1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Devlet Terör Örgütü
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Devlet Terör Örgütü

A+A-

Bu başlık altında yazı yazmayı düşündüğümde henüz Şırnak olayı olmamıştı. Kaza gibi gözüken bu olay, kasten işlenen cinayetlere benziyor, yakın ve orta geçmişte işlenen öldürme hadiselerini anımsatıyordu.

Genelkurmay'ın açıklamasına baktım, öldürülen insanların yakınlarından ve halktan bir özür dileme ihtiyacı duymamışlardı. Hatta üzüntülerini bile ifade etmemişlerdi. Bu nasıl bir kaza ki, özür ve üzüntü bile dile getirilmemiş?! İnsan yanlışlıkla birine çarpsa bile, nezaket gereği özür diler. 35 insan öldürülüyor ve bir özür dahi dilenmiyor.

Ak Parti Genel Başkanı Hüseyin Çelik çıkıyor kameraların karşısına. Üzüntülerini dile getiriyor ama o da özür dilemiyor. Hadi askeri anlamak mümkün, peki iktidar partisi ve siyasi sorumlular neden özür dilemedi? Yoksa Kürtlerin yanlışlıkla öldürülmesi özür dilemeyi gerektirmeyecek kadar basit mi? Kürtlerin canı bu kadar mı ucuz?

Hüseyin Çelik, soruşturma tamamlandığında gereken yapılacak dedi, göreceğiz. Bu olayın takipçisi olacağız.

Ölenlere rahmet, yakınları için de sabır ve selamet diliyoruz.

Bu canhıraş olay ile ilgili şimdilik bu kadarlıkla yetinip devlet terörü konusuna geri dönelim.

Siyasi ve sosyal bilimlerle ilgilenmeyen sıradan bir insana bile terör örgütüyle devlet örgütü arasındaki fark sorulsa, aklından geçecek ilk şey, bu iki kavramın birbirine zıt olduğu şeklinde olacaktır. Ne var ki, gerçekler, bilgelerle avamın zihninde tasavvur edilen anlamdan farklıdır.

Devlet terör yapar mı, devlet terör örgütü gibi davranır mı, devlet terör örgütüne dönüşebilir mi gibi soruları hem teorik hem de kendi gerçekliğimiz bağlamında irdelemekte yarar vardır.

Potansiyel güç bakımından bütün devletler, en büyük terör örgütü olmaya adaydır. Çünkü devlet (I) en büyük örgütlenme imkanına, (II) en fazla insan gücüne, (III) en büyük askeri güce, (IV) en kalabalık silahlı elemana, (V) en gelişmiş istihbarat teşkilatlarına, (VI) en gelişmiş teknolojik imkanlara, yasama, yürütme ve yargı güçlerine sahiptir. Devlet, bir terör örgütünün ihtiyaç duyduğu imkanların yüzlerce katına maliktir. Muazzam imkanlara sahip olan devlet, bir terör örgütü mantığı ve yöntemiyle hareket etmeye başlarsa, dev bir terör örgütü ortaya çıkar. Yol açacağı facia da, bir örgütün yapacaklarını kaç misline katlar.

Devlet ile örgüt arasındaki fark, devletin kanuna değil, hukuka bağlı olması ve sahip olduğu imkanları hukuk ve adalet ölçüleri içerisinde kullanmasıdır.

Devletler iki şekilde terör örgütüne dönüşebilir:

Birincisi, hukuk adına çıkaracağı keyfi yasalar ve o yasalara dayanarak işleyeceği cinayetlerle terör örgütüne dönüşebilir. Bir devlet, hukuk ve adalet ile bağdaşmayan yasalara dayanarak insanları öldürüyorsa, o devletin mekanizması bir terör örgütü gibi işliyor demektir. Çünkü haksız yere, adalete ve hukuka aykırı bir şekilde insanların öldürülmesi terördür; devlet ve kanun adına olsa bile.

Kadim zamanlardan modern zamanlara ve post modern zamanlara kadar dünyanın her yanında bu türden terör devletlerinin çarpıcı örnekleri vardır. Yakın tarihten Joseph Stalin, Jorge Vidala, Tito, Adlof Hitler, Franciso Franco, Benito Mussolini, Saddam Hüseyn, Hafız Esad, Beşşar Esad, Kaddafi ve kendi diktatörlerimiz gibi küçük bir kısmını hatırlatmak mümkün. Bunların tümü devlet başkanı sıfatı altında devlet denen kocaman bir terör örgütünün yöneticisi gibiydiler. Kimilerinin öldürdüğü insan sayısı on milyonların üzerindeydi. Devlet, terör örgütüne dönüşünce, onun öldüreceği insan sayısı da milyonun altında olmaz doğal olarak.

