1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. DTP ne yapmak istiyor?
DTP ne yapmak istiyor?

DTP ne yapmak istiyor?

A+A-

Sistemin, siyasi iktidarın, AK Parti'nin ve diğer merkez partilerin Kürt sorunu konusundaki tutumlarını açıklamak, eleştirmek nispeten doğal ve kolaydır.

Peki muhalefeti, mağduru temsil edeni, DTP'yi nasıl açıklayacağız?

Fehmi Koru'nun şu tespitine katılmamak ya da olup biteni başka bir şekilde açıklamak mümkün mü:

"Başbakan Tayyip Erdoğan Güneydoğu illeri ve ilçelerini kapsayan bir geziye çıkıyor... DTP, sözcüleri kendisine 'Gitme' çağrısı yapıyor ve nâhoş olaylarla karşılaşacağını söylüyorlar. Gerçekten de Erdoğan'ın bölgeye gezisi zihinlerden kolay silinmeyecek çirkin olaylara sahne oluyor. Geçen hafta sonu Diyarbakır'daydı Başbakan Erdoğan; bu hafta sonu önce Van'a, sonra da Hakkari'ye yolunu düşürdü; rutin, her uğradığı il ve ilçede tekrarlandı…"

DTP, yolunu tam olarak PKK'nın yoluna düşürmüş durumda.

Sokak organizyonları, çocuk ve gençlerin şehir hadiselerine itilmesi, hükümetle kurulan ilişkinin "ayrı olmak" fikri üzerine oturması, AK Parti'yle kurulan ilişkinin "usülsuz ve şiddete dayalı bir seçim rekabeti" olması, bu ilişkilerde başvurulan "eylemlerin halkın demokratik tepkisi olarak adlanarak şiddetin meşrulaştırılması" bu konudaki açık göstergeler…

Kürt sorunu ve Kürt politikası…

Mesele biraz da burada…

Yandaşı da karşıtı da sıkça bunların aynı şey olduğunu varsayıyor…

Oysa bu varsayım tümüyle yanlıştır…

Kürt sorununu elbet Kürt politikası kuşatır, ama herhangi bir Kürt politikasından hareketle Kürt sorunu tanımlanamaz…

DTP'nin yaptığı da tam olarak budur, verili bir politikadan ve bir politik güçten hareketle Kürt sorununu tanımlamak ve Kürt alanını tekeli altında tutmaktır.

Bu siyasi varlığı ne derece önemli ve meşruysa, politikaları o denli sıkıntılıdır, yöntemleri demokratik ilkelerle o denli çelişki halindedir. DTP'li politikacıların gözleri kendi siyasetlerinden başka bir şey görmüyor olabilir, ama umarız bir gün, izledikleri yolun ülkede demokrasi inancının zayıflamasından başka hiç bir şeye yaramadığının farkına varırlar…

Dört yıldır görmüyorlar…

6 Ekim 2004 tarihli İlerleme Raporu sonrası 18 Aralık 2004 tarihi AB zirvesinin öncesinde bir grup Kürt politikacısı Le Monde ve Herald Tribune gibi Batı'nın önde gelen gazetelerine bir ilan vermişlerdi.

AB'ye "Türkiye, Kürt meselesinde yeterince adım atmadı, müzakereleri başlatmak için bunu şart koşun" anlamına gelebilecek bir mesaj veren bu bildiri, o günlerde de yazdığımız gibi, zamanlaması ve içeriğiyle "üç anlam" taşımaktaydı.

1. Kürt siyasetçiler Türkiye çerçevesinde ve Türkiye içerisinde değil, tersine kendilerini Türkiye dinamikleri ve meselelerinden ayrıştırarak Avrupa üzerinden Kürt siyaseti yapmaya soyunduklarını ilan ediyorlardı...

2. İddiaların tersine AB'nin getireceği özgürlük ve demokrasi çerçevesini mevcut Kürt politikası açısından yeterli görmediklerini, hatta bu çerçeveyi Kürt politik alanı ve projesini değiştireceği ve çözeceği kaygısıyla tehlikeli bulduklarını ima ediyorlardı...

3. Faydacı, millici, hatta militarist bir bakış açısıyla, AB'nin Türkiye'ye sadece bir baskı mekanizması olarak yönelmesini talep ediyorlardı…

Bugün de devam eden bu tavır iki nedenle açıklanabilir:

Sonuç, DTP gerginlik sürecinde herkesten çok gerilmesi, savaş baltalarını herkesten çok bilemesidir…


alibayramoglu@tnn.net 

(Yeni Şafak)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.