1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Düşmanı, Sembolllerimizden Olan Kudüs’ü Gaspa Teşvik Eden Ne?
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Düşmanı, Sembolllerimizden Olan Kudüs’ü Gaspa Teşvik Eden Ne?

A+A-

 

 

 

Trump’ın, tevhid inancının sembolü olan Kudüs’ü Siyonist rejimin başkenti yapma yönünde attığı fiili adımı, ABD iç politik dengeleriyle ilintilendirenler var. Bu türden analizler doğru olmakla birlikte eksik sayılır. Zira dışınızdaki dünya, iç politikayı dengeleyecek nitelikte dış politikaya dair atacağınız riskli bir adım için uygun değilse bu adımı atamazsınız.

 

İslam dünyasındaki koşullar, Trump’ın içerideki sıkışmışlığını aşmaya yarayabilecek böylesi bir gasp eylemine uygun hale getirilmişti önceden. Şöyle ki:

1-Suud-i Arabistan, Prens Muhammed bin Selman eliyle Suud-i Amerika haline getirildi. Suud müftüsünün Siyonist rejimle savaşı caiz görmeyen ve Filistinlileri mahkum eden açıklamaları, Suud rejiminin Siyonist rejimle gizli yürütülen ilişkilerini alenileştirilmesi, Mahmud Abbas ve Hariri’ye yaptıkları baskılar, Suud’un önceden Trump ile Kudüs konusunda anlaştığına delalet etmektedir.

2-Sisi’nin de önceden bu konudan haberdar olduğu ve onay verdiği kuvvetle muhtemeldir. Zaten Sisi’nin başka seçeneği yok. Meşru yönetimi ABD desteğiyle devirmiş ve ABD’nin parasıyla gayri meşru yönetimini sürdüren bir adamın ABD’nin aksine irade beyanı mümkün değildir. Trump-Sisi-Suud anlaşması mayıs 2017’de yapıldı. Kudüs kararı, bu şer üçlüsünün dünya küresinin başında fotograf çektikleri zaman verilmişti.

3-Siyonist rejim için tehlike olan ve Hizbullah ile Hamas’a destek veren Suriye’nin viran edilmiş olması.

4-Yine dış siyasetinde her zaman Siyonist rejim karşıtı olan Irak’ın iki kez Amerika tarafından işgaliyle, IŞİD işgaliyle etkisiz hale gelmiş olması.

5-Hizbullah’ın Suriye iç savaşında fiziki güç kaybına uğraması ve Sünni dünyada sempatisini yitirmesi.

6-Suriye sorunundan ötürü Hamas’ın İran ile ilişkilerinin zayıflaması ve silahlı mücadele verme imkanının azalmış olması.

7-İran ve Türkiye’nin Suriye meselesinde büyük bir güç kaybına uğramaları, politik çekişmeleri ve Türkiye için Suriye’de oluşan güvenlik tehlikeleri.

8-Zaman zaman Siyonist rejim karşıtı güçlere destek veren Kaddafi’nin öldürülmesi ve Libya’nın tarumar edilmiş olması.

9-Yemen’in iç savaşa sürüklenmesi, Arabistan’ın Yemen’de savaşın bir tarafı haline gelmesi ve yine Yemen üzerinden İran ile karşıt konumlanması.

10-Körfez ülkelerinin iç ihtilafları ve Katar karşıtı oluşan ittifak.

11-Nükleer güce sahip olan Pakistan’ın bir türlü dinmeyen iç politikası, Hindistan ile çözemediği Keşmir sorunu ve Hind tehdidi altında bulunması.

12-Afganistan’ın otuz yıldır işgal ve iç savaşla tükenmiş olması.

13-Azerbaycan’ın Ermenistan ile çözemediği Karabağ sorunu, 1994’ten beri Ermenistan’ın Azerbaycan’ın topraklarını işgal etmiş olması ve topraklarını kurtarmaktan aciz bir durumda bulunması.

Washington’dan İslam dünyasına bakanlar, Kudüs’ü Siyonist rejime hediye etmelerine engel olabilecek caydırıcı bir güç görebilirler mi? Trump’ın Kudüs ile ilgili böyle bir adım atması, elini iç politikada güçlendirecekse neden atmasındı? Zira atacağı adıma çelme takacak bir güç görmüyordu İslam dünyasında.

Yirmi küsur Arap devletlerinin içinde aktör olabilen devletler Arabistan, Mısır, Irak, Suriye ve Libya idi. Beş aktörden üçü viran edildi ikisi de satın alındı. 8 Aralık Cuma günü Mescid-i Aksa’nın yanında toplanıp ‘Kudüs’ün evlatları burada, Araplar nerede’ diye feryad edenlerin imdadına öncüleri yıkılmış ve satın alınmış Arap dünyasından kurtarıcı bir el uzanabilir mi? Mısırlı bir göstericinin açtığı pankartta, ‘Ey kudüs!Senden özür dileriz, bizi yöneten de Siyonist’ diye yazdığı gibi Arabistan’ı ve Mısır’ı Siyonistlerin uşakları yönetiyor.

