1. YAZARLAR

  2. Ahmet AY

  3. DERSİM KATLİAMI -2- AĞIR BLANÇO
Ahmet AY

Ahmet AY

Ahmet AY
Yazarın Tüm Yazıları >

DERSİM KATLİAMI -2- AĞIR BLANÇO

A+A-

 Türkiye tarihinin acı ve de bir o kadar karanlık vadisinde akmakta olan kan 76 yıl önce Dersim yarasından akan kandır. Bu güne kadar yapılan tarih çalışmaları -ki bunların sözlü olanı evla idi- yazılan anılar, yapılan araştırmalar, romanlar, şarkıların tümü yaşanan bu acı olayın üzerindeki perdeyi aralamaya yöneliktir.

Önce şunu ifade edelim ki cumhuriyet döneminde 1919–1925 arası yılları Kürt varlığının kabul edildiği, 1925–1950 yılları inkâr ve asimilasyonun esas alındığı iki önemli evredir.

Dersim olayının bu kadar acı bir şekilde bastırılmasının önemli bir nedeninin dönemin yetkililerinin uğradıkları hayal kırıklığı olduğu kanaatindeyim. Zira dönemin aktörleri olan Renda-İnönü ikilisi“Alevilerin daha erken Türkleştirilebileceğini” düşünmüşlerdi. Seyyid Rıza olayıyla birlikte bu hayallerinin gerçekleşmeyeceğini fark ettiklerinde bu öfkelerini Dersim’e bomba yaparak yağdırdılar.

İnönü;

Erzincan Kürtleşirse Kürdistan kurulabilirderken Erzincan’ın Alevi nüfus ve nüfuzuna da dikkat çekmiştir. Dersim’in Alevi nüfuzunun Erzincan’ı rahatlıkla etkileyeceğini düşünen imhacılar, Dersim olayıyla birlikte bu paranoyalarına yenik düşüp tarihte çok acı izler bırakan katliamın yanı sıra Seyyid Rıza’yı idam etmişlerdir.

Şunu bilmemiz gerekiyor ki Dersimli kendi geleneklerine bağlılıkta tavizsizdi ve bugün de geleneklerinin yaşaması için mücadele veren bir yöredir Dersim. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Dersimli kendi geleneklerini yaşatmak ve buna göre yaşamak arzusundaydı. Ulusalcı akıl, Dersim ve diğer bölgelerde gerekirse kan akıtarak kimsenin 'kendisi' olarak yaşamasına izin vermiyordu.

Bu tehlikeyi bilen Dersimliler silahlarını teslim etmiş, devletin bir katliama girişmemesi için yetkililere haber de göndermişlerdi. Dolayısıyla Dersim’de bir isyan olmadı, İnönü, 1925 Şeyh Said ve sonrası dönemin bütün kin ve garezini burada kusturdu.

İnönü, Seyit Rıza’nın 10 Eylül 1937 tarihinde teslim olmasından hemen sonra 18 Eylül de TBMM'de Dersim ile ilgi şunları söyler: "Cumhuriyetin imar ve ıslah programına muhalefet eden, nüfusları az olmakla beraber altı aşirettir. Bugün bu altı aşiretten birinin reisi imha edilmiş ve diğer reislerin hepsi yakalanmış ve adalete teslim edilmiştir." Meğer neymiş? Dersimliler 'imar ve ıslaha' muhalefet etmişler!

Kimler? Sadece '6 (altı) aşiretin bir kısmı…'  Haklı olarak soruyoruz:

İnönü’nün dediği isyan “6 aşiretin bir kısmı ile ise, bu ‘isyan’ı bu '6 aşiret'in bir kısmı' nasıl çıkardı? Bu 6 Aşiretin bir kısmı ile isyan çıkarılabilir mi? Peki,

İnönü burada neden 'isyan' değil de 'muhalefet' diyor? ‘Muhalefet’ olan şey neden katliam ve idamdan önce isyan olarak adlandırıldı? Dersimliler isyan etmek isteseydi silahlarını teslim eder miydi? Burada bütün'isyanlar için' dikkatlerden kaçırmamamız gereken bir konu da, eğer isyanlar önceden planlanmış olsaydı ülkenin en zayıf olduğu Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş sürecinde olması daha uygun olurdu gerçeğidir.