Devletin terör örgütüne dönüşmesinin ikinci şekli, devletin kendisinin belirlediği ve devleti hukuk ile tahdit eden hukuk kurallarını ve yasaları atlayıp keyfi adam öldürmesi, insanları tehcire zorlaması, mallarına el koyması ve haraç alması gibi terör örgütlerinin yöntemlerine başvurması şeklinde tezahür etmektedir.

Bu gruptaki devletler, kendi halkına karşı çıkarttıkları baskıcı yasalarla yetinmez ve tatmin olmazlar. Yasaları da bazı iç ve dış nedenlerden ötürü daha baskıcı hale getiremeyince, çözümü yasaların dışına çıkmakta görürler. Hukuk ve yasları temsil etmesi gereken devlet, resmen yasa dışı yol ve yöntemlere yönelir.

Türkiye'de devlet terörünün her iki türüne dair çok sayıda örnek yaşanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında halk tabanından yükselen tepkilerin kanlı bir şekilde bastırılması, Dersim ve Zilan katliamları devletlerin kendi halkına karşı işlediği terör eylemlerinden başka bir şey değildir.

Cumhuriyetin bidayesinden birkaç yıl öncesine kadar da ikinci türden sayısız olay yaşanmıştır. Devletin yasa dışına çıkması öyle bir sınıra ulaştı ki, devlet içinde devlet, devlet içinde çete, devlete karşı devlet sınırına kadar ilerledi.

Asker-Polis-MİT üçgeninde terör-çete karışımı yapılanmalar oluştu ve bu yapılanmalar en üst düzey yetkililer tarafından doğrudan veya dolaylı bir şekilde sahaya sürüldü. Muhalif olan insanlar, genç yaşlı, kadın erkek ayrımı yapılmaksızın faili meçhul bir şekilde infaz edildi, öldürüldü.

Terör örgütüne dönüşen, karanlık işlere bulaşan, ürkütücü cinayetler işlemeye başlayan birimler ve onları yönlendirenler, devlet kademelerindeki görevlilere de yöneldi. Sonra da birbirlerini öldürmeye başladı. Bütün bu kirli işlere bulaşan devlet, terör örgütünden farksız bir hale geldi.

Terör örgütüne dönüşmüş devlet, hukuk devletine dönüşmediği sürece başkalarından şikayet edemez, başkalarının teröründen şikayetçi olamaz. Önce kendisi temizlenmeli ki, başkalarından da beklentisi olsun.

Devletin işlediği cinayetlerin henüz yüzde kaçı açıklandı belli değil. Devlet terörden arındırılabilecek mi, suçlular cezalandırılacak mı kesin değil. Devlet terörüne azmettirenler, devletin hangi makamlarında yer alıyordu? Azmettirenlerin kararı kişisel mi kurumsal mıydı?

Henüz dokunulmamış, açığa çıkarılmamış çok bakir alanlar var.

Eşref Bitlis ve ona yakın subayları kim öldürdü?

Bir devlet düşünün ki, kendi generallerini terör ediyor.

Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan'ı kim terör etti?

Kendi emniyet müdürünü terör eden devlet, vatandaşına ne yapar?

Zamanın başbakanı Özal'ı milyonlar izlerken vuran adamın azmettiricisi kimdi?

Bu olaylar neden aydınlatılamıyor? Çünkü devrim olur da ondan. Devlet terör örgütü gidip yerine hukuk devleti gelir de ondan.

Bu olaylar aydınlatılırsa, geçmişteki genelkurmay başkanları, başbakanlar ve cumhurbaşkanları yargı önüne çıkmak ve cezaevine gitmek zorunda kalacak.

Demokratik rejimlerde yeri olmayan Milli Güvenlik Kurulu üyeleri terör suçundan yargılanacak.
Cumhurbaşkanı, başbakan ve genelkurmay başkanı terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan yargılanacak.

Ak Parti iktidarı devleti arındırma ve hukuk devletine dönüştürme kararını bu düzeye kadar çıkarabilir mi? Buna gücü yeter mi? Bunu yapmak ister mi? Henüz belli değil.

Cumhuriyetin ilk yıllarında işlenen katliamlarla yüzleşilmedikçe ve özellikle son otuz yılda işlenen faili meçhul cinayetler gerçek azmettiricileriyle birlikte aydınlatılmadıkça gerçek bir hukuk devletine geçilemez ve devlet terörü tehlikesi esastan bertaraf edilemez.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.