1. YAZARLAR

  2. Davut Hoca

  3. DÜŞÜNMEYE DAVET
Davut Hoca

Davut Hoca

Yazarın Tüm Yazıları >

DÜŞÜNMEYE DAVET

A+A-


Yaradan, yeryüzünü yaratırken her canlıya farklı hayat kabiliyetleri vermiştir. İnsanoğlu, bu canlı kategorisinin en üst piramidinde yer alan ve Yeryüzünün Halifesi olarak nitelendirilen bir varlıktır. Canlılar âleminde, hangi canlının ne özelliği varsa bunu kullanmak zorundadır.

Kanat verilmiş bir canlının, ben uçmak istemiyorum, uçmayı sevmiyorum demesi, yüzme kabiliyeti verilmiş bir canlının, ben yüzmek değil de uçmak istiyorum şeklinde irade beyan etmesi mümkün değildir. Ancak, bir varlık var ki, bu yaratılmışların en harikasıdır, kendisine verilen düşünme, akletme hasletlerini kullanmak istemediğinde; ‘neden bu istinadını kullanmak istemiyorsun’ veya ‘neden bu hasletlerini işe koşmuyorsun’ denilse bile, o bunu kullanmak istemezse buna karşı çıkmanın, kabullenmemenin bir imkânı yoktur.

Bir sokak başında veya herhangi bir mekânda akıl yetisi olmayan, meczup dediğimiz bir insanı gördüğümüzde, akıl nimetinin ne kadar büyük olduğunu, insanı insan yapan tek ve en önemli vasfın akıl olduğunu bir kez daha idrak ederiz. O insanın görünüşü, giyimi, saçı, başı, sakalı ve ya fiziksel tüm özelliklerinin insan gibi olsa bile, akıl dediğimiz o eşsiz cevherin eksikliğinin kendisini ne kadar da fazla hissettirdiğini açıkça görürüz. İnsanı insan yapan, ona toplum içinde yer etmesini, birçok rol yüklemesini, birçok vazife görmesini sağlayan tek ve en önemli özelliktir akıl. Bir insanı meczupluk kategorisinden alarak normal insan sınıfına katan aklın, sadece onu meczup olmaktan kurtarması yeter mi peki. Asla. Asıl eşik orada başlar. Bir insan aklı kadar yaşar deriz, burada akıl, o insanın hayat anlayışını, hayata bakışını, topluma olan katma değerini belirler.

Yüce Yaradan’ın kelamında, akıl neden bu kadar önemlidir? Yaradan, Yüce kelamının birçok yerinde akletmekten, düşünmekten, atalar dinine körü körüne bağlanmamaktan, hayatta her şeye bir ayet gözüyle bakmaktan söz eder. Akletmenin, düşünmenin ve bunun ilerisinde tefekkür etmeninin insana katkısı nedir? Yaradanın muradı, eşsiz vasıflarla yarattığı bu varlığının bu vasıflarının farkında olmasını, ona vermiş olduğu kulluk vazifesini ifa ederken bundan istifade etmesini, onun en büyük hısmı olan şeytandan kendisini muhafaza edebilmesi için onu gereğince kullanmasını, yeryüzü medeniyetinde içinde yaşadığı toplum ve dünyaya ahde vefasını ödemek için katma değerde bulunmasını istemektedir. İnsanoğlunun yaradılış gayesinin farkında olarak farlı eksenlere kaymamasını, O’na isyan etmesini isteyen tüm güçlere karşı yine aklını kullanmasını istemektedir. Yaradan, Mü’min Suresi 58.ayetinde ‘ne kadar az düşünüyorsunuz’ diye insanoğluna sesleniyor. Burada her şeyin düşünmeyle başladığını anlıyoruz. Düşünmekle İnsanoğlu, Yaradanı, yaradılanı, yaradılış nedenini ve herşeyi bir anda çözecek ve hayatında herhangi bir muamma, bir problem, bir soru işareti kalmayacak bir düzlüğe çıkacaktır. Ve en nihayetinde önemli olan; idrak, idrakin aczini idrak etmektir.

Düşünmek bu kadar önemli ve gerekliyken, insanoğlu neden Yaradan’ın ikazına sebep olacak şekilde az düşünüyor. İnsanın düşünmesinden rahatsız olan, işine gelmeyen dengeler mi var. Evet, tabi ki, başta insan nefsi başta olmak üzere tüm şer ittifak, insanın düşünmesine karşı geliyor. İnsanı insan yapan düşünme erdemini bir tarafa bırakarak, onu insani tarafından uzaklaştırarak, onu hissetmesinin önüne geçip hazzetmesine yol açacak yollar arıyorlar. Onu tamamıyla hayvani hazlara yönlendirerek düşünme melekesini by pas edip onu kolayca etkisizleştirme yoluna gitmeyi dilerler. Düşünmeyen bir insanın, hiç kimseye, hiçbir kesime zararı olmaz. Düşünen insanın ise, karanlık ve şer tüm odakların çarklarına çomak sokacağını da iyi bilirler. Başta şeytan olmak üzere ki, düşünen

insanın Yaradanın ona yüklediği misyonu kolayca kavrayacağını bilir ve bunun önüne geçmek için tüm düşünme engellerini işe koşar.

Düşünmemek bir hastalık mı? Evet, düşünmemek bir aksilik, bir eksiklik, bir arızadır. Düşünmemek aslında kalbin marazıdır. Düşünmek, mistik duyguların etkisine girmek değildir. Düşünmek, aklın kiraya verilmesini, akıl tutulmasını, aklın çelinmesini mümkün kılmaz. Düşünmek, kalbi ve zihni tüm hastalıklardan beri olmaktır. Düşünmek, diri kalmak, yok olmamak, her zaman hak ve hakikat ile bir bütün olmak demektir. Şimdi, yeryüzünde en yaygın ve bulaşıcı hastalık, düşünmeme hastalığıdır. Tükenmiş, artık hiçbir hayat belirtisi olmayan toplumların ortak özelliğidir düşünmemek. Düşünmemenin, akletmemenin olmadığı toplumlarda artık zihni üretkenlik bitmiş, sorgulama ve kıyas etme, eleştiri kültürü yok olmuş demektir. Bir yerde sorgulama ve eleştiri ortadan kalkmış ise artık o yerden hayır gelmez, orası çoraklaşmış bir çöle benzemiştir. Ve o çölde artık zihni putlar türemeye başlamıştır. Ali Şeriati’nin dediği gibi; ‘eleştirinin olmadığı yerde putperestlik başlar’ Ve bir toplumda putlar üremeye başlamışsa artık bu zihni çölleşmenin, çoraklaşmanın son noktasına gelindiğini gösterir.

Yaradan bizi düşünmeye, akletmeye, anlamaya, anlamlandırmaya, sorgulamaya davet ediyor, Yaradan bizi insan olmaya davet ediyor, Yaradan bizi fabrika ayarlamıza geri dönmemize davet ediyor. Yaradan bizi biz olmaya, kendimizi ve kendisini tanımaya, özümüze dönmemize davet ediyor. Böyle bir davete icabet etmek boynumuzun borcudur. Velhasılı kelam; düşünmek zordur, o yüzden çok az insan düşünür.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.