1935 ve sonrasında meclis başkanlığı yapmış olan Abdulhaluk Renda gibi devlet adına İnönü deVazifemiz, Türk vatanı içinde bulunanları mutlaka Türk yapmaktırTürklüğe ve Türkçülüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız diyorsa orada Türk ve Türkçü olmayanlar isyan etse de etmese de zaten “kesilip atılacak”lardır. Bundan başka seçenek var mı? Dolayısıyla dindarların, Kürtlerin, Alevilerin, Rumların, Ermenilerin kesilip atılma kararı 1925'deki Şark Islahat Planıyla verilmişti. Kaldı ki bu“siyaset belgesi”nden önce de, katliamların “hukuksal belgesi” olan 1924 Anayasası hazırlanmıştır. Ve acısı asırlara tesir eden bu acı yaşanmıştır.

Nasıl mı? İhsan Sabri Çağlayangil –ki o dönem Malatya emniyet müdürüdür- katliamı nasıl anlatıyor bakalım;

Neticeyi söylüyorum. (…) Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı.  Mağaraların kapısının içinden ve bunları fare gibi zehirledi. 7’den 70’e Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir hareket oldu. Dersim davası da bitti. Hükümet otoritesi de köye ve Dersim’e girdi. Dersim böyle bitti.

Çağlayangil’in itiraflarında Atatürk’ün “Bu meseleyi kökünden hallediniz” dediğini ve Kılıçdaroğlu’nun yaptığı röportajda da Dersim’e vali olarak atanan General Abdullah Alpdoğan’a Atatürk’ün, “Bütün ordu iştirak etsin ve Dersim’i temizleyin” emrini verdiğini Çağlayangil itiraf ediyor. Oysa Dersim aşiret liderleri daha önce kendilerine verilen topraklar dönemin valisi tarafından geri alındığı halde isyanı akıllarından geçirmemişlerdi.

Atatürk’e Dersim katliamıyla ilgili en ayrıntısına kadar haber verildiğini biliyoruz. Hatta idam gecesi Atatürk'ün Elazığ'da idam meydanına çok yakın olan Gar'da Seyit Rıza'yla görüştüğü ve bu görüşmelerdeki konuşmalardan dolayı idam öncesi Seyit Rıza'nın "Ben sizin hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu, ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun!” dediğini de biliyoruz.

Gelin katliam sonrası rakamlara bakalım da amacın ne olduğunu daha net görelim:

Dersim'de 90 Aşiretten 347 önde gelen aile Ege illerine ve Trakya bölgesine sürgün edilir. 72 aile Tekirdağ'a, 38 aile Edirne'ye sürülür.

56 aile Kırklareli'ne, 65 aile Balıkesir'e, 73 aile Manisa'ya ve 34 aile de İzmir’esürülüp mecburi iskâna tabi tutulur.

Tekirdağ merkez kazasına toplam 16, Hayrabolu kazasına 14, Malkara kazasına 8, Saray ilçesine 19, Çorlu ilçesine de 15 ailesürülür.

Vize ilçesine 9, Babaeski’ye 11, Lüleburgaz’a ise 18 ailemecburi iskâna tabi tutulur.

1938'in bahar aylarına gelindiğinde yapılacak harekât için her şeyi düşünen hükümet,

Resmi belgelere göre Elâzığ'da faaliyet gösteren Turan Matbaası'nda 'kundaklama bilgisi' içeren bir de el kitapçığı da bastırmış.

Köy baskınlarının, ev yakmaların nasıl yapılacağını anlatan kitapçıklar, bölgeye sevk edilen tüm subaylara dağıtılmış.

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'nın 1931'deki raporunda "tamamen temizleyelim" dediği Dersim'de, İsmet İnönü'nün 1935'deki 4 aşamalı raporu sonrası düğmeye basıldı.

Dersim katliamında kaç kişinin öldüğü ya da sürgüne gönderildiği tartışıldı durdu. Resmi raporlar 10 bin, tarihçiler 30 binden bahsetti. Dersim'le ilgili 1937 tarihli Dördüncü Umum Müfettişlik Raporu'na göre 13 bin 160 kişi öldü, 11 bin 818 kişi sürgün edildi.

O dönemde gerçekleşen nüfus artış hızı düşünüldüğünde Dersim nüfusunun en az 140 bin seviyesinde olması gerektiğinden hareket eden bilimsel araştırmaya göre, bölgede en az 50 bin kişi kayıp.

Peki, kamuoyunda 'Dersim'in Kayıp Kızları' olarak bilinen olay ne ola ki?

Jandarma Genel Komutanlığı belgelerinde, Dersimli çocukların nasıl devşirileceği detaylarıyla anlatılıyor. Ailelerinden alınan Dersimli kız çocuklarının Türk gençleriyle evlendirilerek asimile edilmesi sağlanacaktır.

Acı mı dediniz? Yok, çok acı hatta çoktan da çok…

Şimdi Cumhurbaşkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan ve başbakan Ahmet Davutoğlu’nun neden bunu bu kadar önemsediğini anladık mı? Acı, çok acı…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.