1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Devlet laik degil ki
Devlet laik degil ki

Devlet laik degil ki

A+A-

Kapatma davalarında bir ilk
AKP’ye kapatma istemini reddeden, ancak 1’e karşı 10 oyla hazine yardımı kesintisine hükmeden Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Gerekçe, ‘AKP laiklik karşıtı odak, ancak eylemleri kapatılmayı gerektirecek kadar yoğun değil’ diyen dört üyenin görüşüyle şekillendi.

‘AKP büyük tehlike kapatılsın’ diyen altı üye ile ‘dava tümden reddedilsin’ diyen Başkan Haşim Kılıç buna karşıoy yazdı. Gerekçe, bu nedenle de RP ve FP’ye kapatma kararlarında olduğu kadar davalı AKP’ye sert, ve ‘şeriatı amaçlıyor’ gibi ağır iddialar içermedi.

Anayasa Mahkemesi bu kararıyla ilk kez bir parti kapatma davasında lehte deliller toplanmasını zorunluluk haline getirdi.

400 İDDİADAN 30’U • AKP’nin “demokratik ve laik cumhuriyet” ilkesine aykırı söz ve eylemlerin sayısı davayı açan Yargıtay Başsavcısına göre 400’ü aşkındı.

Ancak Anayasa Mahkemesi, bunlardan yalnız 30 kadarını ceza kararına gerekçe yaptı.

Mahkemenin eylemlerini laikliğe aykırı bulduğu AKP’liler arasında ilk sırayı 12 eylemle Başbakan ve AKP lideri Erdoğan aldı. Erdoğan’ın “Kişiler laik olmaz,” “Laiklik din olursa aynı anda Müslüman olunamaz,” “Kızlarım başını örttükleri için Türkiye’de okuyamadı” ve “türban velev ki siyasi simge” dediği konuşmalar kararda önemli yer tuttu. 

11 AKP’Lİ SAKINCALI • Mahkeme, hazine yardımı kesintisi yaptırımına giderken, merkeze yine başörtüsünü koydu. Başbakan dahil 11 AKP’li siyasetçinin beyanlarını laiklik karşıtı bulan mahkeme, cezaya gerekçe yaptığı ‘diğer eylemler’ başlığı altında ise türbana özgürlük girişimi, imam-hatiplilerle ilgili katsayı sorununa çözüm ve Kuran kurslarına yönelik yaş sınırının kaldırılmasını hedefleyen çalışmaları saydı.

Anayasa Mahkemesi, AKP’nin bu konulardaki beyan ve eylemlerini neden laikliğe aykırı bulduğunun, bunların toplamının neden ‘odak’ tanımına esas alındığının gerekçesini de şöyle anlattı:

TOPLUMSAL TALEPLER, ANCAK •  Başörtüsü yasağı, Kuran kurslarına yönelik yaş kısıtlaması ve imam hatip liselerine uygulanan katsayı sınırlamasının kaldırılmasına yönelik toplumsal taleplerin bulunduğu görülmektedir.

Bu sorunlar AKP tarafından toplumda ayrışma ve gerginliklere yol açacak düzeyde siyasetin temel sorunu haline dönüştürülmüş, toplumun dinsel konulardaki duyarlılıkları yalın siyasal çıkar amacıyla araçsallaştırılmış, toplumun temel ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarının siyasetin gündeminde yer alması güçleşmiştir.

LAİKLİK YOKSA DEMOKRASİ YOK • Özgürlükleri yok etmeyi amaçlamayan bir siyasi parti kapatılmaz. Laikliği reddeden düzenlerin demokratik olarak nitelendirilmesi olanaksızdır.

Partiler dinsel özgürlük talepleriyle ilgili politika belirleyebilir ancak dinsel duyguları siyasal mücadele aracı haline getirerek toplumda dinsel talep ekseninde ayrışmalara yol açması laiklikle bağdaşmaz.”