Arap rejimlerini yönetenlerde zerre kadar İslami, insani veya milli gayret olsaydı, zerre kadar vicdanları olsaydı, Siyonist zalimlerin Müslüman ve Arap Filistin halkına karşı işledikleri cinayetlere karşı ellerinin altındaki imkanları seferber ederlerdi. Suud zalimleri, Filistinlilere yardım etmek yerine Amerika’ya 400 milyar Doları takdim etti. Suud’un uçakları Siyonist rejimi vuracağına Yemen halkını bombalamakla meşgul.

Arabistan ve Mısır mayıs 2017’de Kudüs’ü sattı. Trump’ın bu kararından önce Netanyahu’nun ‘birçok Arap ülkesiyle dostane ilişkilerimiz var. Yakında İsrail’i resmen tanıyacaklar’ demesi, perde arkasında dönen ihanetlerin dışa yansımasıydı.

Arap rejimlerinin zilletvari politikaları yeni bir durum değil. Şehid Seyyid Kutup yarım asır önce, “Şu gördüğünüz Arap ordularının varlığı, İslam’ı ve müslümanları korumak ve onları savunmak için değildir. Tam aksine bu ordular sizi, çocuklarınızı ve kadınlarınızı öldürmek için var olmuşlardır. Yahudi ve kafirlere karşı bir tek kurşun dahi asla sıkamazlar” demişti. Yarım asır önceki durum bugün de devam etmektedir.

Arap dışı güçlü iki aktör olan İran ve Türkiye de bir dizi sorun ve mahdudiyetlerle kuşatılmış olmasına rağmen yine de caydırıcı bir güç olma potansiyeli bu iki aktörde vardır. İran-Türkiye ittifakı önemli bir denge unsuru olabilir ancak bu ittifakın önünde de aşılması kolay olmayan sorunlar bir gerçek.

Kudüs’ün, Siyonist rejimin başkenti haline getirilmesi, müslümanlar için en az Filistin topraklarının işgali ve Siyonist devletin kurulması kadar tehlikelidir. Kudüs’ün, gaspçı ve gayri meşru Siyonist rejimin başkenti olması, Filistin topraklarının işgalinden ayrı olarak bütün müslümanların ortak değeri olan mukaddes mekanın da yitirileceği anlamını taşımaktadır. Sorun, Filistin sorununu aşmış durumda. Bütün dünya müslümanları, mukaddes mekanlarının işgali ile karşı karşıyadır. Sorun işgal ile de sınırlı kalmayacak. Trump’ın bu adımı, Beyt’ül Mukaddes’in yıkılmasına bir ön adım mahiyetindedir. Bugün işgali engelleyemezsek, yarın Beyt’ül Mukaddes’in yıkımını da engelleyemeyiz.

Amerika’nın, elçiliğini Kudüs’e taşıma kararını geri çekmesine kadar değil, 1995’te Kudüs’ü Siyonist rejimin başkenti olarak tanıyan kararını da iptal edinceye kadar İslam milletlerinin kıyama, direnişe ve itiraza devam etmesi gerekir. Rusya, Çin ve Avrupa ülkelerinin de Amerika’nın kararına karşı oluşu, BM Güvenlik Konseyi’nin Amerika dışındaki tüm üyelerinin bu karara karşı oluşu, BM kararlarının Amerika tarafından açıkça çiğneniyor olması, satılmış Arap yöneticilerinin bile açıkça bu kararı destekleyememesi dünya Müslümanlarının itirazını sürdürmesine ve bu itirazlarının netice vermesine uygun bir zemin oluşturmaktadır. Ayrıca Trump’ın kamil bir ahmak olduğunun anlaşılmış olması da Filistin ve Kudüs lehine dünya kamuoyunu oluşturmaya yardımcı olacaktır.

İtirazlarımız, ateşle oynayan Trump’ı oynadığı ateşte kendisi yanana kadar sürmelidir.

İtirazlarımız, İslam ülkelerini yönetenlerin, İsrail diye bir devlet olmayacak ki, Kudüs de onun başkenti olsun diyene kadar devam etmelidir.

İslam ülkelerinin yöneticileri de kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara koyup birlik içinde caydırıcı bir tepki geliştirmeye ciddi olarak çabalamalıdır. Aksi halde, yarın sırasıyla hepsi orman kanunlarını uygulayan bu cahil ve ahmak adamın müdahalelerine maruz kalabilirler.

 

 

                          

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum