1. YAZARLAR

  2. Vahap Coşkun

  3. Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
Vahap Coşkun

Vahap Coşkun

Serbestiyet
Yazarın Tüm Yazıları >

Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar

A+A-

Akil İnsan Heyetleri, yoğun bir mesai harcadı geçen hafta. Önce 15 Ekim’de heyetlerde yer alan bir grup acil bir toplantı yaptı ve sürece müdahale edilmesine dönük bir karar aldı. Toplantının ardından, çatışmasızlık ortamının mutlak korunması gerektiğine dair bir açıklama yapıldı, sürecin korunması ve derinleştirilmesi için birtakım somut öneriler sunuldu. Bu çaba toplumda yankı buldu ve “akillerin sahaya inmesi”, “akillerin tekrar devreye girmesi” olarak nitelendirildi.

19 Ekim’de bu kez Başbakan Davutoğlu ve ekibi, heyet üyeleriyle Dolmabahçe’de bir araya geldi. Toplantı 11 saat sürdü; orada bulunan herkes sürece dair analizini Başbakan ile paylaştı. Sürecin dünden bugüne geldiği nokta, süreçte yapılan doğrular ve yanlışlar, süreçte bundan sonra yapılması gerekenler enine boyuna tartışıldı. Toplantı son derece rahat bir ortamda gerçekleşti. Erdoğan’ın mesafeli tutumuna karşın, Davutoğlu’nun muhataplarıyla kendini eşitleyen bir tavrı var. Bu da toplantının entelektüel bir tartışma ve bir beyin fırtınası şeklinde cereyan etmesini sağladı. Kendi adıma çok istifade ettiğim toplantıya dair notlarımı paylaşmak isterim:

Alınan mesafeyi takdir

1) Çatışmayı çözmek adına bir süreç başlatıldığı Ocak 2013’te topluma ilan edildi. Yani sürecin 21 aylık bir ömrü var. Bu süre zarfında üç noktada önemli gelişmeler yaşandı:

a. Taraflar arasında doğrudan görüşmeler başladı. “Terör örgütüyle görüşme yapılmaz” düşüncesinin bir siyasi amentü olduğu bir ülkede, toplumun bilgisi dahlinde bu görüşmelerin yapılması, başlı başına önemli bir hamleydi.

b. Süreç, toplumsallaştırıldı. Toplumun büyük bir kesimi sürecin gerekliliği ve yararı konusunda ikna edildi ve süreç toplumsal desteği arkasına aldı. Süreçten sonra yapılan tüm seçimlerde halk, süreci yürüten partilerin yanında durdu.

c. Sürecin temel hukuki alt yapısı kuruldu. Meclis’te, hükümete sorunu çözmek için siyasal, sosyal ve hukuki alanlarda tedbir alma ve düzenleme yapma imkânı veren bir yasa çıkarıldı. 1 Ekim’de “Çözüm Süreci Kurulu” ve “Kurumlar arası İzleme ve Koordinasyon Komisyonları” kuruldu ve Resmi Gazete’de ilan edildi.

Kat edilen bu yol önemlidir, küçümsenmemelidir. Dünyadaki çözüm tecrübeleri de dikkate alındığında, alınan mesafenin önemi daha iyi anlaşılır. Bu sebeple atılan adımlara layık oldukları değer verilmeli, sürecin taraflarına hakları teslim edilmelidir.

Elbette ki daha iyisi, daha süratli bir şekilde yapılabilirdi. Her zaman daha iyisi mümkündür. Ancak bu, yapılanı değersizleştirmeyi gerektirmez. Doğru olan yapılanı takdir ve tarafları daha çok yol alınması için teşvik etmektir.

Öcalan ve Kandil ile temas

2) Gerek hükümette ve gerek kamuoyunda Kandil ile İmralı arasında sürece bakışta bir farklılığın olduğu ve bunun sürece olumsuz yönde tesir ettiği yönünde bir kanaat var. Söz konusu farklılığı asgariye indirecek mekanizmaların oluşturulmasını lazım. Bu iki şekilde yapılabilir:

a. Öcalan’ın görüşlerini kamuoyuna iletecek kanalları çoğaltılmalı ve çeşitlendirilmeli. PKK adına Bayık, Karayılan, Kalkan, Karasu ve diğer isimler, herhangi bir zaman veya araç kısıtlamasına maruz kalmaksızın, her yolla ve her araçlarla görüş açıklıyorlar. Çoğunlukla verilen demeçler, süreci zorlaştıran bir içerik taşıyor. Oysa Öcalan, her seferinde sürecin arkasında sağlam bir irade ile duruyor. Onun gazeteciler veya sivil unsurlara görüşmesi, fikirlerini doğrudan ve daha sık bir şekilde kamuoyuna iletmesi, süreç karşıtı veya süreç için tehlike içeren söylemlerin etkisini azaltır.

b. Sivil bir inisiyatifin, İmralı’nın yanı sıra Kandil ile de temas halinde bulunması sağlanmalı. Hem Öcalan hem de Kandil ile görüşen bu tür bir mekanizma, farklılığın törpülenmesine ve ortak yaklaşımın güçlendirilmesine hizmet eder. Böylelikle hem Kandil’in ikide bir –menfi manada- gündeme müdahale etmesinin önüne set çekilir, hem de Kandil’in Öcalan’ın belirlediği söylem hattı içinde kalınması sağlanır.

Müzakere dili

3) Her süreç doğası gereği bir gerginlik içerir. Yürütülmekte olan süreç ise, bazı özelliklerinden dolayı ekstra bir gerginlik üretiyor. AKP ve HDP’nin Kürtlerden oy alan iki parti olması ve her bir partinin –yine doğal olarak- Kürtlerden daha fazla oy almaya çalışması, AKP ile HDP arasında ideolojik bir çatışmanın da olması gerginliğin dozunu artırıyor ve bu da tarafların birbirlerine karşı kullandığı dile yansıyor. Bir taraf “AKP = IŞİD” derken, diğer taraf da “PKK ile IŞİD bizim için aynıdır” diyor. Bu ifadeler sokaktaki tansiyonu yükseltiyor.

Sürecin tarafları, bir yandan kendi kitlelerini tahkim etmek için siyaset yapıyor, diğer yandan ise süreci yürütüyorlar. Bu, sırat köprüsünden geçmek gibi; tarafların dengeyi iyi tutturmaları gerekiyor. Bunun için de taraflar birbirlerine karşı sorumlu ve özenli bir dil kullanmalı, kendi sokağına seslenirken diğer sokağı da göz önünde bulundurmalı. Sürekli müzakere muhatabını karalamak ve mahkûm etmek, iki tarafa da bir yarar sağlamıyor.

Kapsamlı bir demokratikleşme

4)  Geçen yıl sürecin başlarında İç Anadolu Bölgesi’nde çalışırken sürekli karşılaştığımız bir soru vardı. Mağdur olduğunu düşünen toplumsal kesimler, mesela Aleviler “Kürtler silaha sarıldıkları için onların sorunlarını çözmeye çalışan bir süreç başlatıldı. Bizim dertlerimize çare bulunmasını sağlamak için biz de silaha mı başvuralım?” diye soruyorlardı. Toplum, bu düşünceden kurtarılmalı. Süreç yürütülürken her toplumsal grubun (Alevilerin, gayri-Müslimlerin, mütedeyyinlerin, vb.) istekleri dikkate alınmalı. Kapsamalı bir demokratikleşme programı hazırlanarak yürürlüğe konulmalı ve süreç toplumsal grupların hak taleplerini karşılayarak tahkim edilmeli. İnsanlar çatışmanın olmadığı bir zeminde demokratik taleplerinin karşılandığını gördüklerinde, onların sürece karşı şüphe ve endişelerini izale etmek kolaylaşır.

5) Sürece, PKK ve HDP dışında duran gruplar ve yapılar da dâhil edilmeli. Onların beklentilerine kulak verilmeli, önerileri hesaba katılmalı. Fakat bu yapılırken, PKK’yi denklem dışına çıkarmak gibi bir yanlışa sapılmamalı. Sürecin temeli, PKK’yi silahla mücadele veren bir yapı olmaktan çıkarmak ve onu siyasal bir organizasyona dönüştürmek. Bu da ancak PKK ile müzakere edilerek yapılabilir, PKK’yi sürecin dışına çıkartarak değil. Bu sebeple “PKK olmasa da olur, biz Kürt halkını muhatap alarak süreci yürütürüz” minvalindeki önerilerin, bazılarına çok çekici gelse de, bir gerçekliğinin bulunmadığı akıldan çıkartılmamalı.

Merkez-yerel işbirliği


MAKALENİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.