1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Devlet eğitmeli mi?
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Devlet eğitmeli mi?

A+A-

İnsan-Allah ilişkisinin doğru düzeylerde farkında olanlar “eğitim”in “eşref-i mahlûkat” olmaya aday insana karşı aşağılayıcı ve eğitici gücün saldırısı olduğunu bilir.

İnsan bir işlemden geçirilecekse -ki biz buna ‘terbiye ve edeb’ deriz- bunun ebeveynin inisiyatifinde olması gereken “ahlakî” süreç olması gerekir. Ne var ki kadim zamanlardan beri filozoflar ve iktidar sahipleri insanı avuçlarının içine aldıkları balmumu gibi “eğitme”yi istemişlerdir. Eğitim, “öğretim”le karıştırılarak insanın zihin dünyasında ve davranışlarında kalıcı izler bırakmayı, dolayısıyla onun motivasyonlarını ve hareketlerini determine etmeyi hedefler. İnsana yakışmayan, böyle bir işlemden geçirilmesidir.Eflatun’un tasarladığı “ideal devlet (cumhuriyet)”te vatandaşlar 20, sivil-asker görevliler de 35 yaşına kadar zorunlu eğitimden geçirilirler. Faşist ve komünist devletler Eflatun gibi eğitime anlam yüklemişlerdir. Ancak liberal devlet de bu işlemden kopuk değildir. Kişi özgürlüğünü esas alan J. S. Mill, insana dışarıdan müdahale olan eğitime itiraz etmez. Hatta kapitalist iktisat ve siyaset düzenine paralel liberal düşüncelerin gelişmesinden sonra “formel ve zorunlu eğitim”in yaygınlık kazandığını söylemek mümkün. Zorunlu eğitim eski Sparta’da kısmen uygulanmışsa da ulus devletle beraber “eğitim”in yeni bir olgu olduğu anlaşılmaktadır. Modern olanın ilk örneğine “17. yüzyıl ortalarında bir grup Püriten girişimcinin kurduğu Massachussetts Bay Koloni’de rastlıyoruz.” Fakat zorunlu eğitimin sistematik hale gelmesi 19. yüzyılda görülür.  1805 Jena savaşında Prusya Napoleon orduları karşısında yenik düşünce Fichte, yenilginin sebebini emirlere itaatsizlikte bulur ve tartışmasız itaat ve disiplin için eğitimi öngörür. Böylelikle Prusya’da zorunlu eğitim 1819’da başlar. Diğer Avrupa ülkeleri militarist Prusya’yı takip eder. Amerika’da 1852’de görülür. Osmanlı’da eşzamanlı olarak 1843’te Sultan Abdülmecid bütün çocukların “sıbyan mektebi”ne gönderilmesi için ferman çıkarır.

Modern eğitimin felsefî temeli Eflatun’un ideal devletin eğitilmiş vatandaşına, Fichte’nin emirlere itaat etme ve disiplin teşkil etmesine dayanır. Eğitimi bizzarure homojen toplum, tek tip insan ve farklılıklara kapalı ulus var etme hedefine yöneliktir. Sparta’da aristokrat sınıf eğitilirken modern ulus devlet bütün ulusu eğitim menzili içine alır. Eğitimin görünmez muhtevası içinde militarizm esaslı bir unsurdur. Eflatun eğitimde “müzik ve atletizm”e merkezî önem veriyordu, hâlâ okullarımızda “müzik ve beden eğitimi” dersleri varlığını korumaktadır. Kaba yöntemlerle yürütüldüğünde eğitimin yol açtığı büyük fecaatlar Sovyetler’de açıkça gözlendi. Komünist dönem boyunca sert ideoloji enjekte edildi; sosyal bilimler gelişmedi, Sovyet insani felsefi bir derinliğe sahip olmadı –büyük entelektüeller, mesela Tolstoy, Dostoyevski Çarlık döneminin insanlarıdır. Tek bir entelektüel çıktı, Soljenistin, o da sistem muhalifiydi-, halklar-kavimler kendi anadillerini unuttu; politeknik-pozitif bilimler eğitimden geçenler derinliği olmayan kalın bir aydın tabakası oluşturdu. Modern eğitim sadece insanın haysiyetiyle değil, “demokratik iddia” ve temel politik varsayımlarla da çatışma halindedir.

Temel yönelimi itibarıyla modern eğitim insanın varoluşsal amacı ve ihtiyacına cevap vermiyor, insanı doğal aidiyetlerinden koparıp devasa bir aygıta bağlıyor. Devlet toplumu son ferdine varıncaya kadar eğitimden geçirmeye çalışırken, ruhu görmezlikten geliyor; “yasalara saygılı-uysal yurttaş, meslekî formasyon için geliştirilmiş zekâ” temel hedef olduğundan varoluşsal olan ıskalanıyor. Böyle olunca en başta “din”, sonra medya, popüler kültür, sektler, sapkın akımlar söz konusu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Karşıt ulusal, ırkçı, ayrılıkçı hareketler de belli kimliği dayatan ulus formunun yol açtığı sorunlardan besleniyorlar.

Bir Müslüman’ın, İslamcının veya dinini ciddiye alan bir muhafazakârın verili eğitimi temellük etmeyi bir kenara bırakıp devletin tamamen eğitimden elini çektiği sivilleşme üzerinde yoğunlaşması gerekir. Hep beraber “eğitim” ile “öğretim”in arasını dikkatlice ayırarak şu sorunun cevabını arayalım: Devlet eğitmeli mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.