1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Dört Soru Dört Cevap
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Dört Soru Dört Cevap

A+A-

     Kürtlerin içinde yaşadığı devletler ulus, devlet olma, vatan, vatandaşlık, temel haklar, eğitim hakları, gibi konuları kendilerine göre ayarlayıp yürürlüğe koymuşlar. Yürürlükte olan tanım ve içerikleri Kürtler söz konusu olunca değiştirilemez bir kılıfa bürüyorlar. Bu devletlerin ayarlamalarının dışında İslam hukukunda bu konularda bakış genel itibariyle nasıldır? Kısacası bu konuların esnekliği ve katılığı nereye kadardır?

     Söz konusu devletler Allah’ın şeriatine göre kendilerini sınırlandırmadıkları ve kendilerini terbiye etmedikleri için niyet ve kararları iyiliğe, doğruluğa, dürüstlüğe, merhamet ve şevkate ayarlı değildirler. Adalet, hukuk, eşitlik duygusunu verecek manevi altyapıları bulunmamakta. Bunun içindir ki insan haklarını bunların uhdesine vermek, ciğeri kedinin boynuna takmak ve Sokrates’in dediği gibi baltayı delinin eline vermek gibi bir şeydir. Erdemli bir devlet olma şerefi, vatan emniyeti, vatandaşlık hukuku, temel insan hakları, eğitim hakları bunlarda ne gezer. İslam hukukunda ulusal devlet tartışma konusu değildir. Tartışma konusu olan ümmet devleti bile olsa ne derece Allah’a bağlı olup olmadığı ile alakalıdır. Ulusal devlet Allah’a bağlı olduktan sonra bundan daha kabule şayan ne olabilir. Allah’a bağlı bir devlet sadece Kürtlerin kurduğu bir devlet olsa bile o devlette şeref, vatan emniyeti, vatandaşlık hukuku, insanların temel hakları ve yükseltici bir eğitim kesinlikle boy verecektir. Bundan kuşku duymamak gerek.

     Kürtlerin ulusal bağlamda haklarından bahsedilince ümmeti bölme olarak algılanıyor. Kürtlerin hak ettikleri hakları almaları ümmete nasıl zarar verebilir ki? Daha doğrusu başkalarının öne sürdüğü bu gerekçe ne kadar doğrudur

     Ümmet var mıdır ki bölünsün. Yemin olsun ki eğer ümmet toplumu mevcut olsa idi ve Kürtler de ayrılma talebinde bulunmuş olsalardı, ben bir Kürt olarak böyle bir talebi iyi niyet emaresi saymazdım ve bu talebi ileri süren Kürtlerle bizzat ben savaşmak isterdim. Ümmet enternasyonalizminin temel sütunları eşit ve özgür uluslardan meydana geldiğini bilmeyen mi var. Ümmet, ulusların birbirlerini inkar etmek, birbirlerini kul yapmak değil, tersine birbirlerini tanıyan, yardımlaşma ve dayanışma içine giren hep birlikte sadece ama sadece Allah’ın ipine sarılan ve dağılmayanlardan oluşur. Kürdistan’ın işgalden kurtarılması Kürt halkının haklarının iadesi, gerçek ümmet toplumunun oluşmasına çok büyük bir katkıdır. Biz hak ve özgürlük, hukuk ve eşitlik taleplerimizi dile getirince, ümmet bölünür diyenler, gasp etmiş olduğumuz çıkar ve menfaatlerimiz tekrar elimizden çıkar deseler, daha doğru konuşmuş olurlar.

     Özellikle Türkiye’de anadil denilince malum bazı çevrelerin ilk söylediği bölünmeye giden yolun başıdır. Bu tür bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

     Zikrettiğiniz çevreler, kafatasçı ideolojiye mensup çevrelerdir. Türk faşizmini İslam’ın ve Kürt halkının inkarı üzerinde kurdular. “ Kabe Arap’ın olsun, Çankaya bize yeter.’’ Kürde kerro diyen (kerro kulağı kesik köpek demektir) bu çevrelerden başka ne beklenir. Hayra yol açan bölünme şerre zemin hazırlayan bütünlemeden daha iyidir. Arap’ın, Fars’ın, Türk’ün tarih boyunca bütünlüklerinden ve beraberlilerinden kim söz edebilir. Peki  Kürt’ten ne istiyorlar. Kürde birlik, beraberlik, kardeşlik nasihatlerini yapan kardeş! halkların çokta İslam’daki birlik beraberlik ve bütünlük öğretisine inanmadıkları zaten tarihsel olarak ispat olunmuş durumdadır. Bunlar anadil denilince kırmızı bez gören matador boğasına dönüşüyorlar. Ya Kürtlerin İslam şeriatının ve yaşanan tarihin bir şartı olarak ulusal özgürlüklerini beşe çalınmış topraklarını yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını, talan edilen milli servetlerini tarih boyunca uğradıkları katliamların hesabını harabeye dönüştürülen vatanlarından dolayı açacakları tazminat davalarını, bu tür taleplerde bulunsalar, acaba nelerle karşılaşacaklar ancak Allah bilir.

     Kürt nüfusunun yoğunluklu dört ülkenin Kürtlere verdiği haklar ve yaklaşım tarzları arasında farklılıklar bulunmaktadır. Her birinin yaklaşım tarzı ve verilen hakların kıyaslanması yapıldığında farklılıklar belirgin olarak kendini göstermektedir. Ülkelerin  Kürt siyasetinde farklı davranmalarına neden olan faktörler neler olabilir?

     Her Kürt bölgesinin işgale ve sömürüye karşı tarihsel olarak göstermiş oldukları direnişlerin ve Kürdistanı işgalden kurtarmak, Kürt halkını özgür vatanlarında irade ve karar sahibi yapmak için ortaya koymuş oldukları  fedakarlıkla doğrudan alakalı bir durumdur ortada olan. Farklı kazanımları her konuşan şunu diyor; işte Amerika ve koalisyon güçleri Güney Kürdistan’a özgürlüğü bahşetti. Daha ne diye batılı güçlere ve uluslararası kararlarına karşı gelelim diyorlar. Aslında bu yanılgının en aptalcasıdır. Gerçekten siz bizim, Amerika’nın koalisyon güçlerinin, batılı devletlerin, uluslararası kararlara imza atanların Kürtlerin tutunabilecekleri bir vicdanlarının olabileceğine inanmamızı mı bekliyorsunuz? Bunu bizden beklemeyin. Çünkü böyle bir inancımız olmadı. Olmayacak. Güney Kürdistan’ın sevabı-günahı hala bizim için tartışma konusudur. Eğer orda Kürtler sınırlı bir kazanıma ermişlerse de bunu güney Kürdistan’daki iki asırlık destansı ceht ve çabalarından, işgale karşı yapmış oldukları savaşlardan, Kürtlerin dinlerinden inançlarından kaynaklanan öz güçlerinden ayrı düşünmemek lazım. Dünya bu destansı direnişe taviz vererek Güney Kürdistan’ın bu günkü statüsüne imza attı. Öyle görünüyor ki her beş parçada da Kürtlerin tarihi ve efsanevi direnişleri oranlarınca semere verecektir. Dünyanın buna şahit olacağını umuyoruz

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.