1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Devletçi kapitalizm geri mi geliyor?
Devletçi kapitalizm geri mi geliyor?

Devletçi kapitalizm geri mi geliyor?

A+A-
BBC"den ekonomi editörü Paul Mason, yaşanan kredi krizini "devletçi kapitalizmin modern bir versiyonuna geçiş" olarak tanımlıyor. London School of Economics"ten bir profesörün Willem Buiter"in yorumu ise daha keskin: Bildiğimiz şekliyle Amerikan kapitalizminin artık sonuna gelinmiştir

Geçen hafta kabus dolu bir hafta geçiren Wall Street, ekonomistler ve siyasetçiler tarafından eleştiri oklarını üzerine topluyor. Bankaların devlet müdahaleleriyle kurtarılması, banka birleşmelerine hükümetlerin aracılık etmesi, riskli varlıkların devlet tarafından teminat olarak kabul edilmeye başlanması ve böylece uzayıp giden bu liste artık sorgulanıyor. Tüm bunlar, sistemik ve ideolojik tartışmaları da beraberinde getiriyor: “Müdahaleci kapitalizm devri mi başlıyor?” veya "kapitalizmin sonu mu geldi?" tartışmaları. Son olarak Amerikan Merkez Bankası"nın (Fed) dev sigorta şirketi AIG"yi devralması, İngiltere"de HBOS ve Lloyds TSB bankalarının birleşmesine hükümetin arabuluculuk etmesi, bu tartışmaları İngiltere"de de ister istemez beraberinde getirdi. İngiltere"de Northern Rock emlak kredi kuruluşu, ABD"de Fannie Mae ve Freddie Mac vakalarının yanında 11 Amerikan mevduat bankası şu anda kamusal mülkiyette ya da "kamusal vesayette" denilebilir.

"Yeni versiyona geçiş"
BBC"den ekonomi editörü Paul Mason, bu durumu "devletçi kapitalizmin modern bir versiyonuna geçiş" olarak tanımlıyor. Mason, yaşananları “1930"lardan bu yana yaşanan en büyük sistemik risk” olarak tanımlıyor. Mason, "finansal piyasaları izlemenin, dinamikleri anlamanın hiçbir faydası bulunmadığını; şu anda gerçekten bu konuda insanlara rehberlik edebilecek tek şeyin kanun koyucular olduğunu, onların ani ve tahmin edilemez kararları ve eylemleri ile işlerin yürümekte olduğunu" belirtiyor. Elbette bunun da bir anlamda "sosyalizmi çağrıştırdığı" söylenebilir, pekçok yorumcuya göre.

"İngilizler ideolojiye daha sadık"
Yine BBC"den Paul Mason"a göre, 1930"lardaki durumla bir paralellik de İngilizlerin ideolojiye Amerikalılara göre daha sadık olması. Lloyds, İngiltere"nin en büyük konut kredisi kuruluşu ile birleşmişti. Mason, “Amerika"da duruma uygun doğaçlama tedbirler hayata geçirilirken İngilizler devlet müdahalesinde daha çekingen davrandılar” diyor.

"Oyunun kuralları değişiyor"
Financial Times"da ise geçen çarşamba günü çıkan bir yazıda, "Artık oyunun kuralları değişiyor" ifadesi yer almıştı.
Bu yazı, hükümetin yaklaşımını başka bir açıdan ele alıyordu: “Lehman Brothers"ın çökmesine izin verildi. Ve bu aslında yetkililerin halkın parasıyla banka kurtarmaya çok istekli olmadıklarını gösteriyor. Ama AIG sigorta şirketinin batmasına izin verselerdi bu, domino etkisiyle, AIG tarafından sigortalanmış pek çok bankanın da batmasına yol açabilirdi. Şu anda hükümetler kriz yönetimi ile meşgul. Bu yüzden şu anki tavırlarla bütünü değerlendirmek yanlış olabilir. Ancak bir sonraki adımda sadece hakemlik yapmanın ötesine geçmiş devletlerin bu durumda ne kadar kalabilecekleri gibi bir sorun var.”

"Nerede yanlış yapıldı?"
Ancak yine Financial Times"dan bir yazarın, Martin Wolf"un değerlendirmesine göre, mali piyasaların hafifçe regüle edildiği dönemin artık sonuna fazlasıyla yaklaşılmış durumda. ABD, ülkenin en büyük sigorta şirketi AIG"yi devralmayı tercih etti. “O cesur Amerikan finansal sistemi gözlerimizin önünde eriyip gidiyor” diyen Wolf “Nerede yanlış yapıldı?” sorusuna da şu karşılığı veriyor: “Uzun dönemli hızlı büyüme, düşük enflasyon, düşük faiz oranları ve makroekonomik istikrar, bir rahatlık havası getirdi ve risk iştahını artırdı. Yani istikrar, istikrarsızlık getirdi. Müdahale edilmeyen piyasalara olan aşırı güven, sistemin tuzağa düşmesine yol açtı. Peki en kötüsü geride kaldı mı? Kesinlikle hayır.”

"Kapitalizmin sonu"
London School of Economics"ten bir profesörün Willem Buiter"in yorumu ise daha keskin: “Bildiğimiz şekliyle Amerikan kapitalizminin artık sonuna gelinmiştir.” Buiter, “Madem tüm bunlar olacaktı, o zaman neden bu türden faaliyetleri tamamen kamusal mülkiyete almıyoruz” sorusunu biraz da espriyle karışık soruyor. LSE Profesörü, “Esasen mevduat garantisi olmasa özel bankacılık da mevcut olamazdı” şeklindeki eski tartışmalara gönderme yapıyor. Profesör Buiter son olarak da “Ekonominin finansallaşmasından, finansın sosyal(ist)leşmesine geçiyoruz” diyor.

"Yeni dünya düzeni"
Yine BBC"den bir ekonomi editörü, Robert Peston da kredi sıkışıklığı ile başlayan bu dalgalanmanın ya da çalkantının bankacılık ve finans kesimi için artık geri dönülemez bir şekilde yeni bir dünya düzeni yaratmakta olduğunu belirtiyor.
Peston, “Risk almayan, muhafazakar kuruluşlar artık yeni süper güçler olacak” diyor. Robert Peston, bu koşullarda, Bank of America, JP Morgan, HSBC, Santander ve hatta İngiliz Lloyds TSB"nin piyasada üstünlük elde ettiğini söylüyor.
BBC editörü Peston, Çin"in eğer finansal sistemini doğru yönetebilirse, ABD ve İngiltere"nin neredeyse tüm finansal sistemine sahip bile olabileceğini yazıyor.

(Radikal-BBC)
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.