1. YAZARLAR

  2. Altan TAN

  3. DEVLET AYDINLARI VE DEVŞİRME KÜRTLER
Altan TAN

Altan TAN

Altan TAN
Yazarın Tüm Yazıları >

DEVLET AYDINLARI VE DEVŞİRME KÜRTLER

A+A-

Devlet aydını ne demek, aydın olan kişi ‘Devlet aydını’ olur mu?

Resmi ideolojilere, iktidarlara yaslanan adamlara bırakınız aydın demeyi, adam bile denir mi? İtirazlarınızı duyar gibiyim.

Haklısınız, ancak maalesef tarih ‘devlet aydınlarıyla’ dolu.

Sizin aydın-alim-bilim adamı tanımınıza uygun gerçek kişiler hayatları boyunca rahat yüzü görmediler.

Varlıklarını birilerinin varlığına armağan etmiş sanal kişilikler el üzerinde tutulurken onlar tarih boyunca hep itilip kakıldılar.

Keşke sadece itilip kakılsaydılar!

Dünyanın döndüğünü söyleyen Galile’den,

Sovyet diktatörlüğüne karşı çıkan Soljenistin’e;

‘Mansur Enel Hak söyledi,

Haktır sözü Hak söyledi’ diyen NESİMİ’den;

‘Selam verdim, rüşvet değildir deyu almadılar’

diyen FUZULİ’ye kadar tümünün kaderleri aynı oldu.

Büyük bir çoğunluğunun hayatı sürgünlerde, hapishanelerde, idam sehpalarında son buldu.

Sultanlara methiyeler sunan saray şairi BAKİ ile,

‘Gülelim oynayalım kam alalım dünyadan,

Mai tesnim içelim çeşmei nev peydadan’

diyen Nedim gibiler ise izzet-ü ikbal içinde yaşadı.

(Bizim tarih kitaplarına göre Nedim, Patrona Halil isyanında, damdan dama atlarken öldü), Yezid’in sarayında Hz.Hüseyin’in katline ferman hazırlayanların da,

3.Mehmed’in, saltanatı uğruna kundaktakiler de dahil 19 kardeşini öldürmesine fetva veren şeyhülislamının da başlarında sarıklar vardı.

Pir Sultan Abdal’ı idam eden Sivas Valisi Hızır Paşa da Osmanlı sarayında devşirilmeden önce Pir Sultan’ın talebesiydi.

Listeyi saymaya devam edersek kâğıtlar, kalemler yetmez.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok.

Gelelim Kürt devşirmelere.

Birçok ‘Devşirme’ tanımı var.

En genel ifadesiyle ‘devşirme’ kendi kimliğinden (dininden, dilinden, mezhebinden, sınıfından, kültüründen…) soyutlanarak varlığını bir başkasının varlığına armağan eden kişidir.

Devşirme bunu salt inandığı, doğru bulduğu için yapmaz.

Esas belirleyici faktör mevki, makam, para, şan, şöhret ve iktidar hırsıdır.

Kürt devşirmelerin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e; Cumhuriyet’ten günümüze kadar uzanan tarihleri oldukça renkli, yer yer traji-komik, çoğu kez de sonu göz yaşartıcı sahnelerle biten dramlarla doludur.

Keşke birileri bu oldukça renkli ve serencamlarla dolu tarihi yazsa.

Günümüzde de aynı sahneler tekrarlanıyor.

Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kerametleri kendilerinden menkul bir yığın ‘Devlet aydını’  senaryolar yazıyor, devşirme Kürtler oynasın istiyor.

Yeni TREND şu:

Kürt aydınları, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri PKK’ye karşı tavır almalı, onu eleştirmeli, silah bırakmaya zorlamalı.

Bunu yaparken de AK Parti’nin demokratikleşme programlarına destek vermeli, iktidarı zora sokacak eleştiri ve üsluptan kaçınmalı, anlayışlı olmalı, ona zaman tanımalı, fazla aceleci olmamalı.

İlk başta çok doğru ve akıllıca bir yaklaşım gibi görünüyor.

Peki! ‘Pazarlığa’ başlayalım.

Kürt aydınları PKK’yi eleştirir ve karşı koyarsa; silahlar da tamamen susarsa, hatta PKK kendisi buna karar verir ve ellerinde Türk bayrakları bulunan beş bin PKK’li Habur’a gelerek güvenlik güçlerinin ‘şefkatli kollarına’ teslim olursa; ne veriyorsunuz?

Kürtçe ana dille eğitim olacak mı?

Kürtçe Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde kamusal alanda kullanılabilecek mi?

Cezaevlerinde, Avrupa’da ve dağda olanlar bir toplumsal barış yasasıyla evlerine dönebilecek mi?

Değiştirdiğiniz, köy, kasaba, nehir ve şehirlerin esas tarihi, kadim isimleri iade edilecek mi?

Petrol, su ve elektrik başta olmak üzere tüm ekonomik değerlerimiz istifademize sunulacak mı?

Irak, İran ve Suriye’deki kardeşlerimizle (Kürt, Arap, Türkmen, Yezidi, Süryani…) aramızdaki tel örgüler, mayınlar kalkacak mı?

Bu sorulara kandırmadan, dolandırmadan ve uzatmadan ‘EVET’ diyorsanız bir sorun yok.

‘Yahu niye bu kadar sıkboğaz ediyorsunuz?

‘Bana güven, gerisini merak etme sen’

Diyorsanız, fındık kadar beyni olmayan hamsilere bu kadar akıl fazla.

Biz önce PKK’yi bitirelim, sonra da sizin icabınıza bakalım siyaseti tam bir şark kurnazlığı.

Kürtlerin yarısından fazlası PKK gibi düşünmüyor, PKK’de bunu biliyor.

PKK gibi düşünmeyen Kürtlerin PKK’ye çok ciddi eleştirileri var.

Başta PKK’nin kendinden başkasına tahammül etmeyen katı ideolojik yaklaşımı olmak üzere,

Samsun’daki polislerin öldürülmeleri de, Tokat Reşadiye Olayı da, İskenderun ve Dörtyol eylemleri de eleştirildi, eleştiriliyor.

Nişantaşı sosyetesinin de Kürt beyzadelerinin de çocuklarına bir şey olmadığı, öldürülenlerin Türk olsun, Kürt olsun neredeyse tamamının ayağı şalvarlı, başı yazmalı fakir annelerin 20’li yaşlardaki gencecik masum çocukları olduğu binlerce kez dile getirildi.

Bunların hepsini söyleyelim.

Ancak sonra da dönüp, Almanya’da;

‘Asimilasyon bir insanlık suçudur, Almanya’daki Türklere Türkçe eğitim hakkı tanınmalı’ dedikten sonra ‘Kimse benden Kürtçe ana dille eğitim hakkı beklemesin’ diyen

Başbakan Erdoğan’a da:

‘Bak kardeşim sen ağzı Kuran’lı birisin bu sözler sana yakışmadı. Ana dille eğitim hakkı insani ve aynı zamanda da İslami bir haktır, sözlerini düzelt’ diyelim.

Meşru, insani, İslami ve demokratik haklarda inancımız, partimiz ve siyasetimiz ne olursa olsun doğru bir yerde duralım, tek vücut olalım.

Hz. Peygamber’in ‘Mazlumun dini sorulmaz’ düsturuna uyalım.

Bu sözleri söylemeyen/söyleyemeyen, en az PKK’yi eleştirdiği kadar devlet ve Hükümete de eleştiriler yöneltmeyen her Kürt, DEVŞİRME’dir.

BDP’de 20, AK Parti’de 75 tane Kürt milletvekili var.

Gözlerimiz üzerlerinde, kulaklarımız ağızlarında;

BEKLİYORUZ!

özgünduruş

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.