1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Ekmeleddin Bey'in kampanyası Anıtkabir'den mi başlatılacak
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekmeleddin Bey'in kampanyası Anıtkabir'den mi başlatılacak

A+A-

MHP eski Genel Sekreteri Cihan Paçacı aradı. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı seçilmesi sürecinde bir rol üstlenmediğini söyledi. Benim siyasi bir kimliğim yok dedi. Paylaşmak istedim.

Ekmeleddin İhsanoğlu ismini Kemal Derviş'in önerdiği yönündeki haberler de bizzat kaynağı tarafından yalanlandı.

Kemal Derviş doğru söylüyor. Ekmeleddin İhsanoğlu ismini öneren kişi değil. Ama İhsanoğlu ismi üzerinde mutabakat sağlanması için Washington-Pensilvanya-İstanbul arasında yürüyen mekanizmanın içinde yer aldığı söyleniyor.

Bu arada Ekmeleddin İhsanoğlu'nu parlatma seansları başladı. Önce Atatürk'le bir sorunu olmadığını söylettiler. Babası Mehmet İhsan Efendi Kahire'ye çiçek toplamaya gitmiş!

Oldu olacak Ekmeleddin Bey'in seçim kampanyasını Anıtkabir'den başlatın. Seçim şarkısını da Safiye Ayla'nın Atatürk'ün sevdiği şarkılarından yaparsanız, sözde değil özde Atatürkçü olduğunu kanıtlamış olursunuz. Safiye Ayla'nın taş plakları ne güne duruyor canım.

Bir de Ayşe Arman röportajı patlattınız mı tamamdır. İhsanoğlu ailesinin aslında ne kadar çağdaş insanlar olduğunu anlatır bize. Ama üstü çıplak fotoğraf çektirmesin. Ağır ol ki molla desinler kontenjanından girilen Cumhurbaşkanlığı yarışında Ekmeleddin Bey'e zarar verebilir.

Hadi seni kim tutar Ayşe…

Baykal, aday olmayacak

CHP, Ekmeleddin İhsanoğlu'nu çatı adayı olarak gösterince partideki ulusalcılar ayaklanmıştı.

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da aralarında olduğu 15'e yakın milletvekili ortak bir toplantı yapmıştı.

O andan itibaren gözler Deniz Bey'e çevrildi.

CHP eski Genel Başkanı'nın cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı merak edilir oldu.

Toplantıda milletvekilleri CHP adayına karşı deklarasyon yayınlamayı, Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayı ve hatta CHP'den istifayı tartışmışlar. Ama Baykal yatıştırıcı olmuş.

Gelelim ne yapacağı konusuna.

Baykal, Cumhurbaşkanı adayı olmayacak.

1-Aday olmak suretiyle CHP'nin yaptığı yanlış tercihi meşrulaştırmayacak.

2-Çatı adayı kaybettiği taktirde, bunun gerekçesi olmayacak.

Çözüm sürecine yeni paket

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle uğraşıyoruz ama bir yandan da mutfakta yemek kokuları geliyor. Çankaya kavgası arasında gürültüye kurban gitmesin ama çözüm sürecinin yasal zemine kavuşturulması adına 5 maddeden oluşan yasal düzenleme geliyor.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır'daki çözüm süreciyle ilgili çalıştayda çözüm sürecinin yasal ve siyasi boyutuna ilişkin her türlü çalışmanın yapıldığını açıklamıştı. Atalay'ın sözlerinin altını boş olmadığı anlaşılıyor.

Bunu çözüm sürecine yasal zeminin tahkim edilmesi olarak görmek mümkün.

Çünkü MİT Yasası'yla birlikte bu konuda bir adım atılmıştı. Hatta HDP heyetinin bir İmralı görüşmesi sırasında Abdullah Öcalan, çözüm süreci aktörlerinin yasal güvenceye kavuşturulması açısından MİT yasasındaki düzenlemenin önemine dikkat çekmişti.

Şimdi gelelim yeni düzenlemeye.

1-Çözüm sürecinde görüşmeleri yürüten görevliler yasal güvenceye kavuşturuluyor.

2-Çözüm sürecinin yasal zemininin TBMM olduğu belirtiliyor. Yürütme görevi Bakanlar Kurulu'na aittir deniliyor.

3-Çözüm sürecinde görev üstlenen BDP ve HDP kadrolarının ileride bir yasal sorunla karşılaşmaması için önlem alınıyor.

Hani Tayyip yargılayamazdı?

12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren'in müebbet hapis cezasına çarptırılması Türk demokrasisi açısından bir dönüm noktası.

Darbe mağduru olan ülkemiz, şimdiye kadar darbecilerden hesap soramamıştı.

Talat Aydemir ile Fethi Gürcan'ın başarısız darbe girişiminde bulundukları için idam edildiklerini, ama darbeyi başaranların Devlet Başkanı olduğunu bilmem hatırlatmama gerek var mı?

27 Mayıs darbesi, şehit Başbakan Menderes, Polatkan ve Zorlu'yu, 12 Mart, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ı, 12 Eylül ise Erdal Eren ve Mustafa Pehlivanoğlu'un da aralarında bulunduğu gençlerimizi astı.

Ama biz darbecilerden bunun hesabını soramadık. Ta ki düne kadar.

Darbecilerin yargılanmasının önünü açan 12 Eylül 2010 tarihli referandumda verilen evet oylarının bu tarihi başarıda payı çok büyük. Hayır kampanyası yürütenlere ise bir çift sözüm olacak. Hani darbeciler yargılanamazdı.

12 Eylülcüler yargılandı, 28 Şubatçılar ise yargılanıyor.

Bir çift söz de referandumdan sonra pişkin pişkin konuşan ekranların teyzesine.

Hani Tayyip darbecileri yargılayamazdı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.