1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. EĞİTİM KUR-AN TEMELLİ OLMALIDIR
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

EĞİTİM KUR-AN TEMELLİ OLMALIDIR

A+A-

 

EĞİTİM “KALB” MERKEZLİ OLMALIDIR

 

Geçenlerde (24 Kasım) Öğretmenler Günü kutlandı! Öğretmen, eğitim, öğretim kavramları haliyle insanların gündeminde az veya çok yer aldı. Bu vesileyle biz de konunun önemine binaen kendi gündemimize almak istedik ve gecikmeli de olsa konuya değinelim dedik!

Eğitim, bir bakıma yapıcı manada insanı, kendi kültürü içerisinde yoğurarak yetiştirme sanatıdır.

İnsanı müspet manada, (adam gibi adam) yetiştirebilmek; ancak insanı fıtraten, doğru bir şekilde tanımakla mümkündür. Eğer bir insanı fıtri şekliyle tanımıyorsan, onu gereği üzere eğitemezsin, yetiştiremezsin. Tanımadan veya eksik tanıyaraktan eğiteyim, yetiştireyim derken de yapıcı olmaktan ziyade yıkıcı olursun, fıtri olarak onu bozarsın!

Bir toplumun eğitimi ile uğraşmak, aynı zamanda o toplumun fıtratını, hassasiyetlerini bilmeyi, tanımayı ve bu hassasiyetleri göz önünde bulundurarak eğitim işlerini ifa etmeyi zorunlu kılar. Şayet toplumun kültürü, değerleri, deruni dünyası gibi hassasiyet ve gerçekleri göz ardı edilirse, eğitim işi gereği üzere ifa edilmiş olunamaz! Tam aksine toplumsal inhiraf ve ifsada yol açılmış olunur.

Herhangi bir kişinin/toplumun ana kodları yok sayılarak yapılan eğitim çalışmalarında, o kişi veya topluma yapılabilecek en büyük acımasızlık olur. Zira böyle bir eğitime yeltenilmesiyle söz konusu kişi veya toplumun hassasiyetleri altüst olmaya, kişilikler bozulmaya yüz tutar. Elbette ki insanı bozmanın yükü de, bedeli de çok ağır olur/olmaktadır. Türkiye’deki inkılâplarla beraber özellikle de harf inkılâbıyla neler yaşandığını bilmekteyiz. Aynı şekilde bu gün dünyada çekilen onca sıkıntıların, onca mezalimin, onca haksızlık ve hukuksuzlukların başında, insanların ve de toplumların kültürel ortamı içerisinde eğitiminden ziyade; eğitim yoluyla toplumsal fıtratını göz ardı etme veya bu fıtrata müdahale etmeye/değiştirmeye/bozmaya yeltenme gelmektedir.

Bilinmelidir ki insan, sıradan bir varlık değildir. İnsan, yaratılış itibariyle eşrefi mahlûkattır. Tabii ki bu yaratılış fıtratını koruduğu sürce eşrefliği devam edecektir. Ama fıtratını bozduğu andan itibaren bilinmelidir ki, yaratılımışların en tehlikelisi, en şerlisi ve en ehveni olmaktadır. İnsanı, en yüksek konumlara çıkaran da, insanı en alçak durumlara düşüren de unutulmamalıdır ki “KALP”tir. (Bahsini ettiğimiz kalp, et parçası anlamındaki kalp değildir elbette! Yaratılış fıtratı üzere insanı, insani hasletlere bezeyen, Rabbi Rahmana teslimiyet konusunda haşyetten ürperen; havf ve reca arasında sürekli tetikte olan kalpten bahsediyoruz) Zira kalp, hangi şekle bürünürse insan(lar)ı da o şekle büründürmektedir. Haliyle eğitim sürecinin tümü “KALP” ile ilgili olmalı, gerçek manada kalbi, Rahmani düsturlar doğrultusunda şekillendirmeye matuf olmalıdır. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

“Onlar, öyle kimselerdir ki; Allah, onlarınkalplerindekini bilir. Öyleyse onlara aldırma! Onlara öğüt ver! Onlara, kendileri hakında etkili ve güzel söz söyle!” (Nisa, 63)

“Allah’ın rahmeti sayedsinde sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etafında dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile! İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip, azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever!” (Ali İmran, 159)

Rabbimiz, aslında eğitimin nasıl olması gerektiğine dair işin ana kerekterini bu iki ayeti kerimede vermiş buyurmaktadır. Birinci ayette özellikle kalbe seslenmektedir. Kalbin; öğrenmenin, marufun, bilginin merkezi olması münasebetiyle dikkatler oraya çekilmektedir. Evet, ayeti kerime ile kalplerde olanın tamamının Allah tarafından bilindiği inancı, sağlam bir şekilde insanın içine dercedilmektedir. Aslında bir bakıma insanın ifadesi olan kalp, öncelikle ve özellikle sağlam bir zemine, doğru bir yere orurtulmaktadır. İnsanı yetiştirme, yönlendirme, eğitme, aslına uygun olarak inşa etme, mamur kılma vs işinin aslı itibariyle “KALP” ten başlatılması gereği, önemi sarahaten vurgulanmaktadır. Bu ilahi beyan ile anlaşılmaktadır ki; diyarı kalp sağlam olunca, hayatın tümü elbette sağlam olacaktır/olmaktadır.

İnsan eğitiminin temeli, İlahi beyanla kalpten başla(t)mak suretiyle sağlam bir şekilde atıldıktan sonra, sıra eğitimin ana özelliklerine gelmektedir. Eğitim işinin naif bir iş olduğu vurgulanmaktadır: “Eğer sen kaba, katı yürekli olsaydın, onların çoğunun etrafında dağılıp gittiğini görecektin…” Yumuşak, yufka yüreklilik, merhamet, affedicilik gibi özellikler, eğitim yöntem ve metotlarının aslını oluşturmaktadır. Nebevi eğitim, kendine has müfredat ve yöntemlerle toplum içinde kendisini ciddi manada hissettirmekte ve toplumdan coşkulu bir karşılık görmektedir. Zira her yönüyle bu eğitim sistemi insanın benliğine, derununa hitap etmektedir. Bu durumu, İslami eğitimin ilk örneği olan “Suffe” de en bariz şekliyle görebilmekteyiz. Suffe Ashabı ki, dünyalık olan her şeyden feragat ederek; öğretmeninin (Peygamberin) dizinin dibinde oturarak aşkla, şevkle eğitimlerini almaktaydılar.

Nebevi eğitim sistemi bilgiyi değil, şahsiyeti öncelemekteydi. Önce insan diyordu! Eğer kişi, insani hasletlerini kuşanırsa, kalp diyarı mamur olursa, o kimse insana, insanlığa hizmet edecek demektir. Diğer yandan beşeri eğitim sistemlerine baktığımızda, bilgi ve kişisel fayda öncelenmektedir! Bu durumda bilgili bireyler yetiştirilmektedir ki; bu kişinin/kimsenin bilgisini nerede, nasıl, niçin, ne şekilde kullanacağını kestirmek mümkün değildir. Zira iblis de bilgiliydi! Ama kalp diyarı mamur değil, haraptı! Günümüz çağdaş/beşeri eğitim sistemlerinde de kalp diyarları mamur hale getirmekten ziyade, tam tersine deruni/kalp düyarları eğitim yoluyla harabeye çevrilmektedir. Bundan dolayıdır ki çağdaş/modern anlamda eğitimli insanlar; insanlığın derdini çözmek şöyle dursun; dertlerine dert, sıkıntılarına sıkıntı, zulümlerine zulüm katmaktadırlar!

Başta kalp olmak üzere, bütün duyu organlarıyla dosdoğru istikamet üzere olmayı; ancak ve ancak nebevi/ilahi eğitim sistemiyle sağlanabilinir. Diğer/beşeri eğitim sistemlerinin tümü, bütün bir insanlığı

bencillik, taassup, çıkarcı, sadist, narsist, sekülerist bir yapıya büründürür. Bu gün insanlığın çektiği bütün zorluk ve zorbalıkların temelinde eğitim kaynaklı; beşeri anlamda BİLGİSİZLİK değil, İlahi, nebevi anlamda EĞİTİMSİZLİK yatmaktadır. Başka bir ifade ile kalp diyarlarını eğitim yoluyla harabeye çevrilmesinden kaynaklanmaktadır.

“Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde ise perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.” (Bakara, 7)

Eğitim işi, Kur-an temelli olmadığı sürece insanlığın ulaşacağı herhangi bir huzur, rahat yoktur. Sadece bir seraba doğru yol alınır ki; bu yolda mesafa alındıkça sıkıntılar da artacaktır. Aynı şekilde idrakler tıkanacak, feraset harab olacaktır. İsani anlamda iyiliklerin tümü yok olup, yerini tam manasıyla kötülüklere bırakacaktır. Çünkü Rahmani doğrulardan uzaklaşıldıkça, fıtraten insan bozulacak, elbette bozuldukça da sıkıntılar aynı derecede artacaktır.

Hiçbir beşeri reçete ile ilahi tedavi sağlanamayacağı, insan(lığ)ın iflah olmayacağı, gittikçe helake doğru yol alacağı yaşanmakta olan acı tecrübelerden aşikâr hale gelmiştir.

Türkiye olarak eğitim işleri sekülerleştiği günden beri (Bunu 1700’lü yıllara kadar da götürmek mümkündür. Ancak Harf İnkılâbı ile beraber zirve yapmıştır. O günlerin Maarif Nazırı olan Mustafa Necati Bey şöyle diyordu: “Bizler harf inkılâbıyla beraber Kur-an’ı da tarihe gömdük!”) deruni dünyamız yıkıma uğramıştır. Ve hala bu büyük yıkım devam etmektedir. Eğitim, mutlaka insanı inşa etmeye yönelmelidir. Bilgi hamalı bireyler yetiştirme yerine; kalp diyarı mamur, deruni dünyası aydın, kendi kültürünü kişiliğle mündemiç kılmış, hakka ve halka sevdalı insanlar yetiştirilmeye çalışılmalıdır.

İnsanlığın helakı da, insanlığın, felahı da unutulmamalıdır ki eğitimle mümkündür. Felaha yönelik olmayan eğitimsistemlerinin yine bilinmelidir ki felakete yönelik olmanın ötesinde hiçbir işlevselliği olmayacak/olamayacaktır.

“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman; Allah’ın ve Resulünün çağrısına uyunuz! Bilin ki Allah kişi ile kalbi arasına girer! Yine bilin ki O’nun huzurunda toplanacaksınız! (Enfal, 24)

İnsan olarak Allah(cc)’ın huzurnda mutlaka toplanılacağını, bu dünyada yapıp ettiklerinin her ne varsa en detayına kadar hesabının verileceğini, insanın ana amacının Rabbine kulluk etmek olduğunu, insanlara faydalı olmanın bu dünyadaki âli hedeflerinin başında geldiğini, en az kendi nefsi için istenilenin başkaları için de istenmesi gerektiğni… Bu ve benzeri insani ve kulluk bilincini veren bir eğitim sistemine kavuşmak dua ve temennilerimle

 

 

 

                

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.