1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Duraklama yılı biterken…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Duraklama yılı biterken…

A+A-

Bugün son günü 2008'in. Dün söyledik: 2008 değişim sürecinin durakladığı bir yıldır.

Ancak 2008'i belirleyen tek özellik bu değil. Kabul etmek gerekir ki, 2008, hem askerin yara aldığı, hem değişimci siyasi aktörlerin yorgun bir görünüm sergilediği yıl oldu.

2007'nin yarım kalan çatışmaları süre gitti.

Nitekim 2007 sonunda yaşanan Dağlıca baskını ordunun siyasi işlevinin yanında askeri işlevi ya da başarısının tartışıldığı yeni bir sayfa açarken, bu tartışma 2008'e sarkıyor, üniformalı gücün hareket alanı biraz daha daralıyor, toplumsal meşruiyeti biraz daha yara alıyordu.

Ocak ayında Ergenekon soruşturmasının 3. dalga tutuklamalarında Veli Küçük'ün, 5. dalga tutuklamalarında İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu ve iki emekli orgeneralin gözaltına alınması, bu kez ordunun itibarına yeni bir darbe vuruyor, alanını daraltıyordu.

Alan daralması yıl boyunca devam etti.

Dağlıca baskınını andıran diğer bir baskın Aktütün baskını, yaşanan kayıplar, askeri zaafiyeti ilk kez tüm basında tartışma konusu yaptı. Askerin Taraf Gazetesi'ni hedef alan ve tepki gören açıklamaları bu yıpranmayı derinleştirdi.

Buna karşılık, AK Parti'nin ilk ciddi politik girişimi bir karşı hamle vesilesine dönüyor, üniversitelerde başörtüsüne kapı açan anayasa değişikliğiyle birlikte devlet teyakkuza geçiyor ve ünlü kapatma davası açılıyordu.

Bu dava açılmasıyla birlikte siyaseti hacir altına aldı.

Davanın sonuçlanma biçimi ve AK Parti'nin uyarılması haciri derinleştirdi.

Siyasi iktidardan beklenenden, yeni bir demokrasi hamlesi fikrinden, demokratik seferberlik ilanından iyice koptu.

Ve tüm bir yıl bu kopuş ve geriye gidişin örnekleri sergilendi.

Açıktır ki bu anlamda 2008 yılı büyük bir değişim sürecinde gelinen ara bir nokta, meydan savaşları sonrası soluklanma, sınır savaşları ya da geri çekilme yılıdır.

Ancak geri çekilme taktiklerinin ve sınır savaşlarının ciddi sonuçları olmuştur.

Bu açıdan şunu söyleyebiliriz:

2008 AK Parti hükümetinin gerek politikalar gerek söylem düzeyinde değişimci ve reformcu yönlerini askıya almıştır.

Sıkışan asker ve sıkışan iktidar arasında bir tür ittifak oluşmuştur.

Kürt sorununda sert ve devletçi söylem, liberal kesime soğuk ve mesafeli yaklaşım, Batı'yla, özellikle AB'yle ilişkilerde milliyetçi renk taşıyan bir durağanlık, hatta tedirginlik, kalkınmacı ve ataerkil bir tavra geri dönüş, siyasi iktidarın 2008 karnesini oluşturmaktadır.

Bu karne aynı zamanda Türkiye'nin siyasi rengine de işaret etmektedir.

Zira bu noktada AK Parti ile MHP arasında bir benzeşme yaşanmaya başlamış, CHP marjinal konumu, çarşaf harekatı gibi popülist ve kısa soluklu ataklarla daha karmaşık hale gelmiştir.

Bu çerçevede en önemli gelişme hiç şüphe yok ki bir çok kamuoyu araştırmasının işaret ettiği toplum-siyaset bağının yeniden esnemeye başlaması gerçeğidir.

Araştırmalar, kararsız seçmen oranının yüzde 30 ila 40 arası bir orana ulaştığını göstermektedir. Diğer bir ifadeyle, seçmenin siyasi partilerden uzaklaşmaya başladığı, siyaset fikrinin örselenmeye yüz tuttuğuna işaret etmiştir 2008.

CHP ve AK Parti seçmen kaçışının önemli adresleri ve manivelaları olmaya yüz tutmuşlardır.

2009'un daha iyi ve verimli geçeceğinden şüphemiz yok.

İyi yıllar…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.