1. YAZARLAR

  2. Muhammed YILDIRIM

  3. Derviş ve Ölüm
Muhammed YILDIRIM

Muhammed YILDIRIM

Yazarın Tüm Yazıları >

Derviş ve Ölüm

A+A-

 

Okuduğum romanlardan, en çok beğendiklerini sırala deseler muhakkak Meşa Selimoviç'in "Derviş ve Ölüm" isimli eseri ilk 5'te yer alırdı. Meşa Selimoviç, Boşnakların dünyaca ünlü yazarlarından biridir. Boşnak ve Bosna deyince aklımıza hep ilk gelen Aliya olmuştur.

Meşa Selimoviç, Aliya İzzet Begoviç'ten 15 yaş büyüktür. Yanlış hatırlamıyorsam 'Müslüman Genç' davasında beraber yargılanmışlardır. Yazar, düşünür ve edebiyatçı olarak birçok övgüyü hakkettiği kanaatindeyim.

'Derviş ve Ölüm' bir roman olsa da, bu esere sadece bir roman demenin haksızlık olacağı kanısındayım.

Yıllar önce okuduğum bu romanı, kitap tavsiyesi isteyen herkese naçizane tavsiye edip dururdum. Geçenlerde kitaplıkta gözüme ilişince elime aldım, sayfaları çevirirken altını çizdiğim yerler gözüme çarptı, bir iki derken baktım romanlarda pek yapmadığım bir şey yapmışım. Altı çizili yerleri okurken kendimi içinden geçtiğimiz 'süreçlerle' kıyas yaparken buldum.

Yeni kitap okumaya başlayan gençlere bir roman olarak rahatlıkla önerilebileceği gibi, özellikle hangi düzeyde olursa olsun iktidar sahiplerine, devlet adamlarına, aynı rahatlıkta önerilebilecek bir eser.

Ve daha önemlisi, düzeni, iktidarı beğenmeyen değişime tabi olanların izleyeceği yol yöntem konusunda ayrıca iyi bir uyarıcı olabilir...

Derviş ve Ölüm, Meşa Selimoviç'in, Yugoslavya ordusunda subay olan abisinin haksız yere öldürülmesi ve cenazesinin dahi ailesine verilmemesinin kendisinde yarattığı derin acının yanısıra, 'adalet ve intikam' duygularıyla tutuştuğu zamanlarda kaleme aldığı eseridir.

Kitaptan bazı notlar ve özetin özeti sayılacak anlıntılar yapacak olsam da bu yazının bir kitap değerlendirme yazısı olmadığını belirtmek isterim.

Kitabın kahramanı Ahmed Nureddin, Mevlevi Tekkesinde kendi halinde yaşayan bir derviştir. Savaş sonrası gelip yerleştiği bu kasabaya daha sonra kardeşini de getirir.

Bir gün kardeşinin tutuklandığı haberini alır. Kalede tutulan kardeşinin neden tutuklandığını araştırmak ve kurtarmak için uğraşırken, kardeşinin ölüm haberini alır ve bu haber onu derinden etkiler.

Ne olduğunu öğrenmek için araştırmaya başlayınca, kasabanın eşrafından birinin, Kadı'nın ve Kaymakam'ın da içinde olduğu bir entrikaya kurban gittiğini anlar...

Araştırması sırasında karşılaştığı adaletsizlik, aşağılanmanın yanısıra 'adalet isteğindeki ısrarı', tutuklanma ve işkencelerle neticelenince, kendi iç dünyasında gönülden bağlı olduğu bir-çok şeyin sarsılmasına ve sorgulanmasına yol açar.

Ne yapacağını, ne yapması gerektiğini düşünürken, "Şimdi ben neyim? Ödlek bir kardeş mi, yoksa inançsız bir derviş miyim?" sorusuyla iç dünyasında başlattığı tartışma onu bambaşka bir mecraya sürükler.

İntikam almaya karar verir ve bunun için planlar yapmaya başlar.

Rastlantılar onu Kadı'nın kayınbiraderi olan Hasan'la biraraya getirir. Hasan hem en iyi dostu ve sırdaşı, hem de planlarındaki en iyi yardımcısı olur...

Derviş, emeline yaklaştıkça aynı oranda değişime uğrar. İç dünyasında müthiş kavgalar olsa da hedefe giden her yolu mubah kabul etmiştir ve sonunda isteği gerçekleşir...

Kurduğu tuzak neticesinde; kardeşinin tutuklanması ve ölümünde payı olan zengin adam tutuklanır, Kadı öldürülür ve Kaymak da sürgün edilir. Kardeşi için çokça aracı gönderdiği ve bizzat gittiği Kadı'nın cenazesinin başına gelir, cenazeye bakar ve daha önce Kadı'yı gördüğündeki hali gelir gözünün önüne. Şöyle tarif etmişti: Ürkek, güvensiz tedirgin. Korkudan uyuyamadığı için gözelerinin altı morarmış, halkın içine çıkamadığı için benzi kül rengi...

Halk ayaklanmıştır ve Derviş bu defa halkı sükunete çağırır, bu esnada halk kendisinin Kadı olmasını ister ve dervişlikten şeyhliğe bir anda terfi eden Ahmed Nureddin Kadı olur.

Yeni Kadı önce maaş almamaya karar verir ama...

Eski Kaymakamın tehditleri, yenisinin kendisiyle uğraşması, müftünün kendisinden haz etmemesi sebebiyle onun da 'tıpkı onlar gibi' bir ekibinin olması gerektiğinden ve tabi bu ekibin maddi olarak doyurulması gerekliliğinin yanısıra, Kaymakam, Müftü ve hatta Vali'den kendisi hakkındaki konuşmaları kendisine getirecek adamlar için de ayrıca para gerektiğinden maaş almaya karar verir. Tabi ki, durum bundan fazlasıdır. İstanbul’daki vezirlerden biriyle de bir ilişki kurmalı ve bunun yolunun da övgü dolu mektupların yanısıra yanında gidecek değerli hediyelerden geçtiğini de öğrenmiştir Ahmed Nureddin. Ve takdir edersiniz ki, bunun için maaştan fazlası gerekmektedir.

Vali'nin kendisini çağırıp 'yaptığın her şeyden haberdarım, kurduğun tuzakları ortaya çıkarmayacağım ama bunun şartı da sana söylediğim her şeyi yapacaksın' demesi ve onun da bunu kabul etmesinin verdiği derin ıstırap yetmezmiş gibi bir de yukarıdaki nedenlerden dolayı, bir-çok yolsuzluğa bulaşır. Ve nihayetinde kendisinden en yakın arkadaşı, dostu Hasan'ın tutuklanmasını isterler. Başta dirense de kaybedeceği şeyin sadece makam, mevki olmadığı kendisine hatırlatılınca istenileni yapar ve arkadaşını tutuklar. Kendisiyle hatalarını açıkça konuşan ona eskisi gibi açık ve şeffaf davranabilen, korkudan kaynaklanan saygı veya sahte sevgi gösterisi yapmayan tek kişi Hasan'ı da kaybeder.

Hasan'dan sonra en yakın arkadaşı ve katibi olan Molla Yusuf, Kadının mührünü kullanarak Hasan'ı kurtarır ve ikisi beraber kaçınca Kaymakam, Müftü ve Vali, bu olayı Kadı'nın planladığına inanır. Oysa Ahmed Nureddin içindeki tüm savaşlara rağmen böyle bir şey yapmamıştır.

Çünkü bedelinin canı olacağını bilir ama kimseyi bu gerçeğe inandıramaz. Ölüm korkusu kendisinde müthiş bir sarsıntı ve korkuya neden olunca, kendisinin bu haliyle önceki Kadı'ya ne kadar benzediğini fark eder birden. Onun gibi tedirgin, ürkek çekingen en ufak sesten korkan şüpheci halini fark eder.

Kitabın başlarında Derviş, kardeşi için adalet ararken hapsedildiğinde, ölüm hakkında düşünürken şunları söyler:

" Öldüğüm gün, taşınırken tabutum,

Acı duyacağımı sanma bu dünyanın ardından,

Ağlayarak; yazık oldu, diye konuşma,

Yok oluyorlar mı batınca güneş ve ay?

Ölüm sandığın şey, aslında doğuştur.

Zindan gibi görünür mezar, oysa ruh özgürlüğe kavuşur.

Hangi tohum büyümez ekilince toprağa?

İnsan tohumundan şüphen mi var yoksa?

Derviş'ken ölüm hakkında yukarıdaki mısraları söyleyen ve bu söylediklerine inanan ölümden korkmayan hatta yer yer arzulayan Ahmed Nureddin, inancını, uğruna çokça mücadele ettiği adaleti, ahlâkı değerleri bir kenara bırakarak elde ettiği Kadılık makamını kaybetme ihtimali ve kadı olduktan sonra yaptığı tüm haksızlıklar, hukuksuzluklar sebebiyle değil, yapmadığı bir şeyden dolayı(tıpkı eski kadı gibi) ölme ihtimali belirince bu defa ölüm hakkında müthiş bir korkuya kapılır ve şunları söyler:

"Kendi kendime bitkin bir halde, 'ölüm', 'son' diye mırıldanıyor, bir zamanlar kale bodrumlarında gönül rahatlığı içinde ölümü beklerken olduğu gibi, bu sözcüklerin anlamlarını kavrayamıyordum. Her şeyi bildiğim halde bu, bana uzak, akıl almaz bir şeymiş gibi geliyordu. Ölüm, son, tuhaf doğrusu."

Ve şöyle devam ediyor:

" Olmaz, hayır, asla! Yaşamak istiyorum ! Ölünceye dek tek ayaküstünde, daracık bir tahtanın üstünde kalsam bile, yine yaşamak istiyorum. Mecburum! Savaşacağım. Önüme geleni dişleyecek, tabanlarımın derisi düşünceye dek koşacak, bana yardım edecek birini bulacak, gerekirse bıçağı gırtlağına dayayarak o son denen şeyden, ölümden kaçacağım...

Ve Kadı işledikleri suçlar sebebiyle olmasa da canından olur....

Kitabın son satırları ayrıca sarsıcıdır...

Muttakiler için hidayet kaynağı ve yol gösterici olan kitaptan(Kuran) şu ayetlerle biter:

 Hokka ile kalemi ve yazmakta olan şeyleri tanıklığa çağırıyorum.

Yanıltıcı akşam karanlığını, geceyi ve gecenin canlandırdığı her şeyi tanıklığa çağırıyorum.

Ayın on dördü ile şafak vaktini tanıklığa çağırıyorum.

Kıyamet gününü ve kendi kendini kınayan ruhu tanıklığa çağırıyorum.

Her insanın daima zararda olduğuna dair her şeyin başlangıcı ve sonu olan zamanı tanıklığa çağırıyorum"!(Kuran)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum