1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. 'Devlet Kürtlerden özür dilemeli'
'Devlet Kürtlerden özür dilemeli'

'Devlet Kürtlerden özür dilemeli'

Cumartesi Anneleri\'nin bu haftaki eyleminde 1994 yılında gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan\'ın akıbetini soran eşi Halime Aydoğan, \"19 senedir arıyorum bekliyorum. Kulağım toplu mezarlarda. O kemikleri çıkarmasalar da toprak atar\" dedi.

A+A-

Faili meçhul cinayetlere kurban giden ya da kaybedilen yakınlarının bulunması ve faillerinden hesap sorulması için adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri, oturma eylemlerinin 453'üncü haftasında da "Failler belli kayıplar nerede" pankartı ve kaybedilen yakınlarına ait fotoğraf ve kırmızı karanfillerle Galatasaray Meydanı'nda buluştu. 1994 yılında Mardin'de kaybedilen Nihat Aydoğan'ın akıbetinin sorulduğu bu haftaki eyleme, Yüksekova'dan gelen kayıp aileleri de katıldı. Eylemde ilk sözü, Yüksekova'da kaybedilen Abdullah Canan'ın oğlu Vahap Canan aldı. Babasının kaybedilmeden önce gözaltına alınarak isminin yanına çarpı işareti konulduğunu belirten Canan, "Her annenin, her kardeşin, her babanın yüreğinde büyük bir acı söz konusu. Bu olaylar bizi derinden etkiledi" dedi. Kızının kendisine "Baba annemin babası var, senin baban nerede?" diye sorduğunu belirten Canan, "Bu cevabı verilemeyecek bir soruydu" dedi. Canan, "Susurluk Komisyonu'nda katilimiz Mehmet Emin Yurdakul ile yüz yüze geldiğimizde benden kaçtı. Siz katlederken hiç mi korkmadınız da şimdi korkuyorsunuz?" diye sordu.
 
'Umarım babamın bir mezarı olur'
 
Eylemde söz alan 1994 yılında Mardin'de gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan'ın eşi Halime Aydoğan ise, eşinin 19 yıl önce gözaltına alınarak kaybedildiğini hatırlatarak, "Savcıya dilekçe verdim savcı 'PKK'ye katılmış' dedi. Karakol, 'dağlarda ara biz bıraktık' dedi" diye konuştu. "19 senedir arıyorum bekliyorum. Kulağım toplu mezarlarda. O kemikleri çıkarmasalar da toprak atar" diyen Aydoğan, ailelerin her koşulda adalet arayışlarına ve eylemlerine devam edeceklerini söyledi. Aydoğan, "Biz gezmeye mi geliyoruz buraya? Devlet görmüyor mu? Gelin bakalım burada ne var? Utanıyor musunuz? Korkuyor musunuz?" diye sordu. Nihat Aydoğan'ın kızı Nejbir Aydoğan da, "Belli bir yaşa kadar babamın kayıp olduğunu bilmiyordum, Almanya'da çalıştığını sanıyordum. Öğrenince hep bunun acısı ile yaşadım" dedi. Mücadelelerinin devam edeceğini ifade eden Aydoğan, "Umarım babamı götürdükleri gece annemin, benim çığlıklarımız kaybedenlerin rüyalarına giriyordur. Umarım babamın bir mezarı olur" diye konuştu.
 
'Devlet Kürtlerden özür dilemeli'
 
Haftanın açıklamasını ise, İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına avukat Gülseren Yoleri okudu. Yoleri, 90'lı yıllarda, topluma dayatılan tekçi, inkarcı, asimilasyoncu politikalara itirazı olan sosyalistler ve Kürtlerin "Türkiye'nin iç güvenliğini tehdit eden düşmanlar" olarak görüldüğünü belirterek, Mardin'in Midyat ilçesinde Doğançay Köyü'nde yaşayan Nihat Aydoğan'ın da bunlardan birisi olduğunu ifade etti. 1994 yılında evine gelen çok sayıda özel tim, asker ve korucu tarafından evi basılan Aydoğan'ın, elleri bağlanarak dipçiklerle dövüldüğünü ve gözaltına alındığını anlatan Yoleri, "Resmi makamlar, gözaltına alındıktan 29 gün sonra, nöbetçi savcılığa sevk edildiğini, ifadesi alındıktan sonra da serbest bırakıldığını söyledi. Ama Nihat Aydoğan'dan bir daha haber alınamadı" dedi. Yasal başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Yoleri, Aydoğan'ın kaybedilmesine ilişkin açılan soruşturma dosyanın da 2012 yılında kapatıldığını dile getirdi. 90'larda yaşananlarla yüzleşmeden demokratikleşmenin sağlanamayacağını belirten Yoleri, "Devlet, Kürt sorununun kaynağının, Kürtlerin varlığının ve haklarının inkar edilmesi olduğu gerçeğini resmi olarak açıklamalı ve Kürtlerden özür dilemelidir" dedi.

diha

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.