1. YAZARLAR

  2. Songül Pala

  3. Eğitim, Güvenlik ve Yargı
Songül Pala

Songül Pala

Songül Pala
Yazarın Tüm Yazıları >

Eğitim, Güvenlik ve Yargı

A+A-
‘’AK Parti Kadın Kolları, ‘Kadın Bakış Açısıyla Yeni-Sivil Anayasa Çalıştayı’nın sonuç raporunu, yeni anayasa sürecine katkı sağlaması amacıyla Meclis Başkanlığı’na sundu. AK Parti’li kadınlar başörtüsünün ‘mağduriyet’ alanı olmaktan çıkartılmasını isterken şu talebi dile getirdiler: “Yeni anayasada kadınların kamu görevlerini yerine getirmesi konusunda erkeklerle eşit haklara sahip olduğu, başörtüsü, dini ve siyasi simgelerin burada problem teşkil etmemesi yönünde bir hüküm yer almalıdır. Bu konuda yargıçlık, öğretmenlik, emniyet görevlisi gibi meslekler istisna tutularak tartışmalar aşılabilir.”

Bir oyalama süreci olan yeni anayasa çalışmalarına AK parti kadın kollar da katkı(!) sunmuş. Yukarıdaki şekilde yansıdı, basına. Diğer basın-yayın organlarında da aynı şekilde yer aldığını, haberi araştırdığımda gördüm. Üzerinden bir hafta geçmesine rağmen AK partili yetkililerden, başbakandan konu ile ilgili bir ses çıkmadı. Kadın kollarının genel merkezden habersiz bu sonuç metnini paylaşacakları düşüncesinden değil yine bir kamuflaj söylem bekledim, AK partililerden.

Önerinin kelime oyunları ayıklandığında aslında şu an olan düzenin korunması ve ‘eşit haklar’dan kastın da işin maddi boyutlarında bir düzenleme talebi. Üç dönem Müslümanların oyuyla iktidar olan, alanlarda Müslüman kadının başörtüsünü göstererek bu mağduriyeti ortadan kaldıracağını ilan eden bir partinin kadın kollarının çözüm önerisi düşündürücü.
‘Eğitim’ alanı dışında demişler, sonuç metninde.

Küreselleşmenin ve modern hayat tarzının kendini dayattığı günümüzde bir öğretmen başını örtüyorsa, bu o insanın ‘İslam’ olma konusundaki hassasiyetini gösterir. Bir Müslüman kadının çocukları eğitmek konusunda bir laikten, bir sosyalistten, bir emperyalistten, bir ateistten, bir liberalden……bütün dünya görüşleri sahiplerinden daha basiretsiz olduğu ve çocukların gelişimi için tehlikeli olduğunu ifade etmek demektir, bu önerinin anlamı.

Emniyet görevlisi, yargıçlık için tehlikeli bulunmuş, Müslüman kadın.

İnandığı dinin peygamberin lakabı ‘emin’ idi, Müslüman kadının. Müşrik, kafir, Müslümanların ittifak ettiği güvenilir insanın ümmetinin üyesi, Müslüman kadın. Her Müslüman’ın çabasıdır, önderi gibi güvenilir olmak, her inananın hedefidir ‘eminlik’.

Dinimizin kitabı Kuran’da Rabbimiz(eğitenimiz) ‘bir kişiye husumetiniz veya taraflardan birinin yakınınız olması sizi adaletsizliğe sevk etmesin’ diye emretmiştir. Maddelerin, yasaların kurgu ve oyalamasından uzak adalet terazisinin temel ilkesinin sahibidir, Müslüman kadın ve Müslüman erkek.
Farklı bir açıdan bakalım, konuya. Belki de aslında aynen anlattığımız gibi anladıkları için eğitim, güvenlik ve yargıda İslam’la terbiye olmuş Müslüman’ı istemiyorlar, devlet kadrolarında. Geçen üç dönemlik iktidarlarındaki icraatlarından anlaşılıyor ki, (geçen haftalarda ‘komplo teorisi mi?’ adlı yazımda değindiğim üzere)AK partinin sistemle bir sorunu yok. Kendinden önceki iktidarların yaptığı gibi sistem bekçiliği görevi nedeniyle yapıyor icraatlarını.

Öğretmen olan başörtülü kadının gerçek tarihi anlatmasından, coğrafyacının ülke sınırlarının nasıl çizildiğini ve yerüstü-yeraltı kaynaklarının gerçeklerinden bahsetmesinden, dilbilgisi dersinde bütün dillerin özgürlüğünden, fenni ilimlerde aslında din ile bilimin birlikteliğinden, matematiğin hayatın içinde olduğunu anlatmasından korkuluyor.

Güvenlik görevlisi olursa bir başörtülü, koruması gereken halkı inancının gereği olarak korur vicdanına başvurabilir diye bütün endişe. Adil yargıçlar olursa yargı sisteminde insanlar fikirleri yüzünden ceza almayabilir, her iktidara göre ‘adalet’ dağıtma geleneği sarsılabilir, aç olduğu için hırsızlık yapan on yıllarla yargılanırken; ülkeyi soyanların görmezden gelinmesi zorlaşabilir.
Çünkü İslam, sömürü düzeni için bir tehlikedir.

Bütün bu düşüncelerden sonra gerçek şu ki; sistemin sahiplerinin korktuğu gibi yamasız, asıl olduğu gibi anlaşılırsa İslam adaletsizliği, kayırmacılığı, sınıflı toplumu, şirki –çoklu ‘doğruluğu’-kabul etmez; bu yanlışlarla mücadele için indirilmiştir, Kuran.

İkinci bir gerçek, sistemin koruyucularının korktuğu gibi her ‘Müslümanım’ diyen İslam’ın ilkeleri ile hareket etmez. En iyi delil bu günün iktidarı, din adına insanları arkasından sürüklüyor ve ‘ılımlı İslam’ için insanları devşiriyor. Endişelendikleri kadar Allah’ın adaletini yayacak potansiyelin bugünün Türkiye’sinde olmadığını sistem sahipleri de farkında ama devlet (çünkü başörtülüleri kamuda olmayan İslam dininin yolcuları erkekleri ile yıllardır kamuda ve hiç de bir sorun yaratmıyorlar, düzen için) mekanizmasında küçük bir kesimin bile olması riskini göze alamıyorlar. Allahın emrinin her an her gün her yerde olması insanlara İslam’ı hatırlatabilir, kamuda çalışan (inançlı)erkeklerin –kanıksanan dini gökyüzüne devleti yeryüzüne paylaştırma kabulünün yıkılması- sistemin yanlışlarına muhalefet etme cesareti verebilir. Bu tür, niyetleri görünür kılan açıklamaları; görmek isteyenler için kurgulanan planların ifşası açısından birer delil.

İnşallah sömürü sistemi sahiplerinin endişelendiği kadar ‘tehlikeli’ vatandaşların çoğaldığı günleri de görürüz.     

ufkumuz.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.