LEHİNE KANITLARA DA BAKARIM • Gerekçeli kararda, kapatma davalarında yalnızca partiler aleyhine değil, lehine kanıtların da toplanıp değerlendirilme-sinin zorunlulu- ğuna değinildi. Ardından da AKP’ye neden kapatma yerine hazine yardımı kesintisine karar verildiği şöyle anlatıldı:


GİZLİ GÜNDEMİ YOK • İddia makamı tarafından davalı partiye isnat edilen laiklik karşıtı eylemlerin çoğunluğu 22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce gerçekleşmiştir.

Bu eylemlerle birlikte, iktidarda olan davalı partinin tüm icraatları kamuoyunun bilgisi dahilindedir. 22 Temmuz seçimlerinde davalı parti seçmenlerin yarıya yakınının oyunu aldığına göre, halkın davalı partiye onay verdiği görülmekte, buna dayalı olarak demokratik ulusal iradenin yasama ve yürütme görev ve sorumluluğunun davalı parti tarafından yürütülmesi yönünde somutlaştığı anlaşılmaktadır.

KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK • Davalı partinin iktidarı döneminde Türkiye’nin temel dış politikası haline gelen AB’ye giriş çabası sürdürülmüş, hukuksal ve siyasal reformlara hız verilmiş, Anayasa’da ve yasalarda esaslı değişiklikler yapılmıştır.

Bu çerçevede ölüm cezası kaldırılmış, uluslararası insan hakları sözleşmelerine yasaların uygulanmasında öncelik tanınarak ulusal uygulamaların uluslararası insan hakları standartlarına uygunluğu sağlanmıştır.

Kadın-erkek eşitliğinde ileri bir aşama olan pozitif ayrımcılık temel bir anayasal ilke olarak kabul edilmiştir. Davalı partinin sahip olduğu iktidar gücünü ülkenin çağdaş batı demokrasileri standardına kavuşması yönünde kullandığı açıktır.”

ŞİDDET YOKSA KAPATMA DA YOK • Gerekçeli kararda, şiddet kullanmayan, bunu teşvik etmeyen partilerin kapatılmayacağı gerekçede şöyle yer aldı:

“Üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması amacını taşıyan yasanın laiklik ilkesine aykırılık nedeniyle iptal edilmesinin ardından davalı parti seçmen kitlesini eyleme ve şiddet hareketlerine teşvik etme gibi, üstlendiği iktidar gücünü bu yönde kullandığına ilişkin delile de rastlanılamamıştır. Davalı partinin demokrasiyi ve laik devlet düzenini şiddet kullanarak tahrip etme amacı, bu amacı somutlaştıran eylemleri ve elindeki iktidar olanaklarını şiddet doğrultusunda kullandığına ilişkin veriler saptanamamış, bu eylemler kapatmayı gerektirecek ağırlıkta görülmemiştir.”

BAŞKANINDAN MAHKEME’YE LAİKLİK DERSİ
AKP’ye atılı eylemlerin laikliğe aykırı olmadığını savunan Kılıç, davanın tümden reddini isterken Türkiye’de devlete egemen olan resmi laiklik anlayışının çelişkilerine dikkat çekti. Başkan Kılıç’ın kapatma olmasa bile AKP’ye para yaptırımı kararını özgürlüklerin daraltılması olarak yorumladığı karşıoy yazısında şu görüşler yer aldı: 

BİZE ÖZGÜ DEMOKRASİ OLMAZ • Bir türlü yakalayamadığımız uluslararası çağdaş ölçüler yerine bize özgü demokrasi, laiklik ve hukuk devleti anlayışı ve bu değerlerin dar bir alanda yorumlanması bu sonucu ortaya çıkarmıştır.

Türkiye’de devletin dinle ilgisini kesmediği açıktır. (zorunlu din dersi ve Diyanet İşleri Başkanlığı örnekleri) Belirtilen düzenlemeler, Türk halkına verilen dinsel içerikli eğitim, öğretim, kurs ve uygulamalarla hayata geçirilmiş, bireyler buradan aldıkları dini kültürle dini yaşamalarına yön vermişlerdir.

Verilen bu kültürle davalı partinin aldığı cezanın dayanağı olan başörtüsü, imam hatip liseleri ve Kuran kurslarına ilişkin söylemleri arasında ciddi bir bağlantı vardır...

Bir siyasi parti, dinsel bir inancı benimseyemez ya da onun propagandasını yapamaz. Devletin düzeninin din kuralları ile yönetilmesine ilişkin taleplerle ilgilenemez.

Ancak, bu inanç ya da dinsel öğretinin dış dünyaya yansıması ile bağlılarının ihtiyacı olan özgürlük alanı ile ilgilenmesi de engellenemez. İlgi duyulan din değil özgürlüktür.

Siyasi partilerin yaptığı da bu özgürlüğün sözcülüğüdür.

Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi siyasi parti kapatma davalarında demokrasinin, laikliğin ve hukuk devletinin temel ögelerinin partilerce reddedilip edilmediği, partilerin demokratik ve laik hukuk devletine düşmanca tavrının olup olmadığı, insan onurunu aşağılayan amacının varlığı ya da farklı düşünenlere hoşgörüsüzlük konularında inceleme yapmak zorundadır.

Başka bir anlatımla, demokratik düzen reddedilmeden laikliğin somut düzenleniş ve uygulanış biçimine aykırı söylemler şiddet içermedikçe ifade özgürlüğünün güvencesi altındadır.

PAKSÜT VE ARKADAŞLARI  LAİKLİKLERİ FARKLI
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün de aralarında bulunduğu altı üye karşıoy yazılarında mahkemenin para cezasını yeterli bulmayıp, ‘laikliğe karşı odak’ suçlamasından AKP’nin kapatılmasını istedi. Bu görüşlerini de şöyle gerekçelendirdi:

Anayasa’nın 2. maddesinde Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan laiklik ilkesine aykırı fiillerin işlendiği bir odak haline geldiği saptanan Parti’nin, sahip olduğu oy potansiyeli ve TBMM’de sağladığı çoğunluk bu Parti’nin, demokratik siyasi yaşam için oluşturduğu tehlikenin büyük boyutlara ulaştığını göstermektedir.

Davalı partinin Anayasa Mahkemesi kararlarıyla anlam ve içerik kazandırılan laiklik tanımlaması yerine farklı bir laiklik anlayışını savunarak, Anayasa’da Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer alan laiklik ilkesini geçersiz kılmaya yönelik yoğun çabaları, amacını gerçekleştirme konusundaki kararlılığını ortaya koymaktadır.

GEREKÇE TAMAM SIRA TAHSİLATTA
Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yle ilgili gerekçeli kararını yayımlanmasının ardından sıra, para cezasının tahsilatına geldi. Mahkeme kararına göre, AKP’nin 2008 yılı için aldığı devlet yardımının yarısı olan yaklaşık 22.8 milyon YTL, Hazine’ye aktarılacak. Bu işlem için Maliye Bakanlığı’nın harekete geçmesi bekleniyor.

Anayasa Mahkemesi, ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı’ tespiti yaptığı AKP hakkında kapatma yerine hazine yardımının yarısının kesilmesi yaptırımına hükmetmişti. Bu yaptırım, gerekçeli kararın sonuç bölümünde şöyle açıklandı:

“Anayasanın 69. maddesinin yedinci fıkrası ile Partiler Yasası’nın 101. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı partinin almakta olduğu yıllık devlet yardımından bu kararın Resmi Gazetede yayımlandığı yıla tekabül eden miktarının yarısı oranında yoksun bırakılması, yardımın tamamı ödenmişse aynı miktarın hazineye iadesine karar verilmesi gerekir.”

taraf

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.