veziristan’da ve iletişim ve ulaşım araçlarından çok uzaklarda ki bunlarsız ulaşım bineklerin ciğerlerini parçalıyor. Bundan dolayı kardeşim annesi ile görüşmeye çok nadir güç yetiriyor ve her defasında iletişim araçlarına ulaşmanın çok zor olmasından dolayı özür beyan ediyor.

Allah’tan korkup doğru söyleyecek hiç kimse yok mu? Ben, kardeşimin aklının bu yazılanlardan daha büyük olduğunu biliyorum.

Ebu Muhammed el-Makdisi

İrmimin Hapishanesi

El Kaide: IŞİD bizi temsil etmiyor

El Kaide, Suriye’de muhalif gruplara karşı savaşan Irak-Şam İslam Devleti ile bir bağlantısının bulunmadığını ve grubun eylemlerinden sorumlu olmadığını belirtti.

 El Kaide, Suriye’de muhalif gruplara karşı savaşan Irak-Şam İslam Devleti ile bir bağlantısının bulunmadığını ve grubun eylemlerinden sorumlu olmadığını belirtti.

El Kaide genel komutanlığının bazı internet sitelerinde yer alan mesajında, “IŞİD El Kaide’nin bir kolu değildir ve El Kaide IŞİD’in gerçekleştirdiği hiçbir eylemden dolayı sorumluluk kabul etmez” ifadeleri kullanıldı.

Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

1- BİRİNCİSİ, El Kaide Cihad örgütü İŞİD ile bir bağlantısı olmadığını ilan eder. İŞİD’in ilanından haberimiz olmadığı gibi bizimle istişare de edilmemiştir.

2- İŞİD’den kalbimiz mutmain olmadığı için kendilerine faaliyetlerini durdurmaları emrini verdik. İŞİD El Kaide’nin bir kolu değildir ve organizasyonla bir alakası yoktur.

3- Kaide Cihad örgütü İŞİD’in yaptıklarından ve davranışlarından sorumlu da değildir.

4- El Kaide’nin kolları Merkez Yönetimi tarafından ilan edilenler ve bizim tarafımızdan kabul edilenlerdir.

5- Bütün Mücahid kardeşlerimizi ve Müslümanları sevdiğimizi ve desteklediğimizi, kendilerine sadık olduğumuzu belirtiyoruz.

6- İKİNCİSİ, El Kaide cihadı çalışmalardaki bazı anlamları tekrar beyan etmek istemektedir:

7- Bunlar Şura ve birlikte hareket etmek, önemli kararları Mücahidlerle ve liderlerle danışarak almaktır.

8- Böylelikle Mücahidlerin arasındaki problemler kendi içlerinde halledilmiş ve medya üzerinden tartışılmamış olacaktır.

9- Biz İslam ümmetinin bir parçasıyız ve İslami kuralları karşıladığı müddetçe kendilerini kimin yöneteceğini seçme haklarını ellerinden alamayız.

10- Alimlere, mücahidlere ve liderlere danışmaksızın emirlikler veya devletler ilan etmede acele etmeyiz ve insanları buna zorlamayız.

11- Ümmeti cihadı ilgilendiren ana meseleler üzerinde seferber ederiz. Uşame bin Ladın’ın de fikriyatı budur.

12- Bu sebeple İslam’ın Zaferi belgesini yayınlayarak insanların odaklanması gereken meseleleri izah ettik.

13- Cihada zarar veren tutumları ortadan kaldırmak için Cihadın Genel Prensipleri belgesini yayınladık.

14- Bir Mücahide, Müslümana yahut Gayri Müslim’e eziyet veren her türlü davranistan Kaide Cihad Cemaati beridir.

15- Böylelikle Şam’da Mücahidler arasında meydana gelen Fitne’den beri olduğumuzu, dökülen Müslüman kanlardan masum olduğumuzu beyan ederiz.

16- Herkese Allah’tan korkmalarını ve üzerlerinde düşen büyük mesuliyetin farkına varmaları çağrısında bulunuyoruz.

17- Şam’da meydana gelen Fitnenin yol açtığı felaketleri, Cihada verdiği zararı ve İslam Ümmetinin içinde bulunduğu durumu görmeleri çağrısında bulunuyoruz.

18- İman sahibi kişilere Cihadla ilgilenmeleri ve bu Fitne ateşini söndürmeleri çağrısında bulunuyoruz.

19- Mücahidler arasındaki meseleler Şeriat Mahkemesi’nde çözülmelidir.

20- ÜÇÜNCÜSÜ, Bizim herkesle aramızdaki nasihat kapısı açıktır.

21- Her Müslüman Mücahid bizden kardeş muamelesi , vefa ve destek görecektir.

El Kaide lideri Eymen Zevahiri, geçtiğimiz hafta yaptığı çağrıda örgüt ile bağlantılı savaşçılardan ve muhaliflerden çatışmalara son vermelerini istedi.

Zevahiri, internette yayınlanan ses kaydında, “Suriye’de tüm cihad yanlısı gruplar ile Esed’i devirmek isteyen her özgür bireyi, cihad ve İslam kardeşleri arasındaki savaşa hemen bir son vermeye çağırıyorum” dedi.

Suriye’de savaşan bir diğer grup olan Nusret Cephesi de, El Kaide’nin Suriye kolu olarak biliniyor.

IŞİD son dönemde Suriye’nin kuzeyi ve Irak’ın Anbar eyaletindeki saldırılarıyla gündeme geldi.

Liderliğini Ebubekir Bağdadi’nin yaptığı IŞİD,  2006 yılında Irak’ta kuruldu.

Suriye’nin kuzeyinde önce Rakka kentinde güçlenen daha sonra Halep ve İdlib’de de saldırılar başlatan IŞİD, diğer muhalif gruplar tarafından ‘Suriye devrimine zarar vermekle’ suçlanıyor.

IŞİD son olarak Lübnan’da faaliyet göstereceğini ve Hizbullah’ı hedef alacağını duyurmuştu.

Nusret cephesi sözcülerinden Ürdünlü hadisçi Doktor Sami el-Uraydi’nin (Ebu Mahmud eş-Şami) resmi twiter hesabından yayınladığı bir haberde,  Irak Şam İslam Devletinin Deir Ez Zor’da Nusret cephesininin kontrolünde bulunan bir bölgeye saldırı düzenlediğini duyurdu.

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.