1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. DÜŞMANLARIN DOSTLUĞU
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

DÜŞMANLARIN DOSTLUĞU

A+A-

DÜŞMANLARIN DOSTLUĞU

Demokratik açılımın sönmeye yüz tuttuğu bu günlerde coğrafyamızda meydana gelen olağanüstü gelişmeler hepimizin uykularını kaçırmakta. Açılımın açmazları bir bir, gün yüzüne çıkıyor. Kanla beslenen, savaşla ayakta duran, halklar arasında meydana gelen iç çatışmalarla iktidarlarını sürdüren beyinsiz iktidar zümreleri son gelişmelerle beraber sevinç naraları atıyordur. Karanlık mahzenlerde avuçlarını ovuşturarak seyretmekteler yeniden sahneye konulan oyunu. Batı ve doğu halkları arasındaki kardeşliğin ve barışın kalıcı hale getirileceği bir dönemde, birden bire nereden çıktıkları belli olmayan bazı adamların eliyle açılıma ‘dur! denildi. Doğu halklarının sözde halk önderi, tutuklu bulunduğu mekânı beğenmemeye başladı. Boğaz ağrısı, burun akıntısı, nefes alamama ve uykusuz kaldığı gibi şikâyetlerle sahneye çıktı. Batılı generaller ise çıkarıldıkları mahkemeler kanalıyla kendi yandaşlarına gizli mesajlar iletiyorlardı. Karşıt görünen kaynaklardan çıkan mesaj aynı kulvarda birleşerek sokak gösterilerine dönüştü. Birbirine zıt ve düşman görünen taraflar aslında aynı amaca hizmet etmektedir. Yöneten efendiler iktidarlarını sürdürmek için yeni kurbanlar seçtiler ve seçmeye devam edeceklerdir. Yönetilen duyarsız halklar olduğu sürece bu iş onlar için çok kolay olacaktır. Kendi temel haklarının bilincinde olmayan her iki taraftan milyonlarca taraftar olduğu müddetçe bu iş böyle devam edecektir. Türklerin tamamını kendilerine düşman gören bir zihniyetle, Kürtleri, iğrenç, ilkel ve vahşi gören bir anlayış kaos ortamının oluşması ve sürmesi için yeterli sebeplerdir. Kendilerini sürükleyecekleri uçurumu fark edemeyen, karanlık senaryoları algılayamayan gözü ölmek ve öldürmekten başka bir şeyi görmeyen kalabalıkların, ülkeyi sürükleyecekleri cehennemi görmeleri mümkün değildir.

İmralı sakini ve Genelkurmay emrinde olan bazı muvazzaf ve emekli subaylar eliyle oluşturulmaya çalışılan bu yeni senaryoyu yeterince algılamak zorundayız. ABD ekseninde yeniden şekillenmeye çalışılan, ılıman İslam modeliyle Ortadoğu coğrafyasında lider ülke konumuna getirilmeye çalışılan bir Türkiye; buna karşı olan bunu hazmedemeyen, miadını doldurmuş kafatasçı bazı kemalist kırıntılar ile işbirlikçileri olan bazı etnik ve marjinal gruplar bu senaryoyu bozmaya çalışmaktalar. Dünya ölçeğinde meydana gelen gelişmeler sonrasında Türkiye topraklarının enerji nakilleri için bir kavşak ve geçiş güzergâhı olması gözden kaçırılmamalıdır. On yıllardır kendilerine bahşedilen iktidarlarının ellerinden kaydığını fark eden bu malum zevat, yeni kanlı projelerle yandaşlarını sokaklara dökmekte birbiriyle yarışıyorlar. İktidarın el değiştirmesi onların asla kabul görmeyecekleri bir durumdur. Bütün kirli ilişkilerini bir bir deşifre edilmesini hazmedemeyen bu eli kanlı güruhlar iktidarları uğruna her türlü vahşiliği sahneye koymaktan çekinmeyeceklerdir. Mazlumca katledilen Aydın Erdem ile duygusuzca katledilen yedi gencecik insan aynı karanlık ilişkilerin sonucudur. Her iki taraftan annelerin yüreğine kor düşmektedir. Acılar arttıkça, öfkeler kabarmakta; öfke kabardıkça da ülke karanlığa sürüklenmektedir. Bu gidişata dur diyen yetkin ve duyarlı insanlar maalesef hain ve işbirlikçi ilan ediliyorlar. Hırsızlar, katiller ve firavunlar da baş tacı edilip peşlerinden ölüme gidilmekte, kralların çıplak olduğu, gerçeklerin gün yüzüne çıktığı da kimse tarafından dillendirilememektedir. Sokakların diliyle bas bas bağırıp çağıranlar aslında çaresizliklerini örtmekle meşguller. DTP kanadında etkinliğini yavaş yavaş kaybedip etkisizleştirilmeye çalışılan Ahmet Türk’ün yerini savaş ve kan çığırtkanlığı yapan Emine Ayna gibiler almaya başladı. Demokratik söylem, halkların kardeşliği ve barış diyalogları çoktan rafa kaldırıldı. Savaş baltaları topraktan çıkarılarak kan üzerinden kitleler sokağa salınmaya başlandı. Kan akıtıldıkça iştahları daha da kabarıyor. Kin ve nefret tohumlarının ekilmesi coğrafyamızı kan denizine çevirecektir. Bu durumu algılayamamak tam bir bedbahtlık örneğidir. Açılımın geldiği nokta maalesef karanlığa gömüldüğümüzün de göstergesidir.

Tüm anlatılan bunca olumsuzluğa rağmen ıslah edici pozisyonda gözüken meşru iktidar kanadının bir an evvel, şiddeti öneren ve tetikleyen anlayışı bünyesinden atarak, özgün projelerle halkların kardeşliğini pekiştirecek uygulamaları hayata geçirmesi gerekiyor. Bunun yolu demokratik açılım paketinin ülkenin her tarafında hayata geçirilmesi, batı bölgelerinde cereyan eden etnik ırkçı saldırıları bertaraf edecek eğitici çalışmaları başlatmak, yeterli görülmeyen yerlerde polisiye önlemlerle bu tür saldırıları önlemek gerekir.. İzmir de DTP konvoyuna yapılan saldırı tüm bu olumsuz gelişmelerin tetikleyicisi olmuştur. Bunu yapanlar ile yaptırılanların ortaya çıkarılarak cezalandırılmaları öncelikler içerisinde yer almalıdır. Doğu bölgelerinde ortaya çıkan şiddet görüntülerinin de sağduyuyla karşılanması, bu tür gösterilerin bölgesel koşullar dikkate alınarak polisiye önlemlerden ziyade eğitim faaliyetleriyle bitirilmesi yoluna gidilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.