1. YAZARLAR

  2. M. Latif YILDIZ

  3. Dokunmak, AKP ve Kürdler
M. Latif YILDIZ

M. Latif YILDIZ

sorgu / yuksekovahaber
Yazarın Tüm Yazıları >

Dokunmak, AKP ve Kürdler

A+A-

Kürdlere dokunmak bugünün meselesi değil. Cumhuriyetle başlayan serüven Çiller ile zirveye, bugün de Erdoğan ile devam eden bir durum. Değişen bir şey yok. Bakınız BDP’li vekiller hangi suçları işlemişler; Örgüt propagandası yapmak, suç ve suçluyu övmek, kanuna aykırı toplantı, halkı suça teşvik etmek, örgüt üyeliği, Türk harfleri kanununa muhalefet ( Bu da Kürdçe yazmak olmalı), tehdit ve halkı askerlikten soğutmak. Tam 762 fezleke.

Peki, 85. CHP, 66’sı AKP, 23’ü MHP Milletvekilleri hakkında düzenlenen fezleke ile hangi suçlar işlenmiş öğrenmek ister misiniz? Sahtecilik, ihaleye fesat karıştırmak, cinsel taciz, zimmet, kalpazanlık, resmi evrakta sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak (yani çete – mafya) kara para aklamak, GDO’lu ürün ithal etmek,  rüşvet, dolandırıcılık, kaçakçılıkla mücadele yasasına muhalefet. Yıllardır toplumun nefret ettiği suçları içeren fezlekeler sumen altında beklerken suç olmaktan öte kimlik için siyaset yaptıklarından tasfiye edilmeleri için fezleke yıldırım hızıyla meclise gönderiliyor. Durum bu.

Anayasanın 83. maddesi ne diyor? Dokunmazlık konusunda siyasi parti gruplarında “görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.” Niçin? Meclis’te sayıca çok olanlara karşı diğer partilerin hakkını korumak için. Neden? Milletvekili anayasanın ilkelerine aykırı olsa dahi, siyaseten kaderini belirleme hakkını talep etmek dahil özgürlüğü korkusuzca konuşsun diye.   

Peki, nasıl bir demokraside? Tabii ki demokratik bir anayasanın yürürlükte olduğu ve siyasetin kısıtlama olmaksızın serbestçe yapıldığı demokrasilerde. Türkiye’nin demokratik hukuk devleti sorunu olduğu için “dokunmamayı” “dokun” algılayan çarpık bir zihniyeti var.

Kürd siyasetçi her gün bizzat devletin güvenlik birimleri eliyle cop, gaz, tazyikli su, hatta kaba kuvvete maruz kalarak saygınlıkları yerlerde sürünürken nasıl politika yapsınlar? Seçimlerden bu yana 18 ay geçti Kürd meselesinde çözüm için atılmış tek bir adım var mı?

Yok, 10 bin kişi yetmezmiş gibi 6. dalga KCK operasyonu ile Batman BDP İl Eş Başkanı, İl Genel Meclis Başkanı, Belediye Başkan Yardımcısı Hamza Ayiş ile birlikte 20 kişi; Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak yeniden ve Mardin, Kızıltepe de 36 kişi gözaltına alınarak siyaset yapan tek ferdi vahit Kür bırakmayan bir AKP ve Erdoğan zihniyeti var. Bu OHAL’in de ötesi değil de ne? Siyaset yapan, konuşan Kürd gözaltına alınıyor, hapse atılıyor.  

Milletvekillerinin dokunmazlıklarının kaldırılmasını böyle bir atmosferde Başbakan gündeme getiriyorsa, kafasında çözüm değil, çözümsüzlük var demek. Silah bırakmanın yolu siyasetin önünü açmaktan geçerken; Erdoğan basına kapalı grup toplantısında “hayır” diyecek vekilleri ikna odalarına alarak siyasetin önünü tıktığını görmeyen bir medya ve aydın var.

Demokrasi çoğunluk ihtimali olmayan sayısal azınlığın hakkını koruyan bir sistemdir. Başbakan 10 bin üyesi cezaevlerinde olan ve 35 vekilin 4’ü hapiste olan partinin 10 vekilini daha hapse attırarak gruptan düşürerek demokrasi anlayışını hayata geçirmek istiyor.

Aslında Erdoğan’ı panikliğe sevk eden yüksek perdeden Kürd vekillerine saldırmasına yol açan kamuoyunun bilmediği çok ilginç gelişmeler oluyor. 11 Eylül’de kulelere çarpan o uçaklar olayından sonra ABD Ortadoğu için yeni bir dizayn istedi. Bugün yaşananlar budur.

ABD ve AB yeni düzeni Türkiye ile gerçekleştirmek istedi. Türkiye Irak savaşında ABD’ye Kuzeyden (Türkiye üzerinden) girmeye izin vermeyince her şey değişti. ABD’nin tek güvenilir müttefiki Kürdler kaldı. Eğer son anda ABD ve AB Kürdleri geçmişteki gibi satmaz ise Tayyip Erdoğan’ın uzun zamandır bildiği ve yaşadığı bu proje uykularını kaçırıyor.

Bugün için 4 parçada Kürdler çok zor anlar yaşadıkları gerçek. İran’da onarlı gruplar halinde ipe gönderilen Kürd katliamı karşısında dünya sağır ve dilsiz kesilmiş. Türkiye’de hapis edilmiş on bin siyasetçinin yanı sıra; öldürülen onlarca Kürd gerillanın cenazelerinin aileleri yerine kimsesizler mezarlığına gömülüyor. Verilen cenazeler ise inanç ve geleneklere uygun gömülmeleri yerine tazyikli su, gaz ve panzerler ile Kürdler tahrik ediliyor.

Belli ki Kürdlerin gasp edilen insani, demokratik hak talepleri için verdiği tepki tek başına Erdoğan’ı sinirlendirmiyor. Anlaşılan Kürdlere yapılan insafsız, vicdansız muameleler AKP’nin Kürdü içinde çıkan insaflı seslere de Başbakan’ın tahammül etmediği anlaşılıyor.

Nitekim o sinirlilik ve depresif hal ile AKP ve Erdoğan; Roboski (Uludere) katliamı ve Suriye’nin RF-4 jetinin düşürülmesi sürecinin Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Mehmet Erten’e 28 Kasımda madalya ile ödüllendiriyor; işkenceciyi polis müdürü yapıyor; Hrant Dinkin ölümüne yol açan yargıçları ombudsman yapıyor. Çok şükür ki Erdoğan bunları yaptıkça AKP içindeki dindar Kürdlerden bazılarının vicdanı sızlıyor.

Bu gelişmeler ve de BDP’lilere dokunma kararı üzerine Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu ve Batman Milletvekili Ziver Özdemir’in karşı duruşlarına Diyarbakır AKP İl Başkanı Halit Advan’ın “Dindar Kürtler bizden çok BDP’ye oy veriyor; Roboski (Uludere) katliamının sorumlularının bulunsun” demesi Başbakan’ı çileden çıkarıyor. Bardak dolmuştu taşmak üzereydi. Dokunmazlık ile bardak taşınca dindar AKP’li Kürdler de sabrı taşmıştı.

İl Başkanını görevden alma kararı bölgeyi il başkanları ile siyasi değil devletin asker ve sivil bürokratları ile yönettiği; AKP Kürd oylarını gözden çıkardı anlamını taşıyordu.

Evet, Başbakan on yıldır doğru yanlış canı ne istediyse gündemi oluşturdu ve de siyasi partiler, medya ve kamuoyunu peşinde sürükledi. Yürütmenin başı olarak bugüne kadar bunu çok iyide becerdi. Başbakanlığın verdiği güçle yetkilerini fazlasıyla dilediği gibi kullandı.

Hatta tarihçileri ters köşeye yatırarak “Bizanslı kadınlar kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi arzuladı” tarihi bilgilerle de bizi donattı. Tıpkı “ecdadımızın atının gittiği her yere gideriz” dediğinde at sırtında 3 saniye duramadığını belgeleyen televizyon görüntülerini unuttuğu gibi. Genç müminlerin değimi ile “kibir gözü ve gönlü köreltmişti.”

Medya sağ olsun her gün manşetlerde ve ekranlarda istesek de istemesek de gözümüze soka soka Erdoğan’ı dinletiyor. Ecdadın at sırtındaki seferlerinden, hareme kadar Türk Milli Eğitim Sistemi’nin ders kitaplarında okuttuklarını bir öğretmen edası ile topluma şırınga ediyor. Ancak bir şey unutuyorlar; İnsanların çoğu 40 yıl önce yazılan “yalan söyleyen tarih” ve Çetin Altan’ın ”tarihin saklanan yüzü” kitabını 15 yıl önceden çoktan okumuşlardı. Herhalde Danışmanların haberi olmadığı için Başbakan’ı dinleyenlerin büyük çoğunluğunun bıyık altında güldüklerini göremiyorlardı.

Kendilerinin inandığı tarihe bizlerinde inanmasını isteyen bir lider ile Türkiye ilk kez karşılaşmıyordu. İyi de teknolojinin bu denli geliştiği; birkaç harf yazılarak olmadık bilgilere Google’de ulaştığımız bu çağda bir danışmanı çıkıp başbakana doğru bilgi veremiyor mu?

İdam, sindirme, gözaltı, tutuklama, korkutma, soruşturma, dokunmazlık kaldırma, tehdit, posta koyma ile Kürd sorununu, komşuların meselesini hal edeceğini, muhalefetin sesini kısacağını; ülkeyi askeri kışla yerine sivil kışlaya çevirterek 72 milyonu “tek” adam istedi diye inandıracağını ve ikna edeceğini mi sanıyor? Ya da ben nasıl bir Kürd ve yaşam istersem öyle yaşarsınız dayatması ile her şeyi hal edeceğini mi umuyor?

Kimse konuşmayacak, kimse yazmayacak, hatta kimse düşünmeyecek öyle mi? Medyada bir nebze görüş bildireni anında kapının önüne koyuyor. “Zorunlu din dersi insanları dinden soğutur” diyen yazar Hilal Kaplan’ın; aydın kafanı örttüğü başörtüsü için “biz henüz özgür olmadık” diyen grubun içinden yer alan bir Müslüman kadının ziyaret için kilisede çekilmiş resmiyle karalayan yandaş medya ile AKP nereye koşuyor dersiniz?

Erdoğan’ın getirmek istediği sistem buysa “başkanlık” ya da “tek” adamlık geldiğinde kim bilir nerelere doğru sürükleneceğiz. Söz verdiği “ana dilde savunmayı” ertelemesi de böyle bir şey. Bu yüzden yalnız dindar Kürdler değil, dindar Türkler de iktidar için siyasetin nereye kaydığını fark ederek Başbakan Erdoğan’ın gidişinden endişe duyuyorlar. Haliyle bu durum Erdoğan’ı çok öfkelendiriyor. Keşke biraz sakin olsa da devirdiği çamları görse.

Öyle ya öfkeyle kalkan zararla oturur, bizden söylemesi. 

UFKUMUZ.COM

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.