1. YAZARLAR

  2. Songül Pala

  3. Dostların Ettiği..
Songül Pala

Songül Pala

Songül Pala
Yazarın Tüm Yazıları >

Dostların Ettiği..

A+A-

İnsan biriktirmeyi öğrendiğinden beri aç gözlü, biriktirdikçe daha saldırgan….insanlık tarihi, batının anlattığı şekliyle dahi olsa, ilerlemenin değil sömürmenin ‘evirilmesi-gelişmesi’nin tarihi.

İnsanlık(ülkeler) geçmişte komşu ülkelere saldırırdı, o ülkenin zenginliklerini elinden almak için. Gücü, himayesindeki insanlar oranında idi. Tek başına insan aklı ‘murdar’ olan için birleşmeyi bildi ve ülkelerin savaşları oldu ve olmaya devam ediyor. Birçok ülke, kaynakları; iştahını kabarttığı ülke toplulukları ile mücadele etmek zorunda kaldı, geçmişte. Buna da çözüm geliştirdi insanoğlu, saldırıya uğrayan ülke de müttefikler buldu kendine, zorla elinden alınmak istenenin daha azını müttefikleri ile paylaşarak kurtardı yakasını. İnsanları yönetenler, hedefleri için insan güdümleyenler için bir araçtır, insan kitleleri. Gerektiği zaman bu kitleler toplanır eylem yaparlar, kendilerinin zannettikleri hedefler için. Bu yetmez ise adam öldürürler kutsal davaları için. Sonunda birkaç adam öldürmek yetmez ise topyekun bir savaş başlar ülke halkları arasında.

Toplumların-ülkelerinin geçmişini öğrenmeye niyetlendiğimizde bu tablo çıkar karşımıza, tarih sayfalarından. İçinde bulunduğumuz tabloyu göremediğimizden ya da bildik hata kendimizi o kahramanlardan daha akıllı zannettiğimizden anlam veremeyiz, kitlelerin birkaç adam tarafından kullanılmasına. Tarihin kötü huyu, doğruları çok geç söyler.  

Tarih tekerrürden ibaret demiş büyüklerimiz, ne yazık ki öyle. Böyle olması bozulmaz bir kader olmasından değil, insanın hep aynı insan olmasından. İnsanlığın büyük çoğunluğu gözleriyle düşünen, güçlüye gönül vermiş, kendine acımayı ve acındırmayı tercih etmiş, hayatının iplerini başkalarına vermeyi tercih eden çoğunluktan oluşuyor, genellikle.

 Bu aç gözlülüğün, güvensizliğin her zaman ‘kutsal’ amaçları oluşturulmuştur, toplumlar için. Din adına, vatan adına, haklarına karşı savunma adına, insan haklarını tesis adına, insanlığın onuru adına…

Hayatımızda şimdiye kadar olan maddi gelişmelerin hiç biri hayatımızı kolaylaştırmak için kullanılmadı, ülke yöneticileri tarafından. Her teknolojik gelişme yeni bir silah olarak girdi, hayatımıza. Bu silahlar, daha sonra; büyük törenler ve özürlerle anılacak katliamlar için kullanıldı.

Toprakların işgali yeterli gelmediği için, gözü doymaz iktidarlar; zihinlerin işgali için elinden geleni yapıyordu. ‘Modern’ çağa yakışmayacağı için sebepsiz saldırganlıklar; dünyayı yönetenler, önce ‘düşman’larını yarattılar sonra o ‘düşman’ları yok etmek için o ‘düşman’ların ülkelerini işgal ettiler. Tek amaç dünyanın güvenliği!?

Dünyanın da bu yalanlara inanması gerekiyor. Onun için gerekli bütün imkanların kullanılmasından kaçınılmamalıydı. Önce ülkelerin iktidarları, sonra o ülkelerin ‘aydınları’, o ülkenin medyasının bu oyunda yerlerini almaları gerekiyor, onlar yerlerini aldı mı halkları da nerde durmaları isteniyorsa orda olurlardı. Bu demek değildir ki, bu ülkelerin yöneticileri dünyayı yönlendiren iktidarların yalanlarından bi haberler. Hayır. Sadece kendi küçük hesapları için, dünya patronlarının büyük hesaplarına malzeme oluyorlar.

Geçen hafta sonu İstanbul’da ‘Suriye’nin dostları’ toplandı. Suriye’deki Esat iktidarını yıkmak isteyen direnişçilere nasıl yardım edileceği konuşuldu. Sonuç; Amerika’nın iletişim araçları konusunda muhaliflere yardım edeceği, körfez ülkelerinin muhalif askerlerin maaşları için parasal kaynak oluşturacağı, Türkiye ise şuan yaptıklarına devam etmesi kararlaştırıldı.

Amerika’nın ne kadar insan hakları konusunda hassas olduğunu yeni medeniyet(!) kurarken Kızılderililere yaptıkları soykırımdan, hammadde ihtiyaçları için Afrika’yı nasıl kan gölüne boğduğundan-tıbbı deney alanına çevirmesinden, Hiroşima’dan, Vietnam’dan, Afganistan’dan, Irak’tan biliriz. Hesapları tamamlandıktan sonra arkasında bıraktığı enkazlardan biliriz, Amerika’yı.

Körfez ülkeleri finanse edecekmiş bir halkın özgürlük mücadelesini. Acaba kaç körfez ülkesinin halkı kendi hakları konusunda söz sahibi. Körfez ülkelerinin kaçı monarşi ile yönetilmiyor. Kaç körfez ülkesi, insan hakları konusunda ideal. Kaçında kadın hakları, çocuk hakları en temel insan hakları konusunda yüzleri ak.

Türkiye ayrı bir yerde, bu tabloda. Avrupa birliği söz konusu olduğunda insan hakları konusunda sınıfta kalan Türkiye, söz konusu ‘üçüncü sınıf dünya ülkeleri’ olunca, model ülke. Burada kasıt toplumların aşama aşama ilerlemesi değil, kasıt sömürü düzenine hizmet konusundaki Türkiye’nin başarısı! Bunu örnek almalı, canlarını ortaya koyan mazlum halklar.   

 Anlaşılan toplumları gütme konusunda Amerika kendisini bir derece daha geliştirmiş. Eskiden bir toplumdan sömürdüğü kaynaklarla o toplumu hizaya getirirken, şimdi bir toplantıyla emrindeki bir ülkenin kaynaklarını diğer ülkeyi modernize etmek için seferber edebiliyor. Bu da hızlı iletişim çağının avantajlarından olsa gerek!?.

Bu durumda Türkiye cumhuriyetinin iktidarının durduğu yer bizim için ayrı bir öneme sahip. Anlaşılıyor ki, ülkemizin iktidarının yöneticileri küçük Amerika olma hayallerini kuruyorlar. Onun için özellikle Suriye konusunda kendinden geçercesine kendini ‘muhatap taraf’ etme çabasında. Kaçırdıkları bir nokta var, hayalperestlerimizin. Başka güçlerin siyasetinin bir parçası olduğu müddetçe kendi siyasetini hiçbir ülke üretemez. İktidar olmak için başka bir ülkeden izin almak zorunda olan kadrolar ‘kendine has’ hareket edemezler. Ülkesinde iç barışı sağlayamayan iktidarlar ciddiye alınmazlar.

İşin başında(!) olmanın gereklerinden olsa gerek, henüz ciddi bir sömürgesi olmadığı için yöneticilerimiz, bu hayallerini gerçekleştirmek için şimdilik ülkesinin halkını sömürerek (son zamlar elektrik, benzin, doğalgaz gibi) finanse etmeye çalışıyor, planlarını.

Ve Suriye halkı ….

Merak ediyorum, ‘denize düşen yılana sarılır’ misali Suriyeli muhalifler bugün sarıldıkları sömürgecilere yarın kanları bahasına kazandıkları mücadelenin sonunda ülkelerinin hangi maddi-manevi değerlerini kurban verecekler.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.