1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. EĞİTİM VE TOPLUMSAL HUZUR
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

EĞİTİM VE TOPLUMSAL HUZUR

A+A-

 

Bir toplumun iflahı da, ifsadı da büyük ölçüde o toplumda cari olan eğitim sistemine bağlıdır. Zira eğitim sisteminin uğraşı alanı tamamıyla insandır. Fert olarak insanın nasıl yetişeceğini, nasıl gelişeceğini, hayata bakış açısını, kişiliğini; toplum olarak o toplumun toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasal yapısını, gelişim seyrini, değer yargılarını önemli ölçüde belirler, düzenler.

Her toplumun eğitim sistemi, aslı itibariyle o toplumun toplumsal gerçekliği ile örtüşecek şekilde, geleceğe dair kişisel ve toplumsal refahı, huzuru sağlayıcı hedefler belirler/belirlemelidir. Bu hedefleri gerçekleştirmek için, toplumdaki insan potansiyelini harekete geçirmek suretiyle gereken plan ve programları geliştirir, düzenler ve gerçekleştirir.

Eğitim, ait olduğu toplumun mazisiyle atisi arasında sıkı bir bağ kurup; toplumun geleceğini imar eder/etmelidir. Bundan dolayıdır ki İslam, eğitim ve öğretime çok büyük önem vermektedir. İslam’ın kişiyi/toplumu yetiştirme tarzı tamamıyla o kişinin/toplumun refahına, huzuruna, sağlığına, gelişmesine yöneliktir. Kişiyi ve toplumu bozucu/ifsad edici, şerre yöneltici her ne hal, durum veya muharrik güç var ise, bunların tümüne temelden ya değiştirir, ya geliştirir, ya da ıslah edici çözüm getirir.

İslami eğitimsistemi, temel ölçüleri itibariyle hiçbir beşeri eğitim sistemine benzemez. Daha doğrusu beşeri eğitim sistemlerinin tümünün fevkinde ve insan fıtratıyla tam bir uyumluluk üzere iddia ve pratiklere sahiptir. İslami eğitim siteminde insan öncelikle eşrefi mahlûkat olarak ele alınır ve bütünüyle bu eşrefiyeti geliştirici bir yol takip eder.

Bu eşrefiyeti, Rabbimizce görevlendirmiş olan peygamberler tarafından bizzat hem yaşamışlar ve hem de somut bir şekilde iman edenlere örnek-önder-rehber olmuşlardır.

Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Nitekim kendi içinizden size ayetlerimi okuyan, sizi (kötü inanç, fikir, söz ve fiillerden) arındıran, size Kitap ve hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir peygamber gönderdik.” (Bakara, 151)

Eğitim, Peygamber Efendimizin de hassaten üzerinde durduğu, önem verdiği bir konudur. Zira görevi, insanları hakka, hidayete, huzura çağırmak; her türlü tehlikelerden, şerlerden, kötülüklerden muhafaza etmek olmuştur. Bunu da en etkili yollarla yaparken; eğitim-öğretimi Rabbinden gelen kendine has yeni yöntem ve metotlarla yapmaktaydı. İnsanın fıtratına en uygun, insani hasletleri harekete geçiren, insanın özünü koruyup geliştiren bu yol ve yöntemlerin temel dinamikleri, ölçüleri, sınırları dediğimiz gibi bizzat Âlemlerin Rabbi tarafından kendisine gösterilmekteydi.

“İqra” ile başlayan yeni Rabbani eğitim metodu, öce kutlu elçisi ve Efendiler Efendisini sıkı bir deruni eğitimden geçirmekteydi. Bilahare bu Rabbani eğitim sitemi, Âlemlere Rahmet olan Efendimiz tarafından cihan-şümul bir temele oturtulmaktaydı. Bu eğitim süzgecinin ilk nesil öğrencileri Ashabı Kiram olmuştur ki; bu güzide nesil insanlık tarihine “ASRI SAADET” gibi bir huzur ve saadet zaman dilimini insanoğluna yaşatmışlardır.

İslami eğitimin dayandığı birkaç esas vardır. Bunlar marifet, merhamet, adalet, fıtrat, sadakat, muhabbet, ahiret inancı gibi Rabbimiz tarafından insanların olunmasını istediği insani hasletlerdir. İslam tarihi boyunca bu eğitim sistemi ile nice muaallimler, mürşidler, zahidler insanlığa hatırı sayılır hizmetlerde bulunmuşlardır. Zira bu hasletlerin işlenmediği veya göz ardı edildiği hallerde, karşıt hasletler insanda yer etmeye/peydah olmaya başlar ki bunlar da insanı/toplumu ifsada sürüklerler. Bencillik, çıkarcılık, hazcılık, dünya malına ve süsüne düşkünlük ve türlü cahili hal ve hareketler insanın iç ve dış dünyasını sarıp sarmalamaya başlar. İnsani değerleri yerle yeksan eder.

“Andolsun ki Allah, müminlere büyük bir lütufta bulundu. Zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara kendi

içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen ve kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderdi.” (Ali İmran, 164)

İslami eğitim, insanı başıboş bırakmaz, ona değer verir sorumluluklar yükler. İşte bu değer ve sorumluluklardır ki insanı her yönüyle yapıcı, ıslah edici, imar edici bir konuma yükseltir ve sonucunda da mükâfatlandırılır. Bu değer ve sorumluluğun yitirilmesi hali ise insanı insaniliğinden alıkoyarak, yaratılmışların en değersizi/şerlisi haline getirir ve bunun da sonucunda elbette ki mücazat vardır.

Oysaki günümüz beşeri eğitim sistemlerinde insanın fıtri özellikleri göz önünde bulundurulmadığı gibi; insanın eşrefiyeti, insani değerler, insani hasletler de asla dikkate alınmamaktadır. İnsanı mekanik bir yapı gibi ele almakta, insanı araçsallaştırmakta ve insana kupkuru bir öğrenme/öğretme empoze etmektedir. Toplumsal değerler, toplumsal huzur, sadakat, adalet, marifet eğitim sisteminin kapsamı dışında bırakıldığından dolayıdır ki; fıtratı bozulmuş/bozulmakta olan bir nesil ile karşı karşıya kalmaktayız.

Bu gün yeryüzünün toptan ifsada doğru yol alması, eğitimin fıtri temellerden uzak, insani hasletlerden yoksun olmasından kaynaklanmaktadır. Cahili kıstasların olduğunca kabul görmesi, ilahi kıstasların ise eğitimin dışında tutulması, insanlığı bir bakıma intihar sehpasına çıkarmış bulunmaktadır. Topluca insanlığın yeniden huzur bulması şüphesiz ki yeniden fıtratına yönelmesine bağlıdır. Bunun da en vazgeçilmez önceliği eğitim sisteminin fıtri olmasıdır ki; bunun da yegâne ölçüsü Rabbani olanıdır.

”Adaletsizlik medeniyeti mahveder.” (İbn-i Haldun)

”İlme yasak koyanlar veya insanları yalanla meşgul edenler, aklın ve insanlığın en büyük düşmanlarıdır.”

Selam ve muhabbetlerimle